Pembeden Siyaha

Pespembe bir hayat bu Siyaha boyamak istediğim Samimiyetsiz gülüşlerinizi Tek tek yakacağım İnandığım dünyanızı Gölgelerden dışarı atacağım Niyetim yok bir şeyleri değiştirmeye Her şey, herkes mavi ve titreşiyor olsa da Kanasa da kış dört köşeden İnanmış olsam da bir zamanlar size Çok kolay benim için, bilirsiniz Her şeyi bırakmak böylr gidişine Aksak bir düzen bu… Continue reading Pembeden Siyaha

Öldüm mü?

Sarsak sarı hayatlar Soluk bembeyaz suratlar Hangimiz yaşıyor, hangimiz ölü Kim biliyor gerçekte dünü Kırık parçalanmış bir canavar Dökülüyorum her bir kelimeyle Söylemedi kimse biteceğini Hazırlamadı karanlığa Uyanabilecek miyim artık Bitecek mi yalanlar Yapış yapış bacaklar Kükürt mü kokuyor burası Nefes almaya çalışan bir köpek Ruhunu satmış, bağırsaklarını Bitiyorum yavaş yavaş Satıyorum bedenimi, satıyorum Dişlerimi,… Continue reading Öldüm mü?

Dört Kişilik Yalnızlık

Dört yüz var masada oturan Bulanık ama tepsiyi taşıyan adama hepsi Uzak yerleri düşündüğünden belli Şarkıyı da dinlemiyor garson Boyunu aşan şeylere şu an ilgisi Dört değişik insan var masada. Bildik bir şarkı söylüyor sahnedeki Her akşam aynı, aradan sonraki dördüncü Birkaçı ağlıyor kalanı uzaklarda Ne zamandır ıslanmamış gerçi onun gözleri Dört farklı siluet uzaktan… Continue reading Dört Kişilik Yalnızlık

Düşenler

Her şey düşüyor etrafımda Ses yok ama hiç Yalan çünkü olan biten Söylediğim şarkı, oynadığım kumar Ölümü bekleyen herkes gibi Bugün, yarın, unutacağın başka bir gün Everest mi tırmandığımız? Karanlık mı bizi zorlayan? Yoksa şeytan mı arkada bırakan? Fandango galiba aldırmadığı tek dans Sol sağ sol sağ sol geri Koşuyorlar hep beraber sokaktan ileri Konuşabilsek… Continue reading Düşenler

J.Alfred Prufrock’un Aşk Şarkısı -T.S.Eliot (Başka Bir Çeviri)

 S’io credesse che mia risposta fosse A persona che mai tornasse al mondo, Questa fiamma staria senza piu scosse. Ma percioche giammai di questo fondo Non torno vivo alcun, s’i’odo il vero, Senza tema d’infamia ti rispondo.[1] Hadi gidelim o zaman, sen ve ben Akşam gökyüzüne doğru yayılırken Uyuşmuş [2]bir hasta gibi ameliyat masasında, Hadi, geçelim o bildik tenha sokaklardan… Continue reading J.Alfred Prufrock’un Aşk Şarkısı -T.S.Eliot (Başka Bir Çeviri)

Uyku Her Şey

Her şey uykudan ibaret Bazı insanların iddia edebileceği gibi Tüm o görkemli şehir hikayeleri Battaniyeler, mayalı çörekler, Çarpılmış, yüz vermeyen aşk tanrıları Dışarı çıktığın ve unuttuğun o gece Güzel ama bilinmeyen olarak sınıflandırdığın O ölen tanrıcayı da mı yedin Her şey yüzde otuz beş indirimli Her şey bembeyaz Bir yerde gizli ninniler Yılışık aşk şarkıları… Continue reading Uyku Her Şey

Kaybolan Şiir

Bir dosyam var benim, “Yeni metin belgesi” gibi (adı farklı sadece) . Biliyorum birçok kişinin vardır böyle takıntıları. Sonuçta daktiloyu bıraktı herkes, bilgisayara evrildik bir şekilde Belki de sadece ben, yazım kötü olduğu, çok kötü olduğu için belki de. Evrimle teselli ediyorum belki kendimi. Yazdığım şiirin silinmesini aptallığıma değil de evrime bağlamak daha çok tatmin… Continue reading Kaybolan Şiir

Çok Şiir

Çok fazla şiir var Aşık olmasam da biliyorum Ölmesem bile görebiliyorum İkimiz de yaşıyoruz Aptal şiirler var etrafımızda Uzun günler kısalıyor Garip balıklar yüzüyor etrafımızda Uzun gölgeler kısalıyor Tek kurşun var tabancasında zamanın Hangimizi vuracağını bilmiyor Akıp geçiyor sağdan soldan Hatırlamaya değmeyen şirler Aptal insanlar var yanlarında 15 dakikalık şöhretleriyle birlikte Yaz geçiyor, kelimeler düşüyor… Continue reading Çok Şiir

Sevgili Gelecek

Sevgili gelecek Aşağıdan yazıyorum sana Tahmin edebileceğin kadar dipteyim Ben hanginiz olduğunu göremesem de Biliyorsundur sen beni Kanunlar öyle diyor çünkü Her şey hakkında bir kanun var Seninle benim hakkımda da Sen her şeyi biliyorsun Ben tahmin ediyorum sadece Hastalık, kirlenme, kaçış Hatalı her zamanki gibi Ama sallıyorum yine de şiirlerle "Yarınlar neden yapılır biliyor… Continue reading Sevgili Gelecek

12 Saat

Saat iki buçuk Saat üç buçuk, saat altı buçuk Zaman benimle alay ediyor. Dışına çıkmamı istiyor Bir çingene düğününde başladı her şey Paniğin dansa götürdüğü yerde Dünyanın sonundan düşüp Öküzün boynuzlarına sarılıp Daha da bağıracağımız günlerde Seni seviyorum diye Yalan annelerin mirası Puştluk babaların Dans etmeyi sonradan öğrendik biz Kütüphanedeki yansımalarda Kendimizi gördüğümüzü sandık Gökyüzündeki… Continue reading 12 Saat