İnandığımız Masallar – Giriş (ÖA Serisi)

Evet, Öğreten Adam Serisinin başka bir koluna daha hoş geldiniz. İnsan hikayeleri, büyüklere masallar ve insanların inandıkları masallar gibi başlıklardan sonra İnandığımız Masallar gibi pop bir isim tercih ettim Felsefe serisindeki hatayı tekrarlamamak için. Evet, birçoğunuzun henüz anlayamadığı gibi yine internette milyonlarca örneği bulunan ve büyük bir ihtimalle o sayfaların arasında kaybolacak bir konuya giriyorum… Continue reading İnandığımız Masallar – Giriş (ÖA Serisi)

(Benim Gibi ) Aptallar İçin Kolay Felsefe – 105 – Platon (ÖA Serisi)

Merhabalar, bu bölümde daha önce ismi bolca geçen, Sokrates’i yarattığı düşünülen, o bildiğimiz cüce gezegenle (ve doğal olarak Roma yeraltı tanrısıyla) alakası olmayan, yüzyıllar sonra İngiliz bir felsefeci (Alfred Whitehead, ama çok önemli biri değil) tarafından “Tüm batı felsefesi tarihi Platon’a düşülmüş bir dipnottan ibarettir” sözü ile başı göğe eren, ülkemizde (daha çok x kuşağı… Continue reading (Benim Gibi ) Aptallar İçin Kolay Felsefe – 105 – Platon (ÖA Serisi)

Demek Ulysses’i Okumak İstiyorsun?

Demek Ulysses’i okumak istiyorsun sorusuna verilen cevap genelde kolay gelsin oluyor. Zor bir kitap Ulysses edebiyatla hafiften haşır neşir olan herkesin bildiği gibi. Eleştirmenler, okuyucular ya da bloglarında kitabı inceleyenler demiyor sadece bunu. Joyce’un kendisi profesörlerin yüzyıllarca ne demek istediğini tartışacaklarını iddia ediyor olanca ukalalığıyla.  Evet, adam çalışmış, yazmış, birçok şey denemiş, bir çok farklı… Continue reading Demek Ulysses’i Okumak İstiyorsun?

Paraya Sıkışmak

Oturuyorum, bir şeyler yazmaya çabalıyorum. Önce bir resim çizmem lazım,  ama her zamanki gibi kafamda. Başka türlü yazamıyorum bu aralar, yazar tıkanması denilen şey herhalde – ya da yazmaya çalışırken bataklığa saplanmak, bilemiyorum. Neyse bomboş bir kağıt var karşımda. Önce bir yol çizelim, her şey yollarla var çünkü, hayat da bir yol değil mi hem,… Continue reading Paraya Sıkışmak

Ondan Sonra

Omuzları vardı önce Çok fazla omzu Üzerinde taşıdığı yaralar, Onlar da fazlaydı Tıpkı gözleri gibi Tıpkı bir ekim sabahı Petersburg'da Gözlerini kaparmış gibi Neye inanacağını bilmiyordu Yaralar canını yakıyordu Hayat canını sıkıyordu Bir silah, bir silah verseydiler eline Her şey istediği gibi olacaktı Biri elini tutsa, soğuk ellerini Her yere gidebilecekti sankl Buradan başka ama… Continue reading Ondan Sonra

Gizli Kusur – Thomas Pynchon

Thomas Pynchon’un Türkçeye çevrilen ikinci kitabı 2009 yılında yazdığı Gizli Kusur (Inherent Vice) oldu. 46 Numaralı Parçanın Nidası‘nda olduğu gibi yine Feride Evren Sezer’in çevirisiyle İthaki yayınlarından çıkan kitabın 2014 yılında Paul Thomas Anderson imzasıyla filmi de yapılmıştı. Yazarın şu ana kadar filme çekilen ilk kitabı bu. Ülkemizde ne yazık ki Thomas Pynchon ismini bilen… Continue reading Gizli Kusur – Thomas Pynchon

Şiirin Peşinde

Tarifsiz bir şekilde maviye doğru kayıyordu her şey. Kaç veziri daha feda etmem gerek dedim. Kraliçe biliyorsun, diye düzeltti beni. Ne alakası vardı? Ne alakası var dedim, kimi öldürmemi istiyorsun? Uyumak istiyorum sadece dedi. Hepimiz istiyorduk uyumayı, ama önce başka bir şey vardı. Yerçekimi için bir aşk şarkısı yazmalıydım ben sabaha kadar, başlamamıştım ama henüz.… Continue reading Şiirin Peşinde

Nefes Almaya Çalışmak

Geri dönmem gerek artık hayataUzat elini belki tutarımDünyanın sonu yaklaşıyor zatenBitirecekler işini tek hamledeGüneş ki en kötüleri onlarınBıraktılar beni tek başımaKimseye bir şey söylemem gerek yokÖzür dilemeyeceğim aptallığım içinBelki son yaşamım olacak buBelki de en uzunuDelirmeye başladım yavaş yavaşDibe değmek üzereyim artıkYükselebilirim belki amaDalganın gereği buSadece ufak bir çabaAtmam gerek üzerimde birikenleriDışarı çıkıp kendimi aramam.Kimsenin… Continue reading Nefes Almaya Çalışmak

Cumhuriyet’e

Günaydın Cumhuriyet. Gerçi sana dede demem lazım galiba ya da nine demem (İki yıl sonra dalya diyeceksin en amiyane tabirle). Aslında puantiyeli elbisesiyle "Liberte, Egalite, Frantelite" diye Fransız bayrağını neşeyle sallayan Republique'nin yanında seni hep bıyıklı bir erkek olarak düşündüm ben. Bıyığının şekli dönemden döneme değişse de o kızgın bakışların sadece doğum günlerinde yumuşuyordu sanki.… Continue reading Cumhuriyet’e

Tekvin

Başka bir tanrının hikayesi bu, Ateşle başlayan kayıp bir tanrının.Ya da kaybeden, bir tanrı içinKullanılabilirse eğer o kelime.500 ya da 5000 yıl önce günümüzdenValsten başka danslar Yeni yeni yükselmekteykenVe berberler ve tellallarVe pireler ila bilhassa develerHenüz mevzubahis bile değil ikenÇöplerin içinden yükselen bir sesBir tenör, kontrbas, hayır bir sirenSigarasını sararken gizlice zamanDoğuyor ateş sürerken gizlice… Continue reading Tekvin

Sekiz Renkli Şiir

Sekiz renkli bir ekrandan bakıyorum sana Ulaşmak istiyorum yalnızlığına, Kaçmak istiyorum ekranımdan, kendimden Her çiçek başka bir kahraman doğuruyor açarken Her akşam başka biri ölüyor ben delirdikçe Evet her gece istiyorum ben deliler gibi Korkutuyor bu bazen Kış,ilkbahar yaz ve nihayet sonbaharda Gizlemeye çalışırken sigara deliklerini Eski bir trompet ve bir tutam dumanla Kareler ve… Continue reading Sekiz Renkli Şiir

Kaçış

Bir parça acı, kirli küçük bir harita, İnanmayacaksın sana anlatılanlara Bir anlık kapris ya da tüm hayat Şeytanlarla birlikte yaklaşıyor yanına yavaşça Yolu bulabilecek misin ağaçların arasından? Kaçabilecek misin ardına bakmadan? Yalnızız cennete düştüğümüz anki kadar Yağmur var o günlerden tek kalan Hala yaşamaya çalışıyoruz bir şekilde Güneşin yüzü hep gaddar, ay ölümcül Artık her… Continue reading Kaçış