Sıfırın Ötesinde Doğa yok olmayı bilmez. ; tek bildiği dönüşümdür. Bilimin bana öğrettiği ve öğretmeye devam ettiği her şey, ölümden sonra manevi varlığımızın sürekliliğine olan inancımı güçlendiriyor. Wernher von Braun İkinci Kısım İlk Yarı Kısım 1 Gökyüzünden Bir Çığlık Yaklaşıyor. Daha önce de olmuştu ama hiçbiri şimdikiyle karşılaştırılamaz. Ama… Continue reading Yerçekimi Gökkuşağı – (Gravity’s Rainbow -Thomas Pynchon) (Bölüm 1- Kısım 1)
Demek Ulysses’i Okumak İstiyorsun?
Demek Ulysses’i okumak istiyorsun sorusuna verilen cevap genelde kolay gelsin oluyor. Zor bir kitap Ulysses edebiyatla hafiften haşır neşir olan herkesin bildiği gibi. Eleştirmenler, okuyucular ya da bloglarında kitabı inceleyenler demiyor sadece bunu. Joyce’un kendisi profesörlerin yüzyıllarca ne demek istediğini tartışacaklarını iddia ediyor olanca ukalalığıyla. Evet, adam çalışmış, yazmış, birçok şey denemiş, bir çok farklı… Continue reading Demek Ulysses’i Okumak İstiyorsun?
Yerçekimi Gökkuşağı – (Gravity’s Rainbow -Thomas Pynchon) (Bölüm 1- Kısım 4 -İkinci Yarı )
4.Kısım İlk Yarı 5.Kısım Sonrası. Her sabah —başlarda— Sivil Savunma’dan birileri ACHTUNG birimine dünkü isabetlerin listesini gönderirdi. Liste en son Slothrop’a ulaşırdı; o da kurşun kalem lekeli o sevk pusulasını ayırır, motorize birlikten her zamanki o köhne Humber’ı1 alır ve turlarını atardı; Canavar’ın dışkılarını, yani var olmayan Alman donanım parçalarını deşelemeye giden, iş işten geçtikten… Continue reading Yerçekimi Gökkuşağı – (Gravity’s Rainbow -Thomas Pynchon) (Bölüm 1- Kısım 4 -İkinci Yarı )
Yerçekimi Gökkuşağı – (Gravity’s Rainbow -Thomas Pynchon) (Bölüm 1- Kısım 4 -İlk Yarı )
3.Kısım 4.Kısım 2. Yarı Rüzgar güneybatıya döndü, barometre düşüyor. Yığılan yağmur bulutlarının altında öğleden sonranın erken saatleri, akşam gibi karanlık şimdiden. Tyrone Slothrop da yakalanacak bu yağmura. Bugün, sıfır boylamına kadar süren, sonunda her zamanki gibi koca bir hiç olan uzun ve ahmakça bir kovalamacaydı. Bu seferki, çoğu nehre düşen yanan roket parçalarının millerce öteye… Continue reading Yerçekimi Gökkuşağı – (Gravity’s Rainbow -Thomas Pynchon) (Bölüm 1- Kısım 4 -İlk Yarı )
Yerçekimi Gökkuşağı – (Gravity’s Rainbow -Thomas Pynchon) (Bölüm 1- Kısım 3 )
2.Kısım İkinci Yarı 4. Kısım İlk Yarı Teddy Bloat’ın öğle yemeği saati, ama bugünkü öğle yemeği kasap kağıdına sarılı vıcık vıcık bir muzlu sandviçi şık kanguru derisi postacı çantasındaki diğer garip ıvır zıvırın yanına koyuyor – mini-casus kamera, bir kavanoz bıyık biryantini, meyan kökü kutusu, Yumuşak bir Ses için mentol ve kırmızı biberli Meloid’ler1 ,… Continue reading Yerçekimi Gökkuşağı – (Gravity’s Rainbow -Thomas Pynchon) (Bölüm 1- Kısım 3 )
Yerçekimi Gökkuşağı – (Gravity’s Rainbow -Thomas Pynchon) (Bölüm 1- Kısım 2 -İkinci Yarı )
2.Kısım İlk Yarı 3. Kısım Emir eri1 Onbaşı Wayne’in sürdüğü vuruk yeşil bir Lagonda ile doğuya, Vauxhall Köprüsü’nün ötesine geçip yola koyuluyorlar. Güneş yükseldikçe sabah daha da soğuyor sanki. Sonunda bulutlar da toplanmaya başlıyor. Yakınlardaki bir enkazı temizlemeye giden bir grup Amerikalı istihkam eri, şu şarkıyı söyleyerek yola dökülüyor: Hava...Cadı memesinin ucundan bile soğuk!Bir kova… Continue reading Yerçekimi Gökkuşağı – (Gravity’s Rainbow -Thomas Pynchon) (Bölüm 1- Kısım 2 -İkinci Yarı )
Yerçekimi Gökkuşağı – (Gravity’s Rainbow -Thomas Pynchon) (Bölüm 1- Kısım 2 -İlk Yarı )
1.Kısım 2.Kısım 2.Yarı Mavi fayanslı verandadan mutfağa açılan kapıdan içeri. Rutin: Geçen yaz Yank'tan1 kazanılan Amerikan blendırını prize tak, bir poker masası, limitler, kuzeyde bir yerlerde B.O.Q.2, artık hatırlayamıyorum hiç... . Birkaç muzu doğra. Kahveyi kazanda yap. Soğutucudan süt kutusunu al. Muzları sütte püre yap. Harika. İngiltere'de içkiyle aşınan bütün midelerini kaplardım... Biraz margarin, hala… Continue reading Yerçekimi Gökkuşağı – (Gravity’s Rainbow -Thomas Pynchon) (Bölüm 1- Kısım 2 -İlk Yarı )
Bırakıyorsun
Bir adım , bir adım daha, irkiliyorsun suyun dokunuşuyla O eski karpuz kokusu (çimen diyorlar şimdilerde) arkalarda kaldı Sivrisinekler de öyle O eski sevda kafandan ayrılmıyor bir türlü ama Güneş düşmeye başlamış karşında hiç de yavaş olmayan bir şekilde Bir iki beceriksiz kale ve yüzlerce gevşek beden arkalarda önemsemiyor seni Tepende Waldo'yu arayan bir çift… Continue reading Bırakıyorsun
Belki Bir Gün
Dört kişi var karşındaDört kişi hayallerini çalmak isteyenKoşuyordun ne zamandırÖğrenmeye çalışıyordun bu hayatıBir kere özgürlüğün kokusunu alınca Bir kurtarıcı aradın aklınca ilk önceHala sıcaktı ateş oysaHafızan, tek servetinYeniden başlatabileceğini fark etmedenNeye dönüştüğünü zar zor anlayıncaİzin vermedin çekip gitmeme,Yüz üstü çakılmama rağmenÖlü çiçekler verdin banaVe bağırdın, ağladın, anlattın yarınımızıFarkında mıydın bilmiyorumDurmuştum duvardaki saat gibiKullanılmıyorum yıllardırKimse inanmıyor… Continue reading Belki Bir Gün
İstiyor musun?
Televizyonda, Konuştuğumuzdan günler sonraKüçücük kutunun içinde Kim olduğunu bilemedenİstiyor musun gerçekten?Kelimeler, soldan sağa, sağdan sonaRehin tuttuğumuz kelimelerKendimizin şeytanı , kendimizin aziziÇoktan vazgeçilmemişse eğerKendi kanımızın kahramanıGökyüzü tepemize yıkılırkenÇocukluklar her yerde parçalanırkenKüçücük bir parça ışık içinHerkes olan biteni bırakabilirkenHala istiyor musun gerçekten?Off be güzelimHer şey çok eskidi artıkBağırıyorum sana sıfır derecedenBağırıyorsun hissediyorum en derindenKayboluyor ama sisin içinde… Continue reading İstiyor musun?
Her Halükarda Rüya
Elişi kağıtlarından gölgeler yaparkenAyırdına vardım hayatın birdenbireBütün bu saçma sefil tuzlu körfez şeyindeEn yalnız astronot, en suskun dalgıçEn karanlık gecede en haklı korkakBendim, Odyssey gibi aslında tek başınaNeye inandığımın bir önemi yokYa da neyi yok saydığımınBiliyorum çürük bir şey var buradaÇok eskilerden bir şeyleri hatırlatanDünyayı gri trenlerden görmeye alışmışPaslı denizlerde sürüklenen teknelerleVe evin yolunu bilmeden… Continue reading Her Halükarda Rüya





