O Zaman Dans

Tek çarem kaldı, sonsuza kadar dans etmek. "Dans etmeyen milletler yıkılmaya mahkumdur" diye bir söz duymuştum, çok değil kısa bir zaman önce. Önemsememiştim, saçmaydı çünkü. O zamanlar daha kimse yoktu yanımda. Panik de yoktu Kimse dans etmenin önemini fark etmemişti. Leonard Cohen'in bile gerçeği bildiğini zannetmiyorum. O zamanlar o da yaşıyordu evet. Hatta bir gece… Continue reading O Zaman Dans

Gece ve Korku

Gece olduğunda çok korktum. Uyumaktan korktum. Ne olacaktı ki. Bilmiyorum. Kalbimin böyle attığını ilk kez hissediyordum. Her zamanki yerdi. Benim soğuk, karanlık, alışılagelen yatağım. Ama bilmiyorum, bir şey beni istemedi içine girdiğimde. Deli gibi korktum. Işığı yaktım, öyle yatayım dedim olmadı yine. Kalktım televizyonu açtım, diziyle beraber gelen uyku iyi geliyordu hep bana. Salak da… Continue reading Gece ve Korku

Katilimden Ayrılırken

Son defa katilinden ayrıldığında ne hissederse insan, öyleydim ben de. İstemiyordum gitmek. Onunlayken bambaşka oluyordu her şey. Ama gitmek zorundaymışım. Öyle demişlerdi bilenler. Daha fazla kalamazmışım ikimizin de iyiliği için. Hepsi benim iyiliğim için, ben istemesem de. Bilenler tabii onlar, ben mi bilecektim benim için daha iyi olanı? Ayrıldım, bir daha ölmemek pahasına ayrıldım oradan.… Continue reading Katilimden Ayrılırken

Hastalık İzni Sorunsalı

Hasta olmak varken yapılacak şey değildi ki bu. Kimin aklına gelmişti bu bilmiyorum aslında. Sadece ben vardım , bir de ortalama hayatım. Ortanın az üzerinde yaşamak için çalıştığım bir hayat. Başaramasam da hiç kötü emelleri, hep görünüşümü düzeltmeye çalışırdım. Olduğun gibi görün , göründüğün gibi ol ifadesi, kötü bir eski zaman kişisel gelişim kitabıydı benim… Continue reading Hastalık İzni Sorunsalı

Dedektif Komikleri

hiç girmek istemiyorum, şeytan bile uğraşmıyor onlarla artık. Elindekiler çoğalınca satan olmuş , özüne dönmüş o da. Kötü esprinin doğasını araştırıyormuş bir de. Neden insanlar böyle şeylere çok takılıyor diye az dolanmadı etrafımda. Ama en fazla alıcısı olan dediğim gibi altıncı his bugünlerde. Singapur'daki tanrıların oğullarına yaptıkları sünnetlerde en çok onlar takılıyormuş. Arz talep dengesi… Continue reading Dedektif Komikleri

Yalnızlık Kaçınılmaz

Toplumun ayırdıklarını yalnızlıklar birleştirir." demiş Albert Camus zamanında. İnsanların toplum tarafından yalnızlığa itildiği, yalnızlıkların da sanal boşluklarda ne olduğunu bilmeden birbirine çarpa çarpa gezindiği günümüzün bir fotoğrafını çekmiş sanki adam. Ama cep telefonunun kamerasından değil, zamanının o köhne, kocaman, siyah beyaz makineleri ile. Hepimiz yalnızız biraz, kaç kişiyle birlikte yaşarsak yaşayalım. Bu sözü hemen her… Continue reading Yalnızlık Kaçınılmaz

Tavşanlar Olmayacak

Kocaman gözleriyle bakıyordu bana. Sanki dünyadaki tüm gözler onundu ve hepsiyle beni izliyordu. Kaç tane gözü vardı allah aşkına ? Ne yapmam gerekiyordu? Ya her zaman yaptığım gibi başımı öne eğecektim, ya da.... Baktım ona, gözlerine. O nasıl baktıysa ben de öyle baktım- dik dik esasen. "Etrafında tavşanlarla dolaşan birisi olarak bayağı cesursun" dedi. Onlar… Continue reading Tavşanlar Olmayacak

Algoritmik Aşk

"Sadece senin" dediğinde aslında ikimiz de biliyorduk bu şeyin bittiğini. İnanmak istemiyorduk  yalnız. Sıkılır mı insan kendisinden? Olmak istediği ama bir türlü olamadığı şeyden? Vaz geçer mi hayata alışma kaygısından? O tatlı şirin güzel kaygı. Hiç bir zaman gerçek olmayan duygular silsilesi. Bir şey söylememi bekler gibi bakıyordun bana, ama bunlar geçiyordu o an aklımdan… Continue reading Algoritmik Aşk

Uzun Cümleler

Daha uzun cümleler kullanman lazım dedi. Neye göre, kime göre uzun dedim. Uzun kullanmazsan büyüyemezsin , büyük yazar olamazsın dedi. Ben buyum dedim, istesem de olamam zaten. Balzac gibi mi olayım dedim. Ya da mor ama bir o kadar da mor olmayan salkımların çevrelediği dışarı açalın iki sevimli penceresi olan bir taş duvarın arkasındaki yüzleri… Continue reading Uzun Cümleler

Üç Kişi İçin Fazla

Arkamı dönüyorum. Orada hala. "Bu çalan ne?" diye soruyor, "60'ların hippi şeyleri gibi" "Sweet Smoke" diyorum, " O senin dediklerinden zaten" ."Sevmedim" diyor, zorunda değilsin ki zaten. Diyemiyorum ama.  Kapatıp başka tarafa bakıyorum. Bir kuş bir dalın üzerine konuyor. Konduğu gibi atomlarına ayrılıyor, görüyorum gözlerimle. "Çok içtim herhalde" diyorum, ama içmediğimi de biliyorum. O da… Continue reading Üç Kişi İçin Fazla