Tek başınaydı adam kendini bildiğinden beri. İstediği her şey veriliyordu. Geçen gün sırf bunu denemek için bir su aygırı istemişti üstüne binmek için. 10 dakika sonra üstündeydi. Gözdesiydi O'nun, biliyordu. Uçan teyzeler, değişik yaratıklar vardı etrafında. Her gün istediği her şeyi yiyebiliyordu. Tatlı, sebze , meyve işte ne aklına gelirse. Hiç sönmeyen bir mangal… Continue reading In-A-Gadda-Da-Vida
Etiket: Hikaye
Karanlık Gece
Karanlık olacağını tahmin ediyordu o gecenin. Ay yok dedi yanındakine. Yanında kimse yoktu aslında. Kendisi cevap verdi, evet ay yok diye. Ne kadar çok isterdi yanında onun olmasını, ayın olmasını. Kapattı gözlerini, sabahı hayal etti. Ertesi sabah mıydı bilmiyordu. Bir sabahtı sonuçta, aydınlıktı. Sabahların aydınlık olduğunu çok uzun zamandan beri biliyordu. Karanlığı mı, aydınlığı mı… Continue reading Karanlık Gece
Son Giden
"Bundan sonra ne yapacaksın" dedi, Süleyman. "Sen beni biliyorsun kalamam buralarda" dedim. Kalamazdım gerçekten de, gitmem lazımdı buralardan. Nereye, nasıl bilmiyordum. Ama gidecektim, kaçacaktım ya da, onu biliyordum. Tek ihtiyacım olan üstümde gezecek bir mouse okuydu. Tek başıma hareket etmeyecektim herhalde. Eski model bir macera oyununda olmayı düşünmek daha çok hoşuma gidiyordu. Guybrush Threepwood gibi… Continue reading Son Giden
Aynalı Hikayeler- 3
Hiç sevmiyorum onu. Geçen ay gördüm ilk kez. Hani şu yerlerde gezmeme, hapishanemden çıkmama ilk kez izin verdikleri gün. Nasıl sevinmişti koca aptal, yerde ilerliyorum ya. Kadının da ödü kopmuştu bir yere çarpıcam diye. Neyse kazasız belasız ilerlerken çıktı karşıma aptal cüce. Benim gibi yerdeydi o da. Salak salak bakıyordu bana. Tabi fazla uzağı göremiyorum,… Continue reading Aynalı Hikayeler- 3
Kestirme
"Bilimkurgu mu? Hiç anlamam" dedi Kartal. Nerden çıkarmıştı şimdi sevgilisi böyle bir yarışmayı ki. Ara sıra bir şeyler karalıyordu, Sinem'in çok beğendiği, ama bilimkurguya hiç girmemişti. "Yok be kızım " diye devam etti, "Ben kim, bilimkurgu kim, hem öyle yarışmalarda kazanacaklar bellidir şimdiden. Hayatını buna adamış insanlar var sonuçta". Ne kadar ısrar ettiyse de Sinem,… Continue reading Kestirme
Domuzlar, Şefika Abla ve Ben
Domuzlarla dolu bir akşamda tek tavuk kalmak nasılsa ben de öyleydim o gün. İzin var mı dedim Mustafa'ya. Olma mı çıktı ağzından. Çok özeniyor filmlere diye düşündüm. Her dönemde yeni bir kalıp buluyordu kendine, daha kendini bulamamıştı ama. Çıkardım bıçağı salladım etrafta dolaşan domuzlardan birine. İzin çıkmıştı sonuçta, ya da zaten intihar edecekti. İşte önemsemiyordum… Continue reading Domuzlar, Şefika Abla ve Ben
Aynalı Hikayeler-1
Farklı bir sabaha uyanmıştım o gün. Bir şeylerin farklı olduğunu seziyor, ama ne olduğunu bilmiyordum. Küçüklüğümden beri bazı şeyleri sezebilme yeteneğim olduğuna inanmak istemiştim hep. Hayatta yaptığım yanlış seçimler aksini kanıtlasa da her zaman, içimdeki bu şey hiçbir zaman bırakmadı beni. Ama ben temkinli oldum gitgide. Artık takip etmiyordum fazla o sezgiyi. Hatta bazen tam… Continue reading Aynalı Hikayeler-1
Bakkal Amca
Bedavadan biraz pahalı dedi Hamit amca. Pis bakkal mı diyeceğim adama? Hamit amca diyor tüm mahalle, biliyor hepsi ne mal olduğunu. Yeni getirdiği Çin malı ıvır zıvırları satmaya çalışıyor herkese. Kazıklanmaya en uygun model de benim ona göre. Küçüklükten beri hastayım böyle şeylere ya, kırk yaşında adam, her geçişte takılıyorum buraya. Fıstık alacaktım sadece, Avni… Continue reading Bakkal Amca
Bağlı Değilsiniz?
Ekrandaki yazıyı gördüm. Bağlı değilsiniz yazıyordu. Ne zaman gelmiştim buraya? Baktım tekrar bilgisayara. Bağlanmayı sevmiyorum yazdım. Doğruydu, herkesin herkese deli gibi bağlı olduğu bu dünyada böyle kalabilmek istiyordum. Niye buradaydım ben. Ekrandaki yazı değişti. Bağlanıyor... Olacak mıydı bu kadar seneden sonra? Bağlanabilir miydim gerçekten? Kim getirmişti ki hem beni buraya? Hemen karar vermem gerekiyordu. Dönüşü… Continue reading Bağlı Değilsiniz?
Dilek Tut, Denize At
Bir dilek yazdım kağıda geçen gün. Sonra da bir şişeye koyup denize attım. Kızmayın hemen plastik değil, eski filmlerdeki gibi yeşil cam bir şişe. Baktım uzaktan yavaşça yüzüşüne. Nereye kadar giderdi acaba? Neden bilmiyorum, orada olmak istedim. Şişenin içinde onun gittiği yere kadar gidip, denizin sonunda aşağı düşmek belki öküzün boynuzundan. Ama nasıl emin olacaktım… Continue reading Dilek Tut, Denize At








