Duvar Yazıları-29

O gece de diğerleri gibiydi, ne eksik ne fazla. Havada akşam serinliği, ay yarım hali dördüncüsünü arıyor okeye, yıldızlar yüzyıllardır şair/yazar diye adlandırılan güruha ilham verdiklerini bilir gibi göz kırpıyorlar sürekli. Ve duvarcı devam ediyor duvara, abartısız ama düzgün, telaşsız ama hızlı, yetersiz ama mükemmel. Bir tuğla , bir tuğla daha. Yorulmuştu sanki, durmadan çalışıyordu… Continue reading Duvar Yazıları-29

Levi Primo

Tersine ömürler geçireceğiz biz Yo Benjamin Button gibi değil sadeceHer şey ters olacak bizim yaşamamızdaBen, sen, akvaryumdaki primoleviBenzersiz olduğumuzu zannedip sevineceğizÖzellikle cumartesi akşam üstleriTers yaşamak marifet sanacağız, Beğenmeyenleri de göndereceğiz uzayaSonra beğenmeyenlerden biri bağıracak yukarıdanDurun siz kardeşsiniz diyeYa da düz bir yaşamda kardeş olabilecekken,Tersini tercih ettiniz siz, dünyanınEn azılı, en alımlı ve en akıllı üçlüsünü,O… Continue reading Levi Primo

Duvar Yazıları-28

Bir şeyi yazmak için bir çok şey engeller insanı. Vakitsizlik, cesaret, tembellik, sosyal koşullar, yaşam mücadelesi. Bunların hepsi duvarcıların başında da vardır elbette. Siz sanıyor musunuz ki, duvarcı evde ekmek yemiyor, sadece pasta ile geçiriyor ömürünü? Hiç düşündünüz mü duvarcılar ne diyecek anayasa değişikliği için? Tembel ve korkak duvarcı olmaz mı diyorsunuz? Evet tüm düşündüklerinizde… Continue reading Duvar Yazıları-28

Atlas Aşkı Taşıyabilir mi?

Zorlu ikilemlerle dolu, dizginli duran bir hayattaHer şeyin çifter çifter geldiği bu ikiyüzlü dünyadaSabahları deist, ikindide agnostik, akşam ateist olsam daSana inanıyordum geceleri, hep popülisttim karşında O gecelerde senin için dağa çıkardığım dünyayı omuzlarımdaHiç bir şey olmamış gibi aşağı itiyordun öbür taraftanBana gök küre lazım, Sisifos için sadece dünyaDeyip kovuyordun beni, başlatıyordun her şeye en… Continue reading Atlas Aşkı Taşıyabilir mi?

“Living a Lie”

Ne zaman ciddi konuşmaya başlamam lazım , ne zaman sulu olmam bilmiyorum. Benim karakterimde yok böyle şeyler. Benim karakterim de yok zaten, "living a lie"ım sadece. Ben olamadım hiç, bir  iki şiirde yazdığım gibi. Bazı şeyler konuşulmadan olmaz dediler, kaçtım ben hep. Kaçınca kurtulabilirim sandım kafamın içinde olmayan şeylerden. Kafamın içindeki şeyler beni yakaladı ama… Continue reading “Living a Lie”

Siyah Lekeler Çıkmıyor mu?

Önünüze getirdiklerinde sevdiğiniz insanların kalplerini,Hepsini dikkatle inceleyin en ince ayrıntısına kadar.Benimkini fark etmeniz zor olmayacak elbette.Damarlar filan fazla fark edilmiyor üstünde.Kapkara- aysız geceler, ıssız yollar ve ben belki,O zaman nihayet sorgularsınız farkı görünceBu kara şeyin kalpler arasında gerçekten ne işi varKarın üzerine düşen her kan damlası gibiAnlarınız da geçmişten koparak kırmızı kırmızıFark ettirmeden ama derin… Continue reading Siyah Lekeler Çıkmıyor mu?

Yıldızlara Çıkmak ve Ötesi

Yükselseydim tek başıma, yavaş yavaş yıldızlaraSadece Newton'u mu sorgulardım yerçekimini bulduğu içinYoksa bıraktığım insanlara mı bakardım, karınca gibiHer karınca doğruyu bulup gelecek bir gün burayaÜzülür müydüm bilmiyorum, emin olamam o ana değinZaten üzülen, beni hatırlayan fazla insan olmaz kiTanıdık birilerine bakarım yıldızlar arasında sonraYıldızlara da düşse de insan, hemşehri önemli şimdidenDünyalı mı bulmam lazım, türk… Continue reading Yıldızlara Çıkmak ve Ötesi

Duvar Yazıları-27

Duvarcı pazartesileri günaydın diyen insanlara ters ters bakınmayı adet edinmişti. Işığın pazartesilere göre bir şey olmadığını düşünürdü hep nedense. Son yıllarda duvarlarını daha sıkı örmeye başlamıştı. Işık geçmesine tahammül edemiyordu. Etrafta gülen insanların sesleri kendisine ulaşsın istemiyordu.  Sımsıkı kalmak içiyordu duvarı etrafında. Biraz da o yüzden kızmıştı pazartesi ışığı gördüğünü iddia eden kıza. Onun duvarın… Continue reading Duvar Yazıları-27

Yazamama

Bir şeyler yazmaya çabaladı. Becerebileceğini sanmıyordu. Başı ağrıyordu. Son günlerde fazlasıyla tekrar ediyordu bu. Gece ilerlerken bakıyordu hala bilgisayara. Çok uzaklardaki birisini düşünüyordu aslında. Ona güzel şeyler söylemeyi başarabilir miydi acaba? Bilmiyordu. Kendiliğinden güzel şeyler söyleyen birisi değildi aslında. Motivasyonsuz karpuz bile kesemezdi.  Başı da ağrıyordu hem bu akşam. Düşündü, geçmişinden bir şeyler çıkarmaya çalıştı.… Continue reading Yazamama

Neden Bütün Yemekler Cinayetle Biter?

Faili belliydi son gecenin, kimsenin tanımadığı,Her zamanki gibi sinsice yaklaşmış ve işlemişti,Akık akmayacak kadar mükemmel olduğunu sandığı,O renkte olabilecek en sahte, en ruhsuz cinayetiSözlerini dinlemeyi bıraktığım geceydi tam da,Seni ikna etmem de uzun sürmez diye düşünüyordum.Görmeden inanmazsın diye, kalalım dedim baş başaO akşam gelmez, bizi, bulamaz sanıyordumArja planda kısık La vie en rose, en sevdiğin… Continue reading Neden Bütün Yemekler Cinayetle Biter?