52

Bir yerde okumuştum (Herkes biliyor nerede olduğunu aslında), hayatın anlamı 42'ymiş. Değil bence, jokersiz bir 52 daha çok uyuyor hayatımıza. Game Of Life dahil hayatı daha fazla yansıtan bir oyun var mıdır acaba? Şimdi ne saçmalıyor bu gereksiz diyebilirsiniz. Bana papaz mı diyorsun bre labut da diyebilirsiniz. Ama sonuçta blogun adı Saçmanın Bağladıkları ve ben… Continue reading 52

Gece ve Korku

Gece olduğunda çok korktum. Uyumaktan korktum. Ne olacaktı ki. Bilmiyorum. Kalbimin böyle attığını ilk kez hissediyordum. Her zamanki yerdi. Benim soğuk, karanlık, alışılagelen yatağım. Ama bilmiyorum, bir şey beni istemedi içine girdiğimde. Deli gibi korktum. Işığı yaktım, öyle yatayım dedim olmadı yine. Kalktım televizyonu açtım, diziyle beraber gelen uyku iyi geliyordu hep bana. Salak da… Continue reading Gece ve Korku

Hastalık İzni Sorunsalı

Hasta olmak varken yapılacak şey değildi ki bu. Kimin aklına gelmişti bu bilmiyorum aslında. Sadece ben vardım , bir de ortalama hayatım. Ortanın az üzerinde yaşamak için çalıştığım bir hayat. Başaramasam da hiç kötü emelleri, hep görünüşümü düzeltmeye çalışırdım. Olduğun gibi görün , göründüğün gibi ol ifadesi, kötü bir eski zaman kişisel gelişim kitabıydı benim… Continue reading Hastalık İzni Sorunsalı

Fiction vs Non-Fiction

Kitaplar ikiye ayrılıyormuş fiction ve non fiction olarak. Üretilmiş ve çalışılmış olarak çevirebiliriz bunları türkçeye. Ya da bunca yıldır yaşayan bunca edebiyat emekçisi (kendilerine öyle diyorlardır herhalde) bunları çevirmek için başka kelimeler bulmuştur. Önemli değil, sonuçta farklıdır iki tür de. Bir türe yemek kitapları, maket yapımı, herhangi bir üçüncü dünya ülkesindeki yolsuzluklar ya da ubuntulu… Continue reading Fiction vs Non-Fiction

Yalnızlık Kaçınılmaz

Toplumun ayırdıklarını yalnızlıklar birleştirir." demiş Albert Camus zamanında. İnsanların toplum tarafından yalnızlığa itildiği, yalnızlıkların da sanal boşluklarda ne olduğunu bilmeden birbirine çarpa çarpa gezindiği günümüzün bir fotoğrafını çekmiş sanki adam. Ama cep telefonunun kamerasından değil, zamanının o köhne, kocaman, siyah beyaz makineleri ile. Hepimiz yalnızız biraz, kaç kişiyle birlikte yaşarsak yaşayalım. Bu sözü hemen her… Continue reading Yalnızlık Kaçınılmaz

Beyaz Geceler – 2

      Akşam oldu, gece hatta. Kararsızlığın o tatlı bilmezliğinde yuvarlanıyorum yavaşça. Tam sıkıntı baremini aşacakken aydınlanıyor hava. Niye aydınlandı diye televizyona bakıyorum, saati göstermiyor bana. Kızıyorum, survivor var oysa- survivor'a kızılmaz, o kızar insanlara. Ben de klasik yollara mecbur kılındığım için kötü kötü düşünerek telefonuma bakıyorum. Elektrikler kesilmiş galiba- çalışmıyor saati, sadece bildirimler var, 1990'larda… Continue reading Beyaz Geceler – 2

Beyaz Geceler -1

Bir zaman gelecek, güneş hiç batmayacakSöyle insanoğluna, o zaman kimse rüya görmeyecekSadece ben isteyeceğim- muktedir ve doğurganVe hiç bir şiir yazılmayacak aya bir daha Simon L'horte-Bartiey Poltreistgwer-Heundergighn 4. Kitap 13. gün . Hala her yer aydınlık. Başta bir anlam verememiştik gecelerin olmamasına. İlk bir iki gün sadece şaşkınlık vardı, sonra yerini korku aldı haliyle. Şu… Continue reading Beyaz Geceler -1

Merhaba Mança

İyi akşamlar yüce ve sevgili Mançalılar,Tanıtmaya geldim kendimi bir parça.Günler süratle geçiyor benim için de,Daha ne zamandı ki en son hatırladığım salılar.Ölüleri de hemen fark edebiliyordum o zamanlarDaha ilk keskin bakışımda.Hala çok keskin bakıyorum uzaklara,Gözlük var ama, anlaşılmıyor uyumadan önce.O kadar kesin değil geçmişim, biliyorum.Çok kişiye "sen ve ben" dedim şu ana kadar ömrümde.Niye dedim… Continue reading Merhaba Mança

Başlayalım mı ?

Tek derdim sensin diyorumTek başıma geçirdiğim bu gecelerdeİnanmıyorlar banaParçalanıyor her yanımSuya hasretim, üstümden akacakHaykırıyor her organım tek tekKaranlık, göremiyorum ama Devrim yaklaşıyor diyor uzaktan bir sesGülüyorum, o eskidendi diyeDuruluyorum yavaş yavaşÖyle sanıyorum ya daGözüm devam ediyor haykırmayaSeni istiyor sanıyorum yineYanlışım bugünlerdeDevrim istiyorum diyor sol yanımOtur yerine diyor sağ  gözüm banaDinliyorum korkuyorum çünküGüneşi görüyorum üstümde, otoriterOturuyorum,… Continue reading Başlayalım mı ?

Tavşanlar Olmayacak

Kocaman gözleriyle bakıyordu bana. Sanki dünyadaki tüm gözler onundu ve hepsiyle beni izliyordu. Kaç tane gözü vardı allah aşkına ? Ne yapmam gerekiyordu? Ya her zaman yaptığım gibi başımı öne eğecektim, ya da.... Baktım ona, gözlerine. O nasıl baktıysa ben de öyle baktım- dik dik esasen. "Etrafında tavşanlarla dolaşan birisi olarak bayağı cesursun" dedi. Onlar… Continue reading Tavşanlar Olmayacak