İnandığımız Masallar  101-Yaratılışlar (3.Bölüm)

Evet, Titanları anlattık, tanrıları anlattık bir de insanoğlu’nun (Mankind humankind oldu herhalde ama buna insan insanı gibi bir ad verilmedi galiba. İnsanoğlu/kızı da diyebilirdim gerçi, neyse) doğuşuna geçelim eski Yunandaki. Sanki binlerce yıllık bir ara vermişiz gibi değil mi? Neyse ki “İnandığımız Masallar”a yeni başlayanlar fark edemeyecek bu boşluğu, ben de saçmalamayı kesecek kadar olgunlaşmadım… Continue reading İnandığımız Masallar  101-Yaratılışlar (3.Bölüm)

J.Alfred Prufrock’un Aşk Şarkısı -T.S.Eliot (Başka Bir Çeviri)

 S’io credesse che mia risposta fosse A persona che mai tornasse al mondo, Questa fiamma staria senza piu scosse. Ma percioche giammai di questo fondo Non torno vivo alcun, s’i’odo il vero, Senza tema d’infamia ti rispondo.[1] Hadi gidelim o zaman, sen ve ben Akşam gökyüzüne doğru yayılırken Uyuşmuş [2]bir hasta gibi ameliyat masasında, Hadi, geçelim o bildik tenha sokaklardan… Continue reading J.Alfred Prufrock’un Aşk Şarkısı -T.S.Eliot (Başka Bir Çeviri)

Inferno-11 (Demek İlahi Komedya’yı da Okumaya Niyetlendin!)

“Biraz ara vereceğiz inişimize, duyularımız bu pis kokuya alışsın diye; burnumuz duymaz olur, alışınca iyice.” Merhabalar, şimdiden söyleyeyim bu bölüm diğerleri gibi bol resimli, maceralı ya da cehennem yaratıklarıyla dolu olmayacak. Hani televizyon dizilerinde filler episode (doldurma bölümü?)’lar olur, ana senaryoya katkısı olmaz sadece vakit geçirmek bir hafta daha öteye gitmeye yarar, bu da öyle… Continue reading Inferno-11 (Demek İlahi Komedya’yı da Okumaya Niyetlendin!)

Işıkları Söndürürken

Işıkları söndürüyorum yavaş yavaş Serbest kalıyor benim dışımda herkes İsteyen öldürüyor beni İsteyen küfrediyor Rusya'ya Kaplanlar koşuyor miller boyunca Kızıl Ordu bırakmış şarkıları Sanki pazar değil bugün Tek bir şey var görebildiğim Boğulmak yeşil bir cehennemde Seçmek mi daha tehlikeli, boş vermek mi? Yalvarmak mı dönmemesi için dünyaya? Çok mu geç kaldım? Silinmeyecek mi artık… Continue reading Işıkları Söndürürken

(Benim Gibi ) Aptallar İçin Kolay Felsefe  – 106– Aristo(teles) (ÖA Serisi)

Evet uzun (çooook uzun) bir aradan sonra Yunan Felsefesinin üç büyüklerinin sonuncusu (ama etki olarak en büyüğü) ile karşınızdayız:  Aristo – ya da Aristoteles (Kimsenin ünlü tragedya yazarı Aristophanes ile karıştırmayacağına emin olduğumdan bundan sonra Sokrates ve Platon’un aksine Aristo diyeceğim lakayt olma pahasına) Aristo deyince aklınıza ne geliyor. Filozof? Mantık? Düşünen adam?  Bana aslında… Continue reading (Benim Gibi ) Aptallar İçin Kolay Felsefe  – 106– Aristo(teles) (ÖA Serisi)

Demek Ulysses’i Okumak İstiyorsun?

Demek Ulysses’i okumak istiyorsun sorusuna verilen cevap genelde kolay gelsin oluyor. Zor bir kitap Ulysses edebiyatla hafiften haşır neşir olan herkesin bildiği gibi. Eleştirmenler, okuyucular ya da bloglarında kitabı inceleyenler demiyor sadece bunu. Joyce’un kendisi profesörlerin yüzyıllarca ne demek istediğini tartışacaklarını iddia ediyor olanca ukalalığıyla.  Evet, adam çalışmış, yazmış, birçok şey denemiş, bir çok farklı… Continue reading Demek Ulysses’i Okumak İstiyorsun?

Amuduna Dünya

Tepetaklak yaşıyorduk bu hayatı Hayaletler, örümcekler ve biz Kendimize verilenle yetiniyorduk Kandırdılar ama en baştan beri Sözde meyvesiydik yüce bir aşkın Mandalina bile daha faydalı insanlığa Ne zaman üşütsek portakal yedirdiler bize Ne zaman bir şey aksa beynimizden ayaklarımıza Çevirdiler hiç acımadan öteki tarafa Tepetaklak değil ama Onu biz istedik, öyle yaşamayı Yarışa başlayan peygamber… Continue reading Amuduna Dünya

Pembeden Siyaha

Pespembe bir hayat bu Siyaha boyamak istediğim Samimiyetsiz gülüşlerinizi Tek tek yakacağım İnandığım dünyanızı Gölgelerden dışarı atacağım Niyetim yok bir şeyleri değiştirmeye Her şey, herkes mavi ve titreşiyor olsa da Kanasa da kış dört köşeden İnanmış olsam da bir zamanlar size Çok kolay benim için, bilirsiniz Her şeyi bırakmak böylr gidişine Aksak bir düzen bu… Continue reading Pembeden Siyaha

Öldüm mü?

Sarsak sarı hayatlar Soluk bembeyaz suratlar Hangimiz yaşıyor, hangimiz ölü Kim biliyor gerçekte dünü Kırık parçalanmış bir canavar Dökülüyorum her bir kelimeyle Söylemedi kimse biteceğini Hazırlamadı karanlığa Uyanabilecek miyim artık Bitecek mi yalanlar Yapış yapış bacaklar Kükürt mü kokuyor burası Nefes almaya çalışan bir köpek Ruhunu satmış, bağırsaklarını Bitiyorum yavaş yavaş Satıyorum bedenimi, satıyorum Dişlerimi,… Continue reading Öldüm mü?

Dört Kişilik Yalnızlık

Dört yüz var masada oturan Bulanık ama tepsiyi taşıyan adama hepsi Uzak yerleri düşündüğünden belli Şarkıyı da dinlemiyor garson Boyunu aşan şeylere şu an ilgisi Dört değişik insan var masada. Bildik bir şarkı söylüyor sahnedeki Her akşam aynı, aradan sonraki dördüncü Birkaçı ağlıyor kalanı uzaklarda Ne zamandır ıslanmamış gerçi onun gözleri Dört farklı siluet uzaktan… Continue reading Dört Kişilik Yalnızlık

Geceden Kalan

Yıldızları göremiyorum bu parlak ışıkların altında Ama herkes gidip ışıklar söndüğünde O koyu mavi dökülüyor parça parça üzerime İşte o an seni bulmak için yukarı baktığımda Orion gülümsüyor sanki hiç bir şey yokmuş gibi İncindin mi, üzüldün mü, vaz mı geçtin, ne olur söyle Yediğin en saçma meyve bu muydu bu gece Ya da yaz… Continue reading Geceden Kalan

Düşenler

Her şey düşüyor etrafımda Ses yok ama hiç Yalan çünkü olan biten Söylediğim şarkı, oynadığım kumar Ölümü bekleyen herkes gibi Bugün, yarın, unutacağın başka bir gün Everest mi tırmandığımız? Karanlık mı bizi zorlayan? Yoksa şeytan mı arkada bırakan? Fandango galiba aldırmadığı tek dans Sol sağ sol sağ sol geri Koşuyorlar hep beraber sokaktan ileri Konuşabilsek… Continue reading Düşenler

Kötü

Döndürülebilirliğin başlangıcındasın yine.Değiştiğini sanıyorsun her şeyin. Öyle mi gerçekten? Değişebilir mi insan onca gerçeğe rağmen? Evet dönüyoruz yine, başlıyoruz ve ben her zaman yanında olacağım, her karar anında. ** “People talking without speaking People hearing without listening People writing songs that voices never share” Bir kere daha sapladı bıçağı, normalde farklı bir ses bekliyordu ama… Continue reading Kötü

Harita

Önümde bitmek bilmeyen kareler. Telefon üç adım sonra sağa dönmeniz lazım diyor. O bile farkında değil tek başıma olduğumun. İspanya diyorum, orada olsaydım belki. Ya da Brezilya, aşığım Foucault Sarkacından beri.  Sadece kareler var oysa. Bir de piyano sesi öteki odadan gelen. Yorganı çekiyorum yüzüme doğru. Önüme bakıyorum, bir adım daha ileri. Yüzüme dokunuyorsun, düşlüyorum… Continue reading Harita

Uyku Her Şey

Her şey uykudan ibaret Bazı insanların iddia edebileceği gibi Tüm o görkemli şehir hikayeleri Battaniyeler, mayalı çörekler, Çarpılmış, yüz vermeyen aşk tanrıları Dışarı çıktığın ve unuttuğun o gece Güzel ama bilinmeyen olarak sınıflandırdığın O ölen tanrıcayı da mı yedin Her şey yüzde otuz beş indirimli Her şey bembeyaz Bir yerde gizli ninniler Yılışık aşk şarkıları… Continue reading Uyku Her Şey