Baltimore'un Ruxton bölgesindeki evinin dışını ayda bir ilaçlamaya gelen haşere kontrol görevlisiyle yaptığı havadan sudan bir sohbetin ardından, William Sterog adamın kamyonetinden ölümcül bir böcek zehri olan Malathion dolu bir kutu çaldı ve bir sabah erkenden dışarı çıkıp mahalledeki sütçünün rotasını takip ederek, yetmiş evin arka kapısına bırakılmış her bir süt şişesine orta-büyük miktarlarda bu… Continue reading Dünyanın Kalbinde Aşkı Haykıran Canavar- Harlan Ellison
Etiket: Kısa Hikaye
Ağzım Yok ve Çığlık Atmalıyım – Harlan Ellison
Gorrister'ın bedeni pembe paletten cansızca sarkıyordu; hiçbir yere tutunmadan —bilgisayar odasında, tepemizde epeyce yüksekte asılı duruyordu; ve ana mağaranın içinden sonsuza dek esen o dondurucu, yağlı esintide hiç titremiyordu. Beden baş aşağı sarkıyor, sağ ayağının tabanından paletin alt kısmına tutturulmuş halde duruyordu. Çıkık çenesinin altından, kulaktan kulağa açılmış kusursuz bir kesik yardımıyla kanı tamamen boşaltılmıştı.… Continue reading Ağzım Yok ve Çığlık Atmalıyım – Harlan Ellison
Nötron Yıldızı – Larry Niven (1967)
Skydiver, nötron yıldızının tam bir milyon mil üzerinde hiperuzaydan çıkıyor. Kendimi yıldız arka planına göre konumlandırmak için bir dakikaya, Sonya Laskin'in ölmeden önce bahsettiği o bükülmeyi bulmak içinse bir dakika daha ihtiyacım oluyor. Solumda kalıyor; Dünya'nın uydusuyla aynı görünür büyüklükte bir alan. Gemiyi ona doğru döndürüyorum. Pıhtılaşmış yıldızlar, birbirine karışmış yıldızlar, sanki bir kaşıkla karıştırılmış… Continue reading Nötron Yıldızı – Larry Niven (1967)
“Pişman ol Harlequin” dedi Tiktokbey- Harlan Ellison -1966
Her zaman “Bütün bunlar neyle ilgili?” diye soranlar çıkıyor. Sorma ihtiyacı hissedenler, noktaların keskin bir şekilde koyulmasına muhtaç olanlar, “olayın aslını” bilmek isteyenler buraya bakabilir: “İnsan yığını devlete bu şekilde hizmet ediyor; esasen insan olarak değil, bedenleriyle birer makine olarak. Onlar muvazzaf ordudur, milis kuvvetidir, zindancıdır, polistir, şerif birliğidir, vesaire. Çoğu durumda, muhakeme yeteneğinin… Continue reading “Pişman ol Harlequin” dedi Tiktokbey- Harlan Ellison -1966
Şu Cehenneme Giden Tren- Robert Bloch (1959)
Martin küçük bir çocukken babası bir demiryolcuydu. Babası asla lokomotif koltuğuna oturmamıştı ama CB&Q hattında rayları denetlerdi ve işiyle de gurur duyardı. Her gece sarhoş olduğunda ise "Şu Cehenneme Giden Tren" hakkındaki o eski şarkıyı söylerdi. Martin şarkının sözlerini pek hatırlamazdı ama babasının onları haykırışını hiç unutmamıştı. Babası bir öğleden sonra sarhoş olma hatasına düşüp… Continue reading Şu Cehenneme Giden Tren- Robert Bloch (1959)
Ya da İstiridyelerle Dolu Tüm Denizler- Avram Davidson (1958)
Adam F & O Bisiklet Dükkânı’na girdiğinde, Oscar onu içten bir “Selamlar!” ile karşıladı. Sonra, gözlüklü ve iş takımı giymiş orta yaşlı ziyaretçiye daha yakından bakınca alnı kırıştı ve kalın parmaklarını şıklatmaya başladı. “Aa, durun, sizi tanıyorum,” diye mırıldandı. “Bay... şey... isminiz dilimin ucunda, hay aksi...” Oscar, geniş göğüslü bir adamdı. Turuncu saçları vardı. “Elbette… Continue reading Ya da İstiridyelerle Dolu Tüm Denizler- Avram Davidson (1958)
Yıldız – Arthur C. Clarke (1956)
Vatikan ile aramızda üç bin ışık yılı var. Bir zamanlar, uzayın İnanç üzerinde hiçbir hükmü olamayacağına inanırdım; tıpkı göklerin, Tanrı’nın el işçiliğinin şanını beyan ettiğine inandığım gibi. Şimdiyse o el işçiliğini bizzat gördüm ve inancım fena halde sarsılmış durumda. Mark VI bilgisayarının hemen üzerinde, kabin duvarında asılı duran çarmıha bakıyorum ve hayatımda ilk kez, bunun… Continue reading Yıldız – Arthur C. Clarke (1956)
Ivır Zıvır (Allamagoosa)- Eric Frank Russel (1955)
Bustler bu kadar sessiz kalmayalı uzun zaman olmuştu. Sirius uzay limanına çekilmişti; tüpleri soğumuş, gövdesi kozmik parçacıklardan yara bere içinde kalmıştı. Uzun mesafe koşucusunun maraton sonunda bitap düşmüş hali vardı üzerinde. Bunun için haklı bir sebebi de vardı elbet: Başına gelmedik iş kalmayan, bir hayli uzun bir seferden yeni dönmüştü. Şimdilik, limanda, sonuna kadar hak… Continue reading Ivır Zıvır (Allamagoosa)- Eric Frank Russel (1955)
Tanrının Dokuz Milyar Adı- Arthur C. Clarke (1954)
"Kitaba adını veren bu öykü, yapacak daha iyi bir işim olmadığından, Roosevelt Oteli'nde yağmurlu bir hafta sonu boyunca yazıldı. Öykünün temel aritmetiği daha sonraları J. B. S. Haldane tarafından sorgulandı; ancak durumu, şu an mahiyeti hafızamdan silinmiş olan bazı alfanümerik kaçamaklarla kurtarmayı başardım. 'J. B. S.' ayrıca bu öykü ve 'Yıldız' hakkında şu yorumda bulunmuştu:… Continue reading Tanrının Dokuz Milyar Adı- Arthur C. Clarke (1954)
İnsana Hizmet Etmek (To Serve Man)- Damon Knight (1951)
Kanamitler pek yakışıklı sayılmazlardı, bu bir gerçekti. Biraz domuzu, biraz da insanı andırıyorlardı ki bu hiç de çekici bir kombinasyon değildir. Onları ilk kez görmek insanı şoke ediyordu; handikapları da buydu zaten. Yıldızlardan hortlak suratlı bir varlık gelip size bir hediye sunduğunda, bunu kabul etmeye pek meyilli olmazsınız. Yıldızlararası ziyaretçilerin neye benzemesini bekliyorduk, bilmiyorum; yani… Continue reading İnsana Hizmet Etmek (To Serve Man)- Damon Knight (1951)









