Olmamaya Özlem

Bir durup düşünelim. Kişisel gelişim kitaplarında ne çok duyarız değil mi? Onlar, yazarları daha doğrusu, gündelik hayat koşuşturmasında olan bizleri çok iyi tanıdıklarını zannederler. Herkes onların düşündüğü gibidir sonuçta. Herkes her şeyle çok meşguldür. İşlerinden başka hiçbir şeyi önemsemezler. Varsa yoksa işleri sadece. Kendini sevenleri görmezler . Ama artık her türlü problemin sonuna gelmişizdir. Parlak bir fikir vardır onlarda. Bir durup düşünme gerekliliği en başta. Her şey bu düşünmeyle başlar zaten. Sonra aydınlanırız anında. Bambaşka birisi oluruz onların istediği. O eski tembel, işkolik , sorunlu, melankolik, paranoyak, işsiz ya da kötü ne varsa, o insan değilizdir. Değiştirmiştir biri. Mükemmele doğru devinim kazanmışızdır tabii ki. Evet, herkesin bir fikri var – bir durup düşündüğü. Ama kitapçılara baktığımızda kişisel gelişim kitaplarına ayrılan bölümler her yıl gitgide artıyor. Belki de bu fikirlerden bazıları uygulanabilir değildir. Haşa, şüphe duymamak gerekir başarmak için. İnanırsak başarabiliriz ancak. Noel gibi, periler gibi bir şey bu, inanırsak olur. Totem bir nevi. Kişisel gelişim kitaplarıyla paralel olarak çoğalan başka bir bölüm daha var elbette. Metafizik bölümü. Din ya da , o alt dalı zaten. İnsanlar bazı şeylere inanmak istiyorlar, başta aldıkları bu bolca fikirli kitaplar yardımcı olmayınca belki, fikirsiz dogmalara atıyorlar kendilerini. Ne olursa olsun astroloji ya da din – kötü bir şekilde “wicked game”i söyleyen kızlar ya da umut tüccarları. Sonuç değişmiyor hiç . Kaybeden hep biz oluyoruz, o parlak fikirli insanlar değil. Peki ben niye bu konulara giriyorum ? Herkes gibi bir kazanç fırsatı olarak gördüğümden mi? Tabi ki. Başka ne olabilir ki? İkiye ayrılan nehirlerden sömürülenleri değil de sömürenleri seçmeyi  isterim bir kez de ben belki. Sonuçta bir problem olduğu konusunda herkes uzlaşmıştır. İnsanların bir arayış içinde olduğu konusunda. Peki, durup düşünelim. Ne arıyoruz biz ? İşte çeşitli görüşlerin aksine benim kafamdan geçenler bu arayışın hiç bir şey olmadığı . Aksine diyorum ama benzer bir fikir başka kişilerde de illaki vardır. Yazmaya başlarken ilk yazdığım cümle ” böyle bir dünyada daha başka ne yazılabilir ki” olmuştu sonuçta benim. Neyse, yüzyıllardır kandırdılar bizi, ilk önce pagan tanrıları şimdi ise Paulo Coelho. Biz hiçbir şeyin arayışındayız sadece, olmamanın. Maddenin en güzel hali, olmamak. “Hiç bir şey vardan yok – yoktan var olamaz”a karşı çıkmak istiyoruz biz. Dönüşmek değil, hayır. Ölmek de değil, sadece olmamak insanın en temel isteği ve en gerçekçi hakkı. Sadece bunu bilmiyoruz daha. Hiç birimiz, ben bile daha fark edemedim bunu, yazdığıma bakmayın. Belki yazının sonunda anlarım , ama şu anda değil. O uzaklarda aradığımız hayatlar, içimize bakmamız, daha iyi bir dünya isteği sadece olmamaya özlem bence, evet. Hamletin de tek meselesi olmalıydı aslında, Shakespeare’in aklını çelmeseydi zamanında Elizabeth dönemi önemli insanları. Belki o zaman oluşmuş bir paralel evren, şu andan daha mutlu insanlar içeriyordur. Hayatın tek sırrını, hayatın olmamasını, çözmüş ve mutlu insanlar. “Peki biz nasıl anlayacağız bu metnin içeriğini? Nasıl kar edeceksiniz bizden? Tüm benliğimizi sana akıtmak istiyoruz” gibi cümleleri duyar gibiyim. Evet yazının sonuna geldiğimiz fark edilmiş, etraftaki tek tük okuyucu tarafından. Bizi bir zaman kırılmasında yok edecek çok bilmiş senaristlerimiz de olmadığına göre, bekleyeceğiz sadece, bekleyeceğiz ve hiç bir şey yapmayacağız. O zaman olmamızın değerinin olmadığını daha iyi anlayabilir ve olmamayı dileyebiliriz herhalde. Ve herkesin de bildiği gibi , bir şey çok istersen olurmuş.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s