Bilinmeyen Bir Şey-13

GÜNÜMÜZ

Gözlüklü insanlar pek sinsi olurlar. Beğenmem hiç onları. O gözlüklerinin ardında her şeyi yapabileceklerini düşünürler. Belki geceyi yeni bitirmişlerdir. Ya da sabahı yeni getirmiş, farkı yok zaten gözlüklüler için. Niye gözlük takarlar kimse bilmez. Saklanmak için belki. Korktukları için ya da dünyadan. Göz filan numara hepsi, hayvanlar da farklı görüyorlar dünyayı. Onlarda hiç görmedim böyle bir aktivite. Gerekmez çünkü, onlar kendi gerçeklikleriyle yaşarlar. ama insanlar öyle değil. Özellikle gözlüklüler. Hep bir yerden çıkma izlenimi verirler bunlar. Kendilerine sunulanla yetinmezler ki. Oysa en sevdiğimiz onlar değil mi, sorunsuz olanlar. Bizim verdiklerimizi koşulsuz kabul eden uslu kesim. Herkes biraz yönetmek ister dünyayı. ama verilse kendisine bocalar, bilemez ne yapacağını. Bu gözlüklüler ona da çare bulmuş gibilerdir. İstemezmiş gibi görünürler, dünyayı, hayatı, sevgiyi. Ama sahip olduklarında es kaza, onu batırmayı da hepimizden iyi bilirler. Ünlü bir dilbilimci demişti gözlüklü insanlar için. ” Onlar dilbilgisi gibi, gereksiz ve tehlikeli.” O da gözlüklüydü heralde. Bunlardan kurtulmak her toplumun esas vazifesi olmalıdır belki. Ama toplumu oluşturan öğelerden biri olduklarını sandıkları için onlar da kamufle olabilir aramızda sinsice. Sinsilerdir gözlüklüler. Her gece biz uyuduktan sonra, gizli gizli duvarlar dikerler yanı başımızda. Herkesi kısıtlamak isterler kendileri gibi. Kendileri göremiyor diye bizim de istemezler görmemizi güzellikleri. Bunların sinsiliklerini ancak biz de onlar gibi olabilirsek yenebiliriz. Onların gece yaptıklarını bizim gündüzleri yıkmamız gerekir belki. Eskileri unutup yeni bir dünyaya geçmemizi engelleyen bu insan müsvettelerine tek cevabımız bu yolla olur. Onları gördüğümüz yerde yok edemeyeceğimize göre sadece söyleyelim onlara özel olmadıklarını. Ağladıklarını gördüğümüzü söyleyelim gözlüklerinin arkasından. O zaman dururlar – bildikleri herşeyin yalan olduğunu anlar ve dururlar. Neyse bırakmam gerek bu gözlük olayını önüme bakmam gerek. Nihan’ı aradığımda tahmin ediyor muydum eninde sonunda başka bir şey olacağını? Belki. Fazla şaşırmadım o yüzden telefonu saçma bir adam açınca. Tek anladığım iki haftam olduğuydu. Ne yapacaklarımı söyleyeceklerdi. İnsanların söylediklerini harfiyen yapan biri miyim onu da bilmiyorum. Sonuçta orda Nihan olmasının önemi var mı bilmiyorum. Neden ben diye bir soru hiç soramıyorum kendime. Bu bir aşk hikayesi olmadı ki hiç . İçinde benim olduğum bir aşk hikayesi saçma olurdu çünkü. Ben niye yaptım dediklerini peki adamların. Bilmiyorum, Nihan yerine bir çift ayakkabı kaçırmış olsalar yine yapardım belki. Hiç sevecen bir tip olmadım ben. Uyumlu oldum sadece, böylece getirdim sonu, yeniyi. Artık kale almamak gerek belki de. Niye aradım peki Nihan’ı o gün 6 kere. Onu da bilmiyorum. Belki sahiplenme, belki pişmanlık, belki başka bir şey. sevme değil ama . Ben sevemem ki biliyorum kendimi. Öyle olmamışım ben. İnsanları sevmiyorum ki. Sadece sevmeyi seviyorum ben. O duygu hoşuma gidiyor. Bugün getirmeseler Nihan’ı üzülürüm belki ama biter o . O duyguyu yaşarım ben yine. Niye aradım peki 15 gün önce o kadar. Soru sorma artık . Bitti, geçti zaman, her şey gibi. Hazırlanmam lazım benim de. Ne olacağını bilmiyorum halen. Kimse bilmiyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s