Insane in the Brain'i duymuş muydunuz? Tabii ki konumuzla bir alakası yok. Sadece Mozart in the Jungle'ı üç defa üst üste okumayın diye eklenmiş serbest bir çağrışım. Ama müzikle ilgili sonuçta, en azından 90'lardaki. Buraya müziğin yüzyıllar içindeki dönüşümüyle ilgili bir şeyler de yazabilirdim ama kafanızı şişirme niyetinde değilim. Çünkü Mozart in the Jungle da öyle… Continue reading Saçma Sapan Şeyler – Mozart in the Jungle
Etiket: Yazı
Duvar Yazıları-40
Değişmişti duvarcı günler geçtikçe, insanlar gittikçe. Ne yapacağını bilmiyordu. Başından beri ilk kez böyle kalmıştı. Duvar yapıyor muydu, farkında bile değildi. Normal bir hayat yaşadığını düşünüyordu herkes, hatta kendisini bile kandırabilirdi gündüzleri. Gidip geliyor, ara sıra gülümsemeyi bile başarıyordu. Ama geceleri? Ne yapacağını bilememişti özellikle ilk gece. İçerisinden bir şeyler gitmişti, duvarı paramparça olmuş kalmıştı.… Continue reading Duvar Yazıları-40
Saçma Sapan Şeyler – Alice
Lucy, Mary, Linda, Annie, Liz, Alice... Alice... Alice ismi her zaman duraklatır insanı, geçmişe döndürür. Okuduğunuz o kitabı, izlediğiniz çizgi diziyi, Johnny Depp'in oynadığı o filmi ya da o harika olduğu söylenen o garip yeri hatırlarsınız bir. Hangi yaşta olursak olalım çocukluğumuza etki etmiş bir karakterdir sonuçta Alice. Ama şöyle bir şey vardır Alice'le ilgili. Diğer… Continue reading Saçma Sapan Şeyler – Alice
Kusursuz Cinayet Yoktur
En güzel kaybeden ben olacağım diye söze başladı evli olan. Saçları kızıl hayatı sırlıydı. Tam bir kızılderili olabilirdi birkaç yüzyıl önce farklı bir kıtada doğmuş olsaydı. Beckett benim için söylemiş sanki dedi sonra. Altına çalan kahverengi çalıyordu gökyüzünde ve evli/kızıl olan bu haftaki orkestra içinden seçmesi gerekenleri düşünüyordu. Finlandiya'ya hiç gitmemişti ve gördüğü güneşler hep… Continue reading Kusursuz Cinayet Yoktur
Serbest Düşüş
Neden kabullenmek istemiyorum hayata dair olan şeyleri. Tek başına göğüslemek zor geliyor değil mi? Tek tek yok ediyorum sevdiğim her şeyi. İyi ve güzel olan her şey dibe doğru iniyor benimle birlikte. Arada benden kurtarabilenler var tabi kendini, şanslı insanlar. Hala beraber indiğimizi düşünsem de ben onlarla, çok uzak bir dünyada yaşıyorlar onlar artık. Sadece… Continue reading Serbest Düşüş
kötü olan kötü kaldı
bu gün yedi mart ikibin on sekiz. blogdaki ilk yazı "kötü olan kötü kalır"ın doğum günü. o zaman huzurlu mu olmak istersiniz mutlu mu diye sorsaydınız bana, mutlu derdim hiç düşünmeden. ve mutluydum bu soruya gerek görmeden hiç. zevk alıyordum. şimdi de mutlu derim hala sormaya niyetliyseniz. akıllanmadım çünkü henüz. huzur varmış galiba bende bu… Continue reading kötü olan kötü kaldı
Karanlıkta Çalışmak
Sürekli bir ilerleme halinde olan insanlar gayet iyi bilir. Elektrikler kesikken ders çalışmaya çalışmak anlamsızdır. Bu yüzden genelde çalışılan ders bir tarafa bırakılır ve uyum sağlamaya çalışılır karanlığa. O zaman ilerleme zamanı değil uyum sağlama zamanıdır. Her şeyin karanlıkta yok olacağını bilseniz de; eğer bir ışık görmüyorsanız hayatın öbür ucunda, ne kadar çabalarsanız çabalayın mutlu… Continue reading Karanlıkta Çalışmak
Aynalı Hikayeler-8
- Bugün bana bir şey okumayacak mısın? - Hayır - Neden çok alışmıştım okumana - Hayır okumak istemiyorum, belki de hiç okumayacağım bir daha - Neden bir şey mi oldu ki? - Bilmiyorum, kendimden kaynaklanan bir şey belki - Ben... anlayamıyorum, her şeyini bilirdim oysa. Her gün yanımdasın - Benin de sebebini bilmediğim içim olabilir… Continue reading Aynalı Hikayeler-8
Kolaylık Tesisleri
Oldukça boş geçiyordu Ocak ayı. Yarım yamalak yürüyüşümle kolaylık tesisi diye adlandırılan yere doğru ilerledim. Tek isteğim karşımdakilerin beni ayıplamamasıydı. Ben ayıplanmaktan başka hiç bir şeyden korkmadım bu dünyada. Böyle olunca da, hiç dışarıya çıkamadım haliyle ayıplanmamak için. Ama buraya kadarmış, başka bir yolu yoktu. İsterseniz geriye dönüp hikayenin başını da açıklayabilirim size. Ama istemeyeceğinizi… Continue reading Kolaylık Tesisleri
İyi adamdı Parker Pyne
Beceremediğiniz günlerden biridir yine. Neyi değil hiç bir şeyi beceremiyorsunuzdur. Ne yazmayı, ne yapmayı, ne sevmeyi, ne gülmeyi, hiç bir şey yoktur yapmak istediğiniz. Üzgün olunca insan ya da anlamsız, günün ne olduğunun bir önemi yoktur. Pazar da olabilir perşembe de. Her şey ters gelir o zaman. Uzanacak bir el arar, ya da tutunacak bir… Continue reading İyi adamdı Parker Pyne









