Bilinmeyen Bir Şey – 10

16 GÜN ÖNCE

“Bugün de hiç ilginç bir şey olmadı” diye söylendi Nalan hanım kendi kendine. ayın ortası yeni bitmişti. Böyle zamanlarda ilginç şeyler olmalıydı ona göre. Sadece kendi hayatının değil, başkalarının da başrolünde oynamak isteyen insanlardandı. Rol aldığı her hayatta önemli şeyler olması onun en dikkat çeken özelliğiydi. Ya da o buna inanıyordu. Bugün de dikkatleri üzerine çeken bir elbise girmiş AVM koridorlarında yürüyordu Nalan Hanım. İnsanların kendisine Nalan Hanım demesi hoşuna gidiyordu. Bir ağırlık vardı bu hitapda. Daha yeni gelmişti orta yaşlara ama daha bir saygın gibi geliyordu. Sanki ismi Candan olsa hanım demiyeceklermiş gibi geliyordu ona. 

İsmi Nalan Hanım olan herkes gibi aklındaki ilk şey ayakkabı , ikincisi de çantaydı. O bilindik markayı görünce daha önce dikkat etmediğine kızdı ve hemen içeri girdi. Uzaktaki kız yaklaşıyordu yanına. Yönünü değiştirdi. Madem para harcayacağım, keyif alayım biraz, dedikendi kendine. Yakışıklı bir tip yoktu, ama şu gözlüklü tip biraz idare ederdi, gözleri güzel en azından diye yaklaştı.Ayakkabı arar gibi etrefa bakındı, çocuk bakıyordu ama kafası başka yerde gibiydi. Biraz daha yaklaştı. Kızın tekrar kendisine yaklaştığını görünce dayanamadı .

” Pardon” dedi en arzulu sesiyle. “Buyrun” dedi çocuk. “Ben şöyle şey bir şey arıyorum. Nasıl desem. Sergi açılışına gideceğim de. Yani benim sergim. Karakalem çalışıyorum ben normalde de, tabi bunu söylemem saçma oldu biraz. İşte biraz klasik biraz da göz alıcı bir şey istiyorum . Yardımcı olabilirmisiniz”. “Tabi hanımefendi. Ben hep biraz farklı bulurum resim yapan insanları” diye başladı çocuk. Evet istediği etkiyi yaratmıştı. 

“Bir şeyi ortaya çıkarmak, Hayat vermek kafadaki bir düşünceye güzel şeyler. Sadece güzel insanlar böyle şeyler yapar diye düşünüyorum. Öylesiniz zaten siz de.” “Teşekkürler çok naziksin , aslında ben sanat tarihi okudum sonra başladım çizmeye.” ” Rica ederim. buyrun bu model var deneyin isterseniz. Resim kaçıncı sanattı- ya da sanat tarihinde sadece resim haykel vb. mi gösteriyorlar. Art diyince başka bir şey girmiyor mu içine martial gibi vb. Sanat tarihçisi ne yapar normalde, sanatçılarla ilişkiniz ” doktor eczacı” ilişkisi gibi bir şey mi? Yani onlar bir şey yapıyor siz de onu halka mı veriyorsunuz hap şeklinde. Gerçi sizin durumunuzda ikisi de geçerli hem sanatçı hem tarihçisi olunca bonus mu kazanılıyor sergilerde. Neyse en azından burda sizin gibi birisini buldum da saçmalayabiliyorum resimler hakkında. Resim ilk mağara ortamında vardı, ondan sonra herhalde hiyeroglif vb. mısır yazıtlarında. Yani iletişim için- sonra fotoğraf muadili başlamıştır heralde, ilk art olayına ne zaman giriliyor bilmiyorum- buna siz karar veriyorsunuz herhalde. Yunan diyelim her şey orda başlıyor ya – medeniyet hariç- gerçi ordakiler de daha çok din amaçlı. Bu model de var isterseniz. Neyse resim- Caravaggioydu di mi- ya da Klimt- yok ikisi aynı değil- ilki sadece bir şeyler yansıtmaya çalışmış- öbürsü yeni bir şey denemiş. hangisi sanatçı- ikisi de mi – ya da Amerikan dizilerinde oluyor ya mahkeme ressamı- caravaggionun onlardan ne farkı var diye de bakbiliriz, “picassoyu ben de çizerim”in başka versiyonu. Gerçi edebiyatta da klasikler hakkındaki görüşlerimi de farklı değil – Jane Austen’lerin ne bileyim pembe dizilerden, ya da binbir gece gibi dizilerden fazla bir farkını göremiyorum. Ya da dönemin ruhunu yansıtıyorlar ama dönem kötü demek ki. Charles Dickens- Efsane adam- ama dönemine göre ne yazık ki- Oliver Twist/ Kemalettin Tuğcu farkını ayırt edemem fazla. Bir kaç tane zamanlarının ötesinde insan var tabi- zaten onlar gösteriyorlar kendilerini- orta çağda okuyan – kültürlü vb. insan fazla olmadığı için eldeki bir kaç tane her şeye ilgi göstermişler- bu insanlar da işte – Bacon-Locke-Newton-Da Vinci vb.yi oluşturmuşlar.” 

   Ayakkabıyı bırakmış çocuğu dinlemeye başlamıştı Nalan Hanım, nerden çıkmıştı bu şimdi , ama ayıramıyordu da kafasını, tatlı bir bağlayıcılığı vardı . “Bunlar da nerden çıktı. Resimdeydik biz. Kandinsky mesela, 150 yıl filan önce doğmuş, İşte onun da dönemleri var Picasso gibi, empresyonist başta, sonra ekspresyonist, soyut ilk onun yaptığını söylüyorlar . Sonra coşmuş, bauhaus, büyük sentez filan. Ama bakıyorum da resimlerine- small worlds mesela anlaşılıyor da circles in a circle nasıl bir isimdir, yani burda ne çizdin circle in a circle – güzel ne anlatmak istedin circle işte- yani Picasso’nun resimlerini o dönem o açıdan yansıtmış vb. denebilir. 6 yaşındaki kızın yaptığı resmi mir uzay istasyonuna benzetebilirsiniz, tamam da adam demiş ben yuvarlak çizdim sadece diye, Asimetrik oluşum ya da kaostaki düzen ( O zamanlar bu kadar klişe değildi ) ya da hayat delikanlı değil bile olsa bir yerinden tutarı var. İşte, Camel müziği gibi- bir yerinden dinliyorsun olmuyor- başka yerden çekilmiyor- dinlemek için kesin bir şeyler çekmek şart- Ama onların hitap ettikleri güruh öyle zaten- İşte Kandinsky de sıkılmış heralde- dünya savaşı vb. ekim devrimi- tekdüzelik- farklı bir şeyler deneyeyim demiş. Kafasına estiği gibi yapmış- e güzel yapmış- satabiliyorsa daha güzel- Yeni bir akım başlatmış. Sonraki kompozisyonları daha bir hitap ediyor göze/ karışık- ama siz ne çıkarıyorsunuz mesela circles in a circle dan. Gerçekten üstün bir sezgi , sanat aşkı vb. gelmiyor aklıma işte öyle şeyler mi gerekli böyle bir şey için yoksa sadece herkes istediğini alsın diye mi çizilmiş bunlar- benim pi r kare aldığım gibi” “Ben mi , hoşuma gidiyor Kandinsky genelde , gerçi o resmini gördüğümü sanmıyorum, İsminiz neydi ” 

Zordu baya bu çocuk, ama zevkliydi de . ” Gordon ben, ya da arkadaşlar öyle diyor. Gerçi ben ağaçlardan manzarayı göremeyen birisiyim- işte Ayvazovskinin resimlerine bakıp “A ne kadar güzel çizmiş denizi” demekten başka bir görüşü olamayacak birisi. Teşekkürler, sizin gibi bir sanatçı benim gibi bir sanat cahilini bu kadar dinliyor. Şeyi biliyorum, insan kulağı eğitilebilir, güzel şeyleri diğerlerinden ayırması için (kime göre güzel?) Klasik müzik konusunda mesela- resimde de böyle bir şey var mı? bir resme bakan birisi hep aynı şeyi mi görür yoksa zamanla evrimleşebilir mi- ya da bir kalıba mı girer- İşte biz insancıkları nasıl görüyorsunuz bu resimler karşısında. Bu ayakkabının sizi Dali’nin Mirage’ı gibi yansıttığını bir tek ben mi görüyoum ki bir de ” Çok dağılmıştı kafası. Tatlı bir doluluk vardı. ” Evet Gordon” dedi sadece, “Bence senin eğitilmene hiç gerek yok, Ama ben ,” diyemedi bir şey daha fazla , sanki mağazadaki herkes ona bakıyordu. “Ben bunu alıyorum “dedi ve kasaya geçti.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s