Çok şey yaşıyorsun,Çok şey yaşadığını sanıyorsunÇok şey biliyorsunÇok şey bildiğini sanıyorsunNe zaman güneş doğacakSen ne zaman doğacaksınNe zaman susacaksınBağırmıyorum, konuşuyorumBir şey bilmiyorumBir şey yapmıyorumBen hiç yaşamıyorumArkama bakmıyorumYaz bitti, soğuk esiyor artıkSarıl bana diyemiyorumDokun kalbime ısıt, hissetmiyorumHerkes biliyor beniYavaş yavaş ölüyorumMüzik çok tanıdık, sonunda ağladıklarındanSözler hakeza, yavaşlatıyor dünyayıBildiğim şeytanlar düşüyor sıraylaSen hala oradasınBen hâlâ buradaDaha fazla… Continue reading Yalan
Yazar: Erhan
Kuyruk
Yazamayacağım şiirler arifesinde,Başka bir aralık perşembesindeYüzlerce kişi arasında beklerkenHiç bir şeyin gerçek olmadığını keşfetmekleBir zamanlar kim olmadığımı anlamak arasındaHarcarken hiç de değerli olmayan vaktimiÇarkların dönmediği, bekleyenlerin küfretmediğiDekoderlere bolca ihtiyaç duyulan ancakTasarruf tedbirleri nedeniyle kimsenin çözemediği Mafya, polis ve Yüzbaşı Volkan arasındaKüçük bir alevi ilk ayırt edenBelki de en günahkar ya da ilk taşı atanŞeytanın sesini… Continue reading Kuyruk
Kaçan Şiir/Hayaller
Hiç bir zaman düşünmediğimKaranlığın içinde seçememişimDoğru hissettiriyor buCennetteymişim gibiHer şeye sahip olabilirmişimDünyadaymışım gibiApayrı aksa da kanlarımızMilyonlarca karıncık, milyonlara kulakçık.Hissedebiliyor musun?Çağlayanın altındaymışımz gibiOkyanusun ya da, denizin tuzun.Bakışının içindeymişim gibiHer duvarcının ikimiz için yaptığıHer öğretmenin bildiği ama söylemediğiVe senin her dokunuşundaMidasın kulakları eşek kulaklarıSenin dokunuşun altınHiç düşünmemiştimO kadar insan arasında değişmemiştimArtik ya da sabah güneşi gözüme girenDüzgün… Continue reading Kaçan Şiir/Hayaller
2666 – Roberto Bolano
2666, 2003 yılında kaybettiğimiz Şilili yazar Roberto Bolano’nu bir nevi “hayatını adadığı “ son romanı. 5 ayrı bölümden oluşan bu roman aynı zamanda beş kitap halinde de yayınlanabilirmiş. Hatta yazar ölmeden çocukların bıraktığı vasiyette “Akıllı olun beş kitap daha iyi para kazandırır”vari bir şeyler söylüyor, ama nankör çocuklar buna aldırmayarak önümüze yabancıların “doorstopper” dediği türden… Continue reading 2666 – Roberto Bolano
Sence (Bir Şişenin Macerası)
Güneş, sıcakSürükleniyorum dalgaların arasında bir o yana Bir bu yana, dalgalarlaSuratıma, boynuma vuruyor dalganın biriKırılmıyorumUtanmıyor musun? Kırılmıyor musun?What am i, where am i, why me?Bir çocuk taş aıyor sahildenBoynumun üstü kırılıyorBoynumun üstü yokGerek de yokMesaj içimde hala ulaştırmam gerekenNeden bütün şişeler yeşil olur diyor bir martıBen kahverengiyim oysaNeden bütün şiirler anlaşılmaz olur diye devam ediyorBen… Continue reading Sence (Bir Şişenin Macerası)
İki Dakka
Dur hele bi iki dakkaParçalama hemen her bir şeyiNe zamandır anlamıyorum olan biteniKaçak yaşıyorum bu bedende senden sonraYeni doğmuş, gözleri kapalıTertemiz bir kalp ağrısıİstanbul kadar da bulantılıSamanyolu kadar ahmakça dönüyor başımGerçek günahların arkasında saklıHer zaman olduğu gibiBirileri şarkı söylüyor uzaklardaAnlamıyorum, çeviren yok, yalnız bir zil sesiŞimdi İstanbulda olmak vardı anasını satıymYa da Şangri La, stabil… Continue reading İki Dakka
Gizli Bir Yer
Kendine ait gizli bir yerKocaman gülümseyip modern bir masala Günümüzde geçen bir masala başlamak içinÇok önemsemeyecekler biliyorParlamasına rağmen ateş böceği gibiOkumayacak bile çoğuÇok şey istiyordu eskiden Şimdi sadece gizli bir köşeHangi video ya da hangi rüyaydı Veda etmeden önce aklına düşenDaha tutkusunu tüketmeden Teneke adamlar çıkmıştı önüne hepBir korkuluk çok işine yarardı oysaBir de şu… Continue reading Gizli Bir Yer
En Yakın ve En Uzak Mesafe
“Günah yoktur” dedi kız. Ağlıyordu arkasına bakmadan. Ölü çiçekleri fırlattı ve devam etti yalanına. “Günah yoktur, hepimizin kanatları kırıldı bir kere” Ölüyordu yavaş yavaş, ölüyorduk hepimiz kırılmış çiçekler gibi. Her kitabı, her şarkıyı – özelikle kırılmış şarkıları- her hapishane hücresini okuduktan sonra bile benden daha fazla biliyordu hayatı ve güllerin kokusunu. “Bir şey vardı, evet.… Continue reading En Yakın ve En Uzak Mesafe
42
Pislik olmak güzel şeyKendinden mutlu olmak en baştaHassasiyetlere karşı hassaslıkOlabildiğince ama fazla hassaslaşmadanSilkilmeden kendine gelmek içinMutlu olmak güzel şey çünküKaç kişinin harcı maskesiz dolaşmakGizlisiz, saklısız, güvensiz, suratsızKaç kişi yazabilir korkusuzcaGerçekleri, hayata dair ve bilimumKorkakları, korkaklıklarını, hortkuluklarını, Yalanları hortlamaya yüz tutmuşKaç kişi gülebilir hiç bir şey yokmuş gibiO kadar zor ki bilsen Bir çınar gibi tek… Continue reading 42
İskenderiye Dörtlüsü
Lawrence Durrell ve İskenderiye Dörtlüsü. Farklı insanlarla farklı zamanlarda okunması gerekiyor sanki. Bir de Avingnon Beşlisi var ama ben daha Fransa’ya uzanamadım Mısır’dan. Justine’e de 2066’ya başlamak için girmiştim zaten ama o da olmadı zaten daha. Neyse biz İskenderiye’deyiz şimdi ve başlıyoruz bu - puzzle gibi birbirini tamamlayan - quartet’a. Evet, neymiş bu Justine, kimmiş… Continue reading İskenderiye Dörtlüsü









