Derlermiş ki bir zamanlar Küçük bir dükkanda küçük bir kız Korku değil ama, bilmiyor ki onu Daha iyi olmak için çalışırmış gün boyu Bazen sevilir bazen üzülür Ama sevemezmiş insanları bir türlü Sihirmiş en hoşuna giden Bütün canlılar gibi yeryüzündeki Yaşamak mı büyümek mi diye kapısına gelenleri Sihir aramaya gönderirmiş her türlü Dünya, bildiğimiz dünya Henüz kimsenin durduramadığı O koca, insafsız dünya Gelmiş bir gün bu küçük dükkana Küçük kızımızın yanına Sabahları şu yanlarım ağrıyor biraz Bir de yaşamak mı büyümek mi diye sormuş Küçük kız küçükmüş ama dünyayı tanırmış Ne badireler atlatmış bodur insanlarla Ne maceralara girmiş macarlarla Ne çok sevişmiş, sevenlerle kendisini Dünyayı gördüğünde, o klasik yuvarlağı Hemen salık vermiş orta dünyayı Büyü sadece orada çünkü Diye de eklemiş bilmiş bilmiş Dünya o günden sonra bırakmış dönmeyi Aramaya başlamış orta dünyadaki büyüyü Tek ihtiyacı olan sihirmiş demek ki Bir şey ifade edecekse Volkanlar bir de, sönmemiş olanlar ama Dünyadan vazgeçen küçük kız Ateşe atmaya çalışırken yakalanmış Eteğinde son kalan sevgiyi de Gerçek değil bunlar demiş dünya uzaktan Bana bir şey ifade etmiyor kilometreler Yeni bir ekvator ya da salgın Sadece o kız biliyor, sadece büyü biliyor Sadece sana ihtiyacım demiş dünya Benim sadece sana ihtiyacım var Beni istemiyorsun diye bir ses gelmiş uzaklardan İsteseydin burada olurdun Sonra kurbağaya dönüşmüş her şey Ya da kara Sihir böyle bir şeymiş çünkü Günü kurtarıp, sevgiyi yakan O kızın eteklerine sarı ziller takan Hayatın kendisiymiş aslında O zaman demiş küçük kız etekleri zil çalarak Gerçek sihir hayatın kendisidir Sevildiğimiz kadar sevelim Dünya, Volkanlar, Hayat, bir de diğerleri Yıkıp yakmışlar dükkanı Kovalamışlar o küçük kızı Kimse kimseyi sevmiyor diyerek Neden sonra aklına gelmiş şairin, Aklıma geldi benim neden sonra Herkes hak ettiğini alıyor Saat gece yarısını vurmadan daha