- Malları İspanyola yolladıktan sonra Kurt Halil'i göreceksin - Pardon abi, önce benim şu kentkart işini konuşsak - Ne kentkartı - Abi başlarken yol, yemek artı masraflardı benim, şimdi kentkartı bile doldurmuyorsunuz - Ya manyak mısın, Kurt Halile sordun mu? - O sana sormamı söyledi - Hep öyle der, annesinin bir tanesi - Nerden tanıyorsun… Continue reading İki Kişilk Diyaloglar – 2
Etiket: Devamı Gelen Şeyler
İki Kişilik Diyaloglar
- Malları İspanyola yolladıktan sonra Kurt Halil'i göreceksin - Aç karnına mı tok karnına mı - O söyler sana, ama sakın hız sınırını aşma, sollamak için de olsa aşma. Önemli bu - Ambulans olursa sollarım ama - Hayır ambulanslar çıkmayacak o yola zaten, hepsi ayarlandı - Aynadan okunanlar da mı - Aynadan okunanlar da -… Continue reading İki Kişilik Diyaloglar
Bilinmeyen Bir Şey -28
10 GÜN ÖNCE S - Sunucu AÇASÜKDS - Atakule'den çekilmiş Ankara Silüeti Üzerinde Konuşan Davudi Ses T - Turgut Bey BGMMFBBMG- BGM Meteorolojik Felaketler Birim Başkanı Melike Güngören GBYY - Gizli Bir Yabancı Yetkili GKBŞ- Geçmişten Karanlık Bir Şahıs GKBBŞ- Geçmişten Karanlık Başka Bir Şahıs S- İyi akşamlar, Batı Ankaranın Güçlü Kanalı , Batı Ankaranın… Continue reading Bilinmeyen Bir Şey -28
Bilinmeyen Bir Şey – 27
GÜNÜMÜZ Sen benim evimsin demişti aradığında S. En huzur bulduğum yerim. Ben evde huzur bulan birisi değilim. Dışarı çıkmayı severim. Öyle doğa yürüyüşü filan değil ama. Özellikle insanların içinde yürümeyi. Mamağın duman kokulu sokaklarında, ya da Ulustaki o insan güruhunda. Oralar rahatlatıyor beynimi. Acelem yokmuş gibi yavaşça yürüyorum. İnsanlar kıllanıyorlar bana haliyle suratlarına bakınca… Continue reading Bilinmeyen Bir Şey – 27
Bilinmeyen Bir Şey – 26
11 GÜN ÖNCE ------------------------ Kız Ankara'nın karanlık sabahında apartmanın kapısından çıktı. Bileğinde altları birleşik çift üçgenli dövmesi görünüyordu. Etrafında kendisine yiyecekmiş gibi bakan insanlara aldırmadan kulaklıklarını taktı. Spottify'daki en üsteki parçayı açtı. Atan bir kalbin yardımıyla karanlıkta yolumu bulmaya çalışıyorum. İsveç'teki günlerini hatırladı. Normal bir yaşam sürdüğü günleri. Niye gelmişti ki bu salak şehre? İstanbul… Continue reading Bilinmeyen Bir Şey – 26
Bilinmeyen Bir Şey- 25
GÜNÜMÜZ Dün isim verdim yeni yaşayacağım hayata, herkesin yapması gerek bence. Selçuk olacak bundan sonra ismi. Neden öyle bilmiyorum , sadece vermek istedim, Selçuklularla ilgisi yok. En azından Büyük Selçuklularla, Anadolu belki. Oldum olası severim Anadoluyu, üstünde yaşayanlardan bağımsız olarak. Doğusu batısı kuzeyi,ortası ve güneyi bu kadar farklı insanlardan oluşan başka bir kara parçası… Continue reading Bilinmeyen Bir Şey- 25
Bilinmeyen Bir Şey – 24
11 GÜN ÖNCE Sümer gözlerini açtı. Her sabah gibi tavanın köşesindeki siyah nokta yine rahatsız etti. Hiçbir şey değişmiyordu. Perdeyi açtı. Yağmur yağıyordu, güneş de vardı ama. Hava garip bir turuncuya bürünmüştü. Birkaç gündür garip şeyler olduğunu neden sonra fark etti. Sonra da umursamadı her türk insanı gibi. “Daha kötü ne olabilir “ ile… Continue reading Bilinmeyen Bir Şey – 24
Bilinmeyen Bir Şey – 23
GÜNÜMÜZ Peş peşe gelen eksik aksak yedi tane cüceyi düşünün bir, hepimize keyif verir başta, çünkü öyle şartlanmışız Pavlov'un köpeği gibi. Oysa onların içi dünyalarına girebilsek bir, pamuk prenses öncesi ve sonrası nasıl fırtınalar yaşadıklarını görsek, emimin arkamıza bile bakmadan kaçarız pembe dizi bağımlısı değilsek. Hatırlıyorum ben de şirin babaya karşı ayaklanmayı başlatacak obur… Continue reading Bilinmeyen Bir Şey – 23
Bilinmeyen Bir Şey – 22
12 GÜN ÖNCE Türkiye hakkında binlerce kitap okumuş , film seyretmişti . Ama Esenboğa havaalanına indiğinde herşey değişmişti. Farklı bir ülkeydi burası gerçekten, ABD ile alakası yoktu. Yok, mağaza kıyafetler filan değil, farklılık hissi vardı. insanların yüzleri farklıydı en başta. Amerikada genelde yabancıların tekelinde olan taksicilik burda gözde bir meslekti mesela. Kendisi binmeyeceğini anlatana… Continue reading Bilinmeyen Bir Şey – 22
Bilinmeyen Bir Şey – 21
GÜNÜMÜZ Sabahları düşünebildiğim tek şey sen olmadan önce bir hayatım verdı benim. Ezik büzük, parçalı bulutlu- rüzgarda ters dönmüş şemsiye misali ama normalimsi bir hayat en azından. Ella ella deyip dolaşmıyordum sokaklarda şemsiyesiz. Şemsiyelerle büyümedim ben evet. Bir şemsiyem olduğunda çok da yaşlı değildim ama. Sokakta esvapları bile olmayan Kemalettin Tuğcu çocukları dolaşırken ben… Continue reading Bilinmeyen Bir Şey – 21

