Telefon

Sapsarı bir sisin içinde yüzüyordu, neden burada olduğuna dair hiçbir fikri yoktu. Nerede olduğunu da bilmiyordu zaten. Sarıdan nefret ederdi, neyse ki normalde bonus olarak gelen kötü koku yoktu şu anda.

Bir sisin içinde nasıl yüzülür ki diye düşünmeye başlamıştı ki onu gördü, ya da o olduğunu düşündüğü bir silueti, uzaklaşıyordu yürüyerek yavaş yavaş. Kendisi yüzerken onun nasıl yürüdüğüne aldırış bile etmeden kulaçlarını hızlandırdı. Etrafında yüzlerce bulanık figür vardı ama o olduğunu biliyordu yürüyenin. Sarı sis içindeki tek sıcak şey oydu nedense.

Hızlandıkça gücünü tükettiğinin farkındaydı, ama ona yaklaştığını bilmek daha da kamçılıyordu kendisini. Yeşil siluet gitgide büyüyordu önünde. Durmuştu sanki, kendisine doğru dönmeye başlamıştı hatta. Delirmek üzereydi sevinçten. Tam o anda kısık bir ses gelmeye başladı arkasından. Bakmadı, bakamazdı şimdi arkaya. Ses şiddetini arttırdıkça bulunduğu yerde durmakta zorlanıyordu gitgide. Sanki ses çekiyordu onu. Hala yüzünü göremiyordu ama onun, dönmemişti daha,  yeşil bir siluet vardı sadece.

Var gücüyle kulaç atmaya çalışsa da ses artık dayanılmaz hale gelmişti. Hadi son bir çaba, lütfen dön artık. Yeşil siluetin yüzü seçilmeye başlamıştı tam, bir kulaç daha, patlamak üzereydi beyni, arkasına baktı.

Gözlerini açtı, çalan alarmı kapattı. Telefondaki bildirimlere baktı umutsuzca, birkaç oyun gönderimi, bir iki son dakika haberi, bolca reklam. Başka bir şey yoktu. Bildiği, daha önce kullandığı tüm mesajlaşma programlarını taradı- hiçbir şey yoktu. Yataktan kalktı, kolları ağrıyordu sanki, rüyadandır diye düşündü, gülümsedi kendi kendine. Sonra astı suratını tekrar, buna hakkı olmadığını düşünerek.

Tuvalete girdi, haberlere bakmaya başladı telefonunda. Hala etkisinden kurtulamamıştı o sarı sisin. Ne olabileceğini düşündü, rüya tabirlerini açtı. İnanmasa da hiçbir şeye, bakıyordu yine de burçlara rüya tabirlerine. Sonra da “olur mu öyle şey” diye alay ediyordu kendi kendine..

Rüyada sarı görmek manevi duygularını çok yoğun olduğu anlamına geliyormuş, siste yürümek vardı bir de, sorunlar ve zorluklar karşısında mücadele etmekmiş o da. Yeşil siluete bakmasına gerek olmadığının farkındaydı. Eski mesajlara baktı, gülümsedi ahlaksızca tekrar.

Su ısıtırken saatine baktı, vardı servise epey, Öncesini hatırladı, eski sabahları, daha önce o saatlerde ne yaptığını düşündü. Kahvaltı? Herhalde öyledir, Aklına gelmedi bir şey. Rüyasındaki sisi hatırladı yine, sanki benzer bir yoğunluk vardı dünyasında.

E-postalarını kontrol etti kahvaltısını yaparken, sonra da aptallığına küfretti. 3 haftadan beri reklamdan başka bir şey yoktu mesajlarında. Biliyordu yeni bir şey bulamayacağını ama anlamsızca bakıyordu hala, bir şeyler bekliyordu- yukarıdan birinin her şeyin hata olduğunu, hayata eskiden olduğu gibi devam edeceğini söylemesini belki de. Dışarı baktı gökyüzüne, yağmur yağacak galiba.

Şemsiyesini almadan çıktı.  Başlamıştı bile, durağa kadar yavaş yavaş yürüdü. Islak ıslak etrafındaki insanlara baktı, gözlerini kaçırıyordu hepsi. Kulaklığını takıp dinlemeye başladı çalma listesini. Üç haftadır aynı listeyi dinliyordu. Neyse ki silmemişti hesabından, umarım hiç silmez. O da dinliyor mu acaba? Belki de beni düşünüyor dinlerken. Öyle ya kimi düşünecekti ki, beraber yapmışlardı listeyi. Gece Müzikleri diye bir isim koymuşlardı. Hala durduğuna göre belki hala bir şeyler vardı onun da içinde kendisi gibi. Solundaki kadının kendisine kötü kötü baktığını görünce suratındaki aptalca gülümsemeyi fark etti.

Hep aynısını yapıyordu, önce gaza getiriyordu kendisini sonra da daha kötü oluyordu her şey. Gözlerini kapattı kadını görmemek için, O geldi hemen önüne, rüyasındaki gibi değil, en son gördüğü şekilde. Yo, en son böyle değildi aslında, gülmüyordu ki ayrılırken. Servis geldi, bindi vakit geçirmeden.

Günaydın deyip oturdu hemen öndeki koltuğa, boştu yanı. Her sabah aynı insanları görmekten bıkmıştı. Sanki onlar deli oluyorlar beni görmeye. Kendisini her an görse de asla bıkmayacak bir kişi vardı, var mı , bıkmadı mı gerçekten? Neden ara verdik öyleyse? Biz mi verdik?

Evet ara verelim demişti, bitirelim dememişti ki. İstediği zaman arayabilirdi, O da kendisini arayabilirdi hem, niye aramıyor peki.? Kitabını açtı, “Olmayı düşlediğiniz yerde tüm benliğinizle olmanız gerekiyor. Bölünmüş bir krallık, düşmanların saldırısına karşı koyamaz. Kafasının içi bölünmüş bir insan, yaşamın yükünü gerektiği gibi kaldıramaz.” Ya ne diyorsun sen Coelho? Attı kitabı yana, sırf onun için almıştı kitabı, o da okuyor diye. Bir türlü bitirememişti ama. Belki şimdi zorlasam biraz… Ani bir frenle kafasını cama çarptı.

Sinirli bir şekilde şoföre baktı, hiçbir şey yokmuş gibi sürmeye devam ediyordu adam, telefonunu çıkardı, mesaj yazmaya başladı. Durdu, kime gönderecekti ki? Sildi, Uyumaya çalıştı ama biraz sonra midibüs durdu.

Bütün gün gereksiz bir sürü işle uğraştı., boş kalmak istemiyordu, telefonuna bakmak istemiyordu. Kafasını serbest bırakmak istemiyordu. Kendini bırakmak istemiyordu o sarı sise. Öğlen yemeğe çıkmadı, tel başına kaldı ofiste. Bilgisayarda bir şeyler yazması gerekiyordu, ama aklı telefonundaydı. Acaba mesaj var mı? Direniyordu ama. Kötü olacak her şey zaten, ne zaman daha iyiye gittiği görülmüş ki? Belki bir zamanlar… Olmadı, baktı telefonuna, hiçbir şey yoktu.

Öğleden sonra yapmadı bir şey, yazmadı yazıyı da. Anlamsızca gezindi internette, hep hayal ettikleri tatili araştırdı tekrar- bir yolcu gemisiyle Akdeniz turuna çıkmayı ne çok istemişti zamanında. Söz verdi kendine, gidecekti onunla ya da onsuz. Onsuz mu, var mı öyle bir ihtimal?

Etrafındakilere baktı, sevilen birisi değildi iş yerinde- Ben de sevmiyorum zaten.. Evet gerçekten sevmemişti kimseyi, sadece sevdiğini sanmıştı belki. Değmez demek ki hiçbir şeye. Önemsememek lazım,  hayat böyle şeylere aldırmayacak kadar kısa. Sadece alışkanlık, zamanında sigarayı nasıl bıraktıysa bu alışkanlığı da görmezden gelebilirdi.

Ama gerek yok ki.

Akşam eve gitmedi hemen, bir bara geçti, yalnızdı her zamanki gibi- arkadaşı yok denecek kadar azdı.  O vardı belki gerçekten arkadaş diyebileceği sadece, hep beraber çıkarlardı dışarı. Biraz destek gerekiyor sadece. Hiç boş kalmadı önü o akşam. Sürekli içti düşünmek zorunda kalmamak için. Ara sıra bakıyordu telefonuna, ama onun için değil, sadece bakıyordu. Yoksa artık önemsemiyordu, unutmuştu hatta.

Hesabı ödeyip çıktığında saat gece yarısını çoktan geçmişti. Baktı yine telefonuna , bir şey yok yine- gerçi son iki saatte kendisi bir şeyler yazdığını hatırlıyordu ama ne olduğunun farkında değildi. Sallana sallana yürümeye başladı eve doğru. Hiç gitmek istemiyordu ama döneceği başka bir yer de yoktu. Gözlerini kapadıkça onu görüyordu. Etrafında dönüyordu diğer her şeyle birlikte.

Bir ses duydu sonra, açtı gözlerini, kısa boylu bir adam bir şeyler söylemeye çalışıyordu, elinde gözünü alan bir şey vardı üzerine doğrulttuğu. Hiçbir şey anlamadı, Konuşmaya çalıştı o da,  doğru dürüst bir cümle kuramadı ama. Adam hızla üstünü aramaya başladı. İtti elini, adam telefonunu kaptı elinden. Ver onu diye bağırdı, adamın üzerine atlamaya çalışarak, telefonun sesini duydu birden, telefona doğru can havliyle atladı, adam yana çekilince yere düştü. Adam gitmeye çalışırken ayağını tutup çekti. Şimdi yerde boğuşuyorlardı. Telefon iki metre ilerde çalmaya devam ediyordu. Bir sızı, karnında bir sıcaklık hissetti sonra, adam koşarak uzaklaşıyordu.

Telefona doğru sürünmeye başladı yavaş yavaş, hayır kulaç atıyordu. Hala çalıyordu telefon, ama yaklaşamıyordu bir türlü. Soğumaya başlamıştı her yer, yüzüyordu toprağın üstünde, tırnaklarını geçirdi toprağa, çekti kendisini ileri doğru. Sarıydı etrafı rüyasındaki gibi, hadi artık sonuna geldik her şeyin. Son bir hamleyle elini uzatıp dokundu telefona. Onun ismi vardı parlayıp duran ekranda. Gülümsedi, kapattı gözlerini.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s