Bilinmeyen Bir Şey – 7

GÜNÜMÜZ Uyuyan güzeller sadece masallarda olur demiştim o akşam Nihan'a. O da inanmıştı ana sanki hiç film seyretmemiş gibi. Son zamanlarda her dediğime inanıyordu bu kız. Bir insandan sıkıldığımızı ya da onun bizden sıkıldığını nasıl anlarsınız. Bunun için az ama birbirine yakın ağaçları olan bir koru, 320 hastane serum lastiği (artık kaldı mı bu serum… Continue reading Bilinmeyen Bir Şey – 7

Bilinmeyen Bir Şey – 6

17 GÜN ÖNCE  O pazar sabahı Ankara'da, "Güneş diğer sabahlara benzemiyor sanki" diye düşündü Nihan. Daha önce çok güneş görmüştü , evet ama hiçbirinde bunun kadar çok kırmızı yoktu. Hatta bir keresinde İstanbul'a giderken trende bir çocuk gözlerinin içine bakıp, "Senin gözlerine her baktığımda içimde binlerce güneş doğuyor " dediğinde, saçma bulup hunharca alay etmişti… Continue reading Bilinmeyen Bir Şey – 6

Bilinmeyen Bir Şey- 5

GÜNÜMÜZ Karanlık bu sabah, her gün olduğundan daha karanlık diyemem belki. Siyahın tonları da olsa, gerçekte her zaman siyah. Kalacak mı bu karanlık burada bilmiyorum ama içime baktığımda da görebiliyorum aynı şeyi. Günlerce bir şey yapmak istemiyorum. İnsanları görmek, dünyayı alışılageldiği gibi yaşamak istemiyorum. Her baktığımda denize içim umut değil karanlıkla doluyor. Karanlıkla dolmak yanlış… Continue reading Bilinmeyen Bir Şey- 5

Bilinmeyen Bir Şey – 4

18 GÜN ÖNCE Demet uzaktan kesip, "Bu ne yapıyor" diye merak ediyordu. Gordon müşterinin ayağına bakıp farklı şeyler söylüyor, kadın da kıkırdıyordu gözleri parlayarak. "Anlamıyorum" diye düşündü, "anlamıyor ki hiç bir şeyden, o babet daha yaşlı kadınlar için. Nasıl ikna edebiliyor müşteriyi. Bir şeye de benzemiyor, ben o kadar uğraşıyorum, onun gibi olmuyor" Yaklaştı, hafiften… Continue reading Bilinmeyen Bir Şey – 4

Bilinmeyen Bir Şey -3

GÜNÜMÜZ Dün diğerlerine bakıp dünyanın değiştiğini iddia eden dünyalılar, bugünü görseler ne derlerdi, bilemiyorum hiç. Hiç dünüm olmadı benim. Dünürüm bile olmadı. Dünür kavramının dün yapılanların bugün unutulması ile ilgisi var mı? Onu bile bilmiyorum. Sadece dünya değişti Galadriel'in dediği gibi, onu biliyorum. Ama onun kastettiği anlamda değil. Hepsine hükmedecek ne bir yüzük ne de… Continue reading Bilinmeyen Bir Şey -3

Bilinmeyen Bir Şey -2

18 GÜN ÖNCE "Deneyimlerine dayanarak söylüyorum Turhan, bu çocuk adam olmaz. Bak yine ellerini çıkartmadan yapmış yapacağını. Tek cümlede anlatması gereken şey için bir ay konuşan başka birisini bulamazsın. Kime sorarsan sor aynısını söyler sana. Koruma artık şu zevzeği sen de. Senin de başını yakacak sonunda"  Turhan'ın kafasında hep bunlar yankılanıyordu. Sanlı bey - çok… Continue reading Bilinmeyen Bir Şey -2

Bilinmeyen Bir Şey – 1

BAŞLANGIÇ "Sen gelirsin ama dünya ne halde olur o vakit bilemem ben" demiştim 9 gün önce. Filmlerdeki o "2 yıl önce" tarzı flashbackleri sevmeyenler iyi bilirler. 9 gün önce lafı çıktığında o filmin bir şeye benzemeyeceği de aşikardır. Kendilerini kurnaz sanan bazı yönetmenler, böyle yöntemlerle, yönettiklerini yönlendirebileceklerini düşünürler. Ama yazımda öyle değildir bu durum. Sıkılırsan… Continue reading Bilinmeyen Bir Şey – 1

Duvar Yazıları-29

O gece de diğerleri gibiydi, ne eksik ne fazla. Havada akşam serinliği, ay yarım hali dördüncüsünü arıyor okeye, yıldızlar yüzyıllardır şair/yazar diye adlandırılan güruha ilham verdiklerini bilir gibi göz kırpıyorlar sürekli. Ve duvarcı devam ediyor duvara, abartısız ama düzgün, telaşsız ama hızlı, yetersiz ama mükemmel. Bir tuğla , bir tuğla daha. Yorulmuştu sanki, durmadan çalışıyordu… Continue reading Duvar Yazıları-29

Duvar Yazıları-28

Bir şeyi yazmak için bir çok şey engeller insanı. Vakitsizlik, cesaret, tembellik, sosyal koşullar, yaşam mücadelesi. Bunların hepsi duvarcıların başında da vardır elbette. Siz sanıyor musunuz ki, duvarcı evde ekmek yemiyor, sadece pasta ile geçiriyor ömürünü? Hiç düşündünüz mü duvarcılar ne diyecek anayasa değişikliği için? Tembel ve korkak duvarcı olmaz mı diyorsunuz? Evet tüm düşündüklerinizde… Continue reading Duvar Yazıları-28

“Living a Lie”

Ne zaman ciddi konuşmaya başlamam lazım , ne zaman sulu olmam bilmiyorum. Benim karakterimde yok böyle şeyler. Benim karakterim de yok zaten, "living a lie"ım sadece. Ben olamadım hiç, bir  iki şiirde yazdığım gibi. Bazı şeyler konuşulmadan olmaz dediler, kaçtım ben hep. Kaçınca kurtulabilirim sandım kafamın içinde olmayan şeylerden. Kafamın içindeki şeyler beni yakaladı ama… Continue reading “Living a Lie”