Doğduğum zamanlarda havada yürüyen insanlar yoktuYoktu "Dünya bitiyor, yaşasın yeni dünya" diye söyleyenlerI-pad le hijyenik ped vardı tek , nerde şimdiki uçan pedlerİnsanlar ulaşım için uçakları kullanırdı henüzIşınlanma diyince bakarlardı suratına görgüsüzBir de hala insanlar savaşlarda ölüyorduDoğduğum yerlerde benim, arılar yok olmamıştı henüzAma çiçekler de şimdiki kadar çok değildiKutuplarda tatil şu an neptüne gitmek kadar… Continue reading Postmodern Bir Şiir Üzernde Çalışan İnsan ve Dayısı (Üvey)
Ay: Mart 2017
Adsız Başlangıçlar-1
Bazı geceler gökyüzüne bakıp yıldızları seyrederdi çocuk. Üzerinde on milyonların anlaştığı gibi geceler ayrı bir güzeldi. Yıldızlara bakıp düşünmeyi çok severdi. Dünyada aynı yıldızlara bakıp düşünen hayal kuran kaç kişi var diye, acaba gökdelenlerin tepesinden de aynı mı görünüyorlar bu yıldızlar, yoksa her bina ayrı yıldız manzarasıyla mı inşa ediliyor en baştan taa? Yıldızlara bakan… Continue reading Adsız Başlangıçlar-1
küçük harflerle terkediş
ben o gün seni terk ettimsadece seni değil sende olan beniinceliğimi, izlerimi, iç çekişlerimiergenliğimi, esrikliğimi, esirliğimisavrukluğumu, saldırganlığımı, sakilliğimigözümü, kulağımı, kara olan ciğer ve kalbimiışığımı, beyazımı, sabahımı, güneşimiher adını hatırladığımda içimi yiyen içimipeşine düştüğüm tüm gülüşleriniayazda bıraktığın tüm bekleyişlerimideri kaplamalı, sarı yaldızlı gençliğimibir de en sevdiğim ama beni en çok öldürensenin beni sevmeni terk ettim o… Continue reading küçük harflerle terkediş
Duvar Yazıları – 22
Sonsuza kadar dans etmek isteyen insanlar tanıdım. Kendi küçük krallıklarındaki duvarlara, hiçbir şey yokmuş gibi bakıyorlardı. Sanki birileri o duvarları inşa etmemiş zamanında, ay ışığında tepelerinde dans etmemiş, son valsi yaparken karşısındakini öpmemiş gibi düşünüyorlar onlar. Sanki denizin altına dalıp denizkızları yerine hint tanrılarını bulamamışlar gibi zamanında ve her şeylerini aradıkları bu dişi tanrı ile… Continue reading Duvar Yazıları – 22
Hayatın Renkleri Varsa Benim de Süpermenim Var
Son defa görmek isteseydin beni griden sonra,Sana kırmızıyı getirirdim salıdan hediye olarak.Mor ,mavi, eflatun, hepsi çarşambaya sığsa da,Senden perşembeyi bile istemezdim ben.Çünkü cuma, cumartesi, pazar benim siyahımsa nasıl,Pazartesi de senin sarın.Ama ben sadece sendeki sarıyı isterdim.Sadece senin hallerin-a -e -de -den, bir de unuttuğum,Perşembeyi de, haftayı da kendine getirirdi.Geçen hafta seni bana getirmedi ama,Süpermen zamanı… Continue reading Hayatın Renkleri Varsa Benim de Süpermenim Var
schrödinger martısı
her göğsünden martı havalandığında endonezyada bir kız doğarmış endonezya diyecek kadar türkçe bilmeyen ama rüyasında türkiyeyi görüp üzülenkarşı dünyada yaşayan schrödinger ikiziaynı anda dünyaya gözlerini açar ama evreninde türkiye olmadığı içinhep mutlu yaşarmışbu kış leyleklerle berabermartılar da terk ediyor ülkeyisenin göğsün boş kalmaz nasılsabeklediğin gelir hep gecelerikuşlar bir daha dönmeyecek ama lanetli olduğundan bu topraklarasimitler para… Continue reading schrödinger martısı
Kırmızı Kraliçe
Hava kapalıydı. Orta yaşlı ama genç kız o gün öğlene kadar yatağından çıkmamıştı. En sevdiği şeylerden biriydi yataktan yönetmek hayatını ve hayatları. İnsanlar güzel oldukça o da güzel oluyordu. İnsanların kalplerini yiyerek yaşıyordu o, böyle genç kalıyordu hep. Çok fazla masalımsı dizi seyredince böyle oluyor işte diye düşündü kızın eski bir kurban/sevgilisi. Ama ya gerçekse,… Continue reading Kırmızı Kraliçe
Sınırı Geçmeden Önce Düğmeye Basın
Beklememeli kimseyi, sınırlara takılmamak için Yanımda olmak isteyenler biliyor zatenDiğerleri karar veremediler dahaUlular dünya ikiye ayrılır demişlerdi, hatırlar mısın?Kararsızlar ve öldürdükleriİkisinden de olmayanların işi yok buradaBen bile arkama bakmadan kaçıyorum işteBöyle insanlardan, seven/sevmeyen herkestenBenimle gelmek isteyenler biliyor beniDaha en başta hata yapanlarBittiğinde herşey, gittiğimizde buradanVe oluşturduğumuzda hep beraber yeni hayatıDönüp bakmak gerek arkamızda kalanlaraBizim dünyamız… Continue reading Sınırı Geçmeden Önce Düğmeye Basın
Ermiş
Halil CİBRAN diye bir adamın yazdığı bir filmi seyrettim. Büyük şeyler söyleyen birisi. Sevmem ben öyle adamları. Büyük şeyler söyleyen adamlar küçük şeyler söyleyen bizleri fazla dikkate almazlar. Sadece söyledikleri şeylerin büyüklüğü ve mükemmelliği ile ilgilenirler genelde. Gerçi kendisi filmde, çiftçiyle onun arasında bir fark olmadığını iddia ediyordu ama filmi seyretseydi kendisi bile inanmazdı buna… Continue reading Ermiş
Ankara Ekspresi
Akşam güneşinin ufukla buluştuğu o noktadaTrenden bakanlara görünmeyen bir rahatlama vardıHerkes kırmızının mükemmelliğinden bahsettiği sırada Senin gözlerin sürekli geceyi arardıO gün yemekli vagonda tanışmıştık seninle Konuşurken havadan sudan ve saçma salak politikadanBirden trende hiç sevişmedim ben diyinceBoğulacaktım az kalsın ağzımdaki lokmadanİstanbuldan Ankaraya giderken neler düşünülürGirilen her tünel, görülen her çocuk, dinlenen her şarkıSanki aşık oluyormuşcasına… Continue reading Ankara Ekspresi









