Kötü

Döndürülebilirliğin başlangıcındasın yine.Değiştiğini sanıyorsun her şeyin. Öyle mi gerçekten? Değişebilir mi insan onca gerçeğe rağmen? Evet dönüyoruz yine, başlıyoruz ve ben her zaman yanında olacağım, her karar anında. ** “People talking without speaking People hearing without listening People writing songs that voices never share” Bir kere daha sapladı bıçağı, normalde farklı bir ses bekliyordu ama… Continue reading Kötü

Harita

Önümde bitmek bilmeyen kareler. Telefon üç adım sonra sağa dönmeniz lazım diyor. O bile farkında değil tek başıma olduğumun. İspanya diyorum, orada olsaydım belki. Ya da Brezilya, aşığım Foucault Sarkacından beri.  Sadece kareler var oysa. Bir de piyano sesi öteki odadan gelen. Yorganı çekiyorum yüzüme doğru. Önüme bakıyorum, bir adım daha ileri. Yüzüme dokunuyorsun, düşlüyorum… Continue reading Harita

Kutu

Araba toprak yolda yavaş yavaş ilerliyordu. Gözleri kapanmak üzere olmasına rağmen, bazen sinirli bir kişneme, bazen tekere çarpan bir taş bir türlü uyutmuyordu çocuğu. Kafasını tenteden dışarı çıkararak babasına baktı. Yaşlı adam, kendinde miydi anlamadı. Zaten gerek de yoktu uyanık olmasına. Önlerinde hiç bir şey yoktu atların bilmediği. Bozkır, diye düşündü çocuk elini gözlerine siper… Continue reading Kutu

Paraya Sıkışmak

Oturuyorum, bir şeyler yazmaya çabalıyorum. Önce bir resim çizmem lazım,  ama her zamanki gibi kafamda. Başka türlü yazamıyorum bu aralar, yazar tıkanması denilen şey herhalde – ya da yazmaya çalışırken bataklığa saplanmak, bilemiyorum. Neyse bomboş bir kağıt var karşımda. Önce bir yol çizelim, her şey yollarla var çünkü, hayat da bir yol değil mi hem,… Continue reading Paraya Sıkışmak

Şiirin Peşinde

Tarifsiz bir şekilde maviye doğru kayıyordu her şey. Kaç veziri daha feda etmem gerek dedim. Kraliçe biliyorsun, diye düzeltti beni. Ne alakası vardı? Ne alakası var dedim, kimi öldürmemi istiyorsun? Uyumak istiyorum sadece dedi. Hepimiz istiyorduk uyumayı, ama önce başka bir şey vardı. Yerçekimi için bir aşk şarkısı yazmalıydım ben sabaha kadar, başlamamıştım ama henüz.… Continue reading Şiirin Peşinde

Kayıp Kehribarın Peşinde

Bilmediğim bir yerdeyiz, loş, sessiz, bizden başka hiçbir şey yok. Tatlı bir ekim rüzgarı esiyor. Oturuyoruz, hayır yürüyoruz yavaşça. Dudaklarımda tozlar, parmaklarınla siliyorsun, polenler diyorsun, portakal çiçeklerinden. Dilimle yokluyorum, gülümsüyorum. Sonra Kral çağırıyor beni, ayrılmak zorundayım diyorum. Sen gitmişsin zaten çoktan. Ben de terk ediyorum boşluğu, alevler geliyor zaten biz gidince. Yürüyorum intihar eden yaprakların… Continue reading Kayıp Kehribarın Peşinde

Gece, Melek ve Bir Sürü Saçmalık

Taksimetreyi kapattı. Tüm karanlığıyla gece serilmişti önüne. Gece yaratıkları diye düşündü. Ner...abi 20 liram var sadece olur mu? Olur muydu hiç, en az 60 yazardı orası. Maliyeti kurtarmaz koçum dedi üniversiteliye benzeyen çocuğa. Süklüm püklüm  indi arabadan Hayri. Ulan öğrenciyiz görüyorsun kabul etsen ne olur sanki, bir kere olsun yetişebilseydi şu son otobüse. Böyle giderse… Continue reading Gece, Melek ve Bir Sürü Saçmalık

Prufrock Sıkıntısı

Hadi gidelim sevgili okurum, gidelim muhteşem ikizim. Akşam hiç olmadığı kadar donuk bu gün, Londra her zamanki gibi iğrenç. Hadi atla, asla olamayacağımız o yere gideceğiz seninle. O bildik izbe restoranlara, tek gecelik pis otellere, limanın o iç karartan leşliğine ve belki de daha ötesine. Kaçmak için elimizden geleni yapacağız kendimizden ve o sorudan. Evet… Continue reading Prufrock Sıkıntısı

Kim Olduğumu Bilirsin Belki Sen

Kim olduğumu unuttum. Hala yazıyorum ama. Kim olduğumu hatırlarken de yazıyordum, şimdi de yazıyorum. Bu kez herkesin etrafına sarılı o bissürü hayattan yazıyorum ama. Gayet kolay. Gidiyor su gibi, kara kara kelimeler. Eskisi gibi ısssız değil galiba dünya. Fazla s'li ama. Sanki arkamda sürekli konuşan bir Johhny, bir de Mary var. Benim kim olduğumdan bahsediyorlar… Continue reading Kim Olduğumu Bilirsin Belki Sen

Kuyruklu Yalan – Çilem Dilber

“İshak Edebiyat ailesinin  ikinci öykü kitabı Çilem Dilber’in kaleminden çıktı. Kapakta kitaba ismini veren öyküden masalsı bir kesit var. Zaten kitabı oluşturan öykülerin büyük bir kısmı için söyleyebileceğimiz kelime de masalsı. Daha ilk öykü olan Suzey’den itibaren başkalarına Marquez’in – aslında daha çok Onat Kutlar’ın – mirasını çok iyi bir şekilde kullanıyor yazar. Büyülü gerçeklik, … Continue reading Kuyruklu Yalan – Çilem Dilber