Demek Ulysses’i Okumak İstiyorsun? Bölüm 8–Lestrygonianyalılar

8 bölüme kadar gelebildik Ulysses’de. Yaklaşık 30 sayfalık bir bölüm Lestrygonianlar. Toplamda 18 bölüm olduğuna göre ortasına yaklaştığımızı düşünebilirsiniz belki kitabın. Oysa önümüzde çok uzun bir yol var daha, dörtte biri henüz bitiyor kitabın. Yazdıkça açılıyor Joyce.

Lestrygonianlar bir parça Nilüfer yiyiciler bölümüne benziyor. Öğle vakti olmuş Bloom yemeğe çıkıyor, yürüyoruz ve yiyoruz biz de onunla bu bölümde. Evet bu bölüm yemekle ilgili genel olarak. Bloom’un faydacı zihni de sürekli giriyor araya.

Odysseia’da da insan yiyen bir dev çıkıyor karşımıza. Hatırlarsınız en son rüzgarların bekçisi Aeiolus kovmuştu kahramanımızı. Lestrygonianlar’ın adasına ulaşıyor Osysseus gemileriyle. Kendi gemisi körfezin dışında demirliyor. Diğer gemilerden sahile çıkan öncü partiler bir genç kızın cazibesine kapılıp adanın içine doğru çekiliyorlar. Kızın babası, Lestrygonianların kralı Antiphates, bu ziyafeti kaçırmıyor ve gelen tayfayı tamamen yiyor. Antiphates’in yamyam bir dev olduğundan bahsetmiş miydim? Daha sonra sahile gelen kral yakındaki gemileri de adamları ile batırıp tayfalarını yiyor. Ama Odsysseus gemisiyle beraber Kirke’ye kaçmayı başarıyor. Bu bölümdeki karşılıklar şöyle : Antiphates- Açlık, Antiphates’in Kızı (Tuzak) : Yiyecek, Lestrygonianlar: Dişler – Çok karışık değil, di mi:)

Linati ve Gilbert şemalarına bakalım

Zaman: 13:00

Sahne: Dublin (David Bryne Pub’ı ve Milli Kütüphane’ye giden yol)

Organ: Yemek Borusu

Sanat: Mimarlık

Renk: Yok

Simge: Polisler

Teknik: Peristaltik (Bağırsak hareketlerine ilişkin gibi bir anlamı var, kasıp gevşetme hareketleri bir nevi ilerletmek için)

Başlıyoruz, söylediğim gibi Bloom gazetedeki bürodan çıkmış ve solda görülen yaklaşık 900 metreyi geçerek David Bryne Pub’ına gidiyor, biz de yol üzerindeki dükkanlara bir göz atıyoruz. Aslında bu bölümü (ve benzer diğer bölümleri) Google Maps’le takip etmek faydalı. Mesla ilerde bir yerde Bachelor’s Walk diye bir sokağı  Bachelor’un gezisi diye çevirmiş Fuaat Sevimay ve bir şey anlaşılmıyor.

Bir şekerci dükkanının önünde başlıyoruz bu yemek yolculuğuna. YMCA (Genç Hristiyanlar Derneği)’den bir delikanlı, bir bröşür tutuşturuyor eline Bloom’un. Bağışlanma, Kıyamet, İlyas’ın gelişi vb. Din ve reklamcılıkla ilgili birkaç gelgitten sonra Mezatçının önündeki Dilly Dedalus’u görüyor Bloom, Stephen’ın kardeşi oldukça zayıf ve kıyafeti kötü durumda. Annenin öldüğünde yuvanın bozulduğunu ve Hristiyan inancı gereği besleyemeyeceği kadar çok çocuk yapmanın saçmalığını düşünüyor, dile kolay 15 çocuk. Kürtaj yok, TV yok , ne yapsın adamlar diye de düşünebilirsiniz ya da en az üç çocuğun faziletine de inanabilirsiniz, sizin bileceğiniz iş.

O'Connell Bridge

O’Connel köprüsünde Liffley’den geçen bir barç görüyor, Guinness fıçılarını taşıyan bir yük teknesi. Yeme içme öne çıkıyor yine, Fıçıların içine düşüp sarhoş olan farelerden, “Yediğimiz her şeyi bilseydik nasıl olurdu?”ya bir düşünce girdabı. Sonra; Hades’deki bir hikayeyi hatırlama, aç martılar, broşürle kandıramama, kolay kafiye va Shakespeare’in boş ritmi, satıcıdan kek alıp Lestrygonianlar’ın yaptığı gibi martılara atma, kurnaz martılar, açgözlü martılar, nankör martılar, şap yapıyorlarmış zaten, kuğu eti nasıldır acaba? Ah teknede reklam, suyun sahibi var mı, başka nerelere reklam alınabilir ki? Tuvaletlere belsoğukluğu reklamı mesela? Belsoğukluğu mu, Boylan? Yok yoktur onda herhalde şeklinde devam ediyor sayfalar. Neyse köprüden kurtulduk nihayet:)

Paralaks’ın anlamıyla ilgili bir belirsizlikten sonra birkaç sandviç adam görüyor, eski çalıştığı yerin reklamı, eski günleri hatırlıyor, Eski güzel günler, biraz da şüpheli Molly’yle ilişkisi olabileceğini düşündüğü bir iki kişi var o günlerden ama güzel günler genelde reklam ve Molly iç içe ve Rudy tabii, ölen oğlu. 

Kafası bütün bunlarla meşgulken Josie Breen’e rastlıyor, zamanında kur yaptığı bir kadın. Uzun uzun konuşuyorlar havadan sudan çocuklardan, Cenaze tabii, siyahlı hala bay Bloom.

-Eski dostları yitirmek üzer insanı, dedi Bayan Breen’in melankolik kadıngözleri.

Yeter bu kadar cenaze sohbeti, usulca değiştirelim konuyu; kocası

– Evinizin direği nasıllar, beyefendi?

Bayan Breen o koca gözlerini yana çevirdi. Nasılsa güzelliklerini kaybetmemişler daha.

Aç adam, yemek kokuları alıyor arada, bu arada kadının kocasının aldığı bir kart yüzünden çıldırmak üzere olduğunu öğreniyoruz. “U.P.” yazıyor kartın üzerinde. Yıllardır araştırılan bir gizem daha (You pee de olabilir, evet:) Eski dostlar vb. bitiyor diyalog kısımları. Kadın ayrılıyor ve Bloom’un mide ve kafasıyla baş başa kalıyoruz yine.

dark clouds near sun ile ilgili görsel sonucu

Uzun isimli bir adam, İlanla haberleşmedi faydalı bir gazete, tanıdığımız tanımadığımız bir çok isim ve olaydan sonra karanlık bir bulutla melankolikleşiyor Bloom. Bu bölümün göze çarpan öğelerinden biri ara sıra kayıp gitmesi kahrmanımızın. Bir de kafasından atamadığı muhtemel buluşma (Molly ve Boylan’ın) ama söylemiyor bunları, hissediyoruz sadece. Bir de yemek tabii bolca:)

Neyse eski günler, İrlandalı asiler, dönekler arasında polisleri fazla sevmediğini anlıyoruz Bloom’un, dakika başı laf sokuyor kafasında. Polis tamam peki mimarlık nerede diyenler varsa, şemaya takılanlardan, bir iki yerde binalarla ilgili yorumlar da var bölümde. Peki ta o bağırsak olayı ne oldu diyenlere de metnin uzun ve boğucu cümleler arasına dağıtılmış 2’şer üçer kısa rahatlama cümlesi şeklinde olduğunu söyleyeyim . Uzunlar sanki kasılmayı andırırken kısa cümlelerde gevşetiyor bizi Joyce ve ilerleyebiliyoruz. Ya da ben çok kaptırdım kendimi bilmiyorum:)

george russell irish poet ile ilgili görsel sonucu

Bu bölümde ilginç tesadüfler de oluyor, mesela  John Howard Parnell geçiyor aklından ve karşısında görüyor adamı. Sonra bir ara George Russle’ın bir sözünü hatırlıyor(İrlandalı ünlü şairden bahsediyorum Williams pilotu değil tabii ki:) arkadaşıyla geçiyor yanlarından bisikletine binmiş olarak . Sonda da başka bir tesadüf var bölüm boyunca aklından çıkmayan.

lestrygonians ulysses ile ilgili görsel sonucu

Neyse midesi kumandayı alıyor ve Duke Caddesindeki The Burton restoranına giriyor erkek gibi et yemek için. Vejetaryen yemeklerini bir kez denemiş sadece, midesini bozmuş onda da. Ama Burton’un içindeki insanlar ve kokular ve yeme şekilleri ve yemekler ve kokular ve Lahana ve Et ve kokular ve yağ ve restoranla ilgili her şey adeta iğrendiriyor o sakatat adamını. Hani TV’de yanlış kanal açıktır da bir süre sonra yaşadığınız yerden , insanından iğrenirsiniz ya onun gibi bir şey herhalde. Birisine bakmıştım numarası çekip çıkıyor hemen.

Daha sofistike bir yer olan Davy Byrne’nın Pub’ına giriyor sonra. Çok kalabalık değil, Nosey Flynn ve bar sahibi var bir de garson çocuk. Flyn herkes gibi Moly’yi soruyr Bloom’a sonra da Boylan’a dönüyor konu. Kurtulamadı daha şu adamdan. Neyse, şarap ve gorgonzola  peynirli sandviç. Sonra da camda gördüğü iki sinek Molly ile geçirdiği eski bir kaçamağı hatırlatıyor kahramanımıza. Bölümde bazı yerlerde açlık ve şehvet at başı gidiyor.  Sonra yine hüzün, hiçbir şey artık eskisi gibi değil Bloom da öyle.

Rahatlıyor elbette karnı doyunca. Tuvalete geçince onu görmeye alışıj olmayan Bryne Nosey’e soru yağmuruna tutuyor. Sonra ne masonluğu kalıyor Bloom’un, ne de yahıdiliği. Başka konuklar geliyor, at yarışları konuşuluyor. Habersiz Bloom hesabı ödeyip çıkıyor sonra.

Sırada kütüphane var , reklam işi için uğrayacak. Görme engelli bir gencin karşıdan karşıya geçirmesi, acaba bunlarda diğer sezgiler gelişmiş midir , farklı renkler farklı hissettirir mi gibi soruları tetikliyor. Saat 2 olmak üzere ve o bahsettiğim karşılaşma oluyor, Blaze Boylan geliyor uzaktan, Bloom hemen panikleyip dibindeki müzeye giriyor. Boylan gözden kaybolana kadar oyalanmaya çalışıyor bir şekilde. Bölüm sonunda da görünmeden kurtuluyor. Neden kaçıyor, kendisi de itiraf edemiyor herhalde. Ama bir şekilde ablıyoruz çektiği ızdırabı.

Evet, biraz yürüdük, biraz acıktık, biraz güldük biraz da hüzünlendik Leopold Bloom’la bu bölümde. (Evet midemiz de bulandı bir parça) Empati kurmaya başladım ben galiba bir parça, Molly’li bölümler nasıl olacak merakı da yok değil ama. Neyse, bu kez de daha yeni bir şarkı ile veda ediyorum . Komuyla alakasız ama İrlanda’dan en azından şarap sesleriyle. Scylla ve Charybdis’de görüşürüz.

“Demek Ulysses’i Okumak İstiyorsun? Bölüm 8–Lestrygonianyalılar” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s