Yarılan Kafa ve Akıp Giden Bilinç (A Rh+)

Farklı insanlar için farklı hızlarla döner dünya. Uzak mesafelerde çember çizmek daha kolaydır belki de. Frene basan da olmadığı için hiç bir şey gerçek değilmiş gibi gelir insana.Hiçbir şey sizi kurtaramazsa ne kadar çok şey bildiğinizin ya da ne okuduğunuzun ne önemi kalır, ya da kaç defa ne yazdığınızın bir metin içinde. En baştan başlayalım… Continue reading Yarılan Kafa ve Akıp Giden Bilinç (A Rh+)

Anlar Sadece

Bazı anlar oluyor, sonsuza kadar orada kalmak istiyorsun. Mesela Netflix'in o N'sinin döndüğü hatta o dönüşüm normalden biraz fazla uzadığı an. İmkansız bir huzur hali içine giriyorsun, hiç bitmesin istiyorsun o an. Bitince başlayacak o sonsuz döngüden, seçmeye ilişkin korkunç olasılıklardan kurtulmak istiyorsun bir şekilde. Ya da uykuya yenik düştüğün ama o korkunç hipnoz tam… Continue reading Anlar Sadece

Tekne

Vergillius'u daha yeni uğurlamıştık değil mi o küçük teknesinde, deniz süt liman, karıncalar su içiyordu kenarından. Biraz gidince, yakınlaşınca Plotia'sına, o tanıdık dalgalar batırmak için tekneyi vurmaya başladılar ardı ardına. Ama ben vardım her zamanki gibi teknenin içinde. Denizle savaşmayı bilen, gereğktiğinde volkanın içine atlayacak insan, tek başıma bakıyordum tepemi aşan dalgalara şaşkınca. Bir gariplik… Continue reading Tekne

Otomatik Şeker

Dört göz yola çıkmıştık. Konuşuyordu gözlerimiz haliyle. En sağdaki 852 bin dedi. Saman yolunu düşündüm, oraya kadar gidecek miydik? Önemli mi dedi en soldaki. Fazla uyuyan yoktu arkalarda. Biz de uyumamaya karar erdik. Ateş, su, toprak, hepsi farklı düşünüyordu hakkımızda. Asla uyanma demişti soldan üçüncü ve sağdan ikinci göz. Uyuyor numarasını yaptığını en başta anlamıştım… Continue reading Otomatik Şeker

Hayat – Başka Bir Bakış Açısı

Antik çağlardan beri – ilk orta yeni yakın şimdi kısaca her çağda – filozoflar hayat hakkında tartışıp durmuşlar. Nedir hayat, niye? Benim de zamanında bolca girmişliğim vardı galiba konuya. Peki şimdi ne oldu da bununla ilgili – yeniden- ahkâm kesmeye başladım (Ya da başlayacağım)? Bir şey mi değişti eski çağlardan, eski yazılarımdan beri? Bilmiyorum belki… Continue reading Hayat – Başka Bir Bakış Açısı

Gece

Gece sırdaşıdır yalnız insanın. Hayattan ne kadar çok nefret ettiğini ona haykırır bir tek. Kendine yakından bakma fırsatıdır gece. Kendine ve hayatına. Gündüzki sahte insanların, sahte ışıklara dönüştüğü bir festivaldir gece. O sahte gülücüklerin kırık geleceklere. Neyi bildiğinizin bir önemi olmadığı andır gece. Kimi nasıl sevdiğiniz ya da başlattığınız devrim bağlamaz onu. Gece belki de… Continue reading Gece

Kışı Yürümek

Yürüyorsunuz çimenlerin içinde. Ne zaman, nerede, önemli değil. Gözleriniz kapalı, benim gibi.Bİr iki damla sızıyor saçlarınızın arasından. Plansız gebeliğe benzer bir sıkıntı kaplıyor içinizi. Yalnız mıyım diye etrafınıza bakınmaya çalışıyorsunuz. Ama hala kapalı gözleriniz. Başlıyorsunuz şarkı söylemeye, bilmediğiniz bir şarkı aslında, hem de Fransızca, aradaki "Mais Je'taime"kelimelerinden anlıyorsunuz ya da anladığınızı sanıyorsuuz hepiniz ya da… Continue reading Kışı Yürümek

Trenle

Ben de biliyorum bazı şeyleri dedi önde tek başına oturan adam, Güneşin neden ısıttığını diye devam etti güneş yüzlü çocuk. Kesin olanın imkansızlığı beni bunları yaşamaya zorlayan dedi şoför. Bunlar sadece bir kaç kendini bilmez, saymasını bile bilmiyorlar diye itiraz etti hemen şoförün arkasındaki. Ya gerçekten yoksa, hızlı bir trendeki şoför kadar anlamsızsa, diye sayıklıyordu… Continue reading Trenle

Hak Etmedin Sevmeyi

https://www.youtube.com/watch?v=vZAajrxvDs4 Sen sevmeyi hak etmedin dedi televizyondaki kadın. Daha önce de duymuştum sanki aynısını. Gözlerindeki ölümü görebiliyordum. Çocuk var dedi benim gözlerimde. Hala televizyondaydı. St.Etienne’in hemen önünde. Sadece aşk, dedi arkasından gelen müziğin verdiği cesaretle, sadece aşk kıracak seni biliyorsun, ama hak etmedin sevmeyi.  Bana söylüyordu eminim, odada başka kimse yoktu, televizyonda da. Sesini kıstım… Continue reading Hak Etmedin Sevmeyi

Yazmam Lazım

Sait Faik gibi yazmasam delirecektim noktasındayım, ama şiir ya da hikaye değil. Sadece klavyedeki harflere basmak istiyorum boş bir şekilde, belki bir şeyler çıkar kendiliğinden, melodi olur yağmur gibi tesadüfi, yoksa bir şey yok kafamda. Çok şey var aslında ama yeri değil şu anda. Aslında artık hiç bir zaman yeri olmayacak kafamdakilerin. Yeni şeyler lazım… Continue reading Yazmam Lazım