- Sıkıldığın zaman hep aynı şeyi yapıyorsun. - Ne yapıyorum? - Biliyorsun. - Bilmiyorum, söyle. - İşte böyle gereksiz diyaloglara sokuyorsun beni. - Aslında hayatta hiç "bir şey gereksizdir" diye düşünmemek lazım. - Yazacak daha mantıklı şeyler olsaydı girecek miydin sence bu işe? - Girerdim tabi, diyaloglar da önemlidir. - Yalan söylediğini biliyorum. - Biliyorsan… Continue reading Aynalı Hikayeler-4
Ay: Temmuz 2017
Kifayetsiz
İnsan genel olarak kifayetsiz olduğunu ne zaman anlar? Muhteris değil sadece kifayetsiz olduğunu. Ya da daha anlaşılır bir şekilde sorayım, aslında bir bok olmadığınızı ne zaman fark ettiniz? Çok istediğiniz bir şeyi beceremedikten sonra mı, ya da çok sevdiğiniz birisini hayal kırıklığına uğratınca? Belki de bir şeyler yapmaya çalıştınız ve karşınızdakiler size "genel olarak iyi"… Continue reading Kifayetsiz
In-A-Gadda-Da-Vida
Tek başınaydı adam kendini bildiğinden beri. İstediği her şey veriliyordu. Geçen gün sırf bunu denemek için bir su aygırı istemişti üstüne binmek için. 10 dakika sonra üstündeydi. Gözdesiydi O'nun, biliyordu. Uçan teyzeler, değişik yaratıklar vardı etrafında. Her gün istediği her şeyi yiyebiliyordu. Tatlı, sebze , meyve işte ne aklına gelirse. Hiç sönmeyen bir mangal… Continue reading In-A-Gadda-Da-Vida
Cumartesi
Cumartesi olacağını tahmin etmiştimKötü şeyler hep cumartesi olur çünküMelekler izne çıkarmış cumadan sonraÇiçekler zaten grevdeŞarkılar pazara diyor kasvetli amaCumartesiden başlar karanlık bizdeŞaşırmadım o yüzden ben de Cumartesi başlayınca benden kaçışıYememiştim zaten o en baştakiSadık, sevecen ve uysal yalanlarıHer şeyi bilen ablam demiştiHer aşk başlar ve biter bir gün diyeGerisi sadece prosedür ve düş kırıklıklarıHissedince sonun… Continue reading Cumartesi
Düşleyen
Bazen sadece düşlemek gerekirHer şeyi fark ederiz o zaman.Denizin üstündeki yelkenli oluruz Üstümüzdekilere aldırmadan sevişiriz rüzgarla.O ismini bilmediğimiz kuş oluruz Tepeden bakıp insan denen mahlukatlaraGece kayboluruz, karanlıkta görünmez olur çünkü kuşlar.Uydu oluruz o zaman hava kararıncaYıldızlar uzakta çünkü bayaDünyayı seviyoruz biz, yaşayacak kadar olmasa da.Başımız dönünce fazla dönmekten dünyaylaÇocuk oluruz kendi etrafında dönenSonra durdurur anne… Continue reading Düşleyen
Boğazda Bir Pazar Sabahı
Soğuk, sert bir rüzgar esiyor. Burnumu dolduran deniz kokusu. Klasik Çanakkale kışı. Sabahki sis dağılıyor yavaş yavaş. Saçma bir gemi geçiyor boğazdan. Durup bakıyorum. Normalde gemilere bakıp hayal kurmak yaptığım şey değil. Bakıyorum bu kez ama. Standart sabah sıkkınlığı var; iş, güç, aile, saçma şeyler. O gemide düşünüyorum kendimi, hiç bir farkımın olmayacağına eminim ama.… Continue reading Boğazda Bir Pazar Sabahı
Karanlık Gece
Karanlık olacağını tahmin ediyordu o gecenin. Ay yok dedi yanındakine. Yanında kimse yoktu aslında. Kendisi cevap verdi, evet ay yok diye. Ne kadar çok isterdi yanında onun olmasını, ayın olmasını. Kapattı gözlerini, sabahı hayal etti. Ertesi sabah mıydı bilmiyordu. Bir sabahtı sonuçta, aydınlıktı. Sabahların aydınlık olduğunu çok uzun zamandan beri biliyordu. Karanlığı mı, aydınlığı mı… Continue reading Karanlık Gece
Duvar Yazıları- 35
Duvarcı o günlerde daha mutlu kalkıyordu akşamları. Duvarına gitmek eskisi kadar zor gelmiyordu. Onu göreceğini biliyordu çünkü duvarın öbür yanında. Yavaş yapıyordu özellikle, komple kaybetmemek için onu. Gerçi kaybetse de onun kendisini bulacağını biliyordu. Hep bulmuştu zaten. Bazen düşünüyordu, heybesi olsa bir, bıraksa O'nunla duvarı, koysa heybesine güneşi,ayı; uzaklaşsa buralardan. Her gittiği yerde önce güneşi… Continue reading Duvar Yazıları- 35
İki Kişilk Diyaloglar – 2
- Malları İspanyola yolladıktan sonra Kurt Halil'i göreceksin - Pardon abi, önce benim şu kentkart işini konuşsak - Ne kentkartı - Abi başlarken yol, yemek artı masraflardı benim, şimdi kentkartı bile doldurmuyorsunuz - Ya manyak mısın, Kurt Halile sordun mu? - O sana sormamı söyledi - Hep öyle der, annesinin bir tanesi - Nerden tanıyorsun… Continue reading İki Kişilk Diyaloglar – 2
Neyi Bilebiliriz?
Neyi bilebiliriz normalde gerçekten? Gördüklerimizi mi, duyduklarımızı, yaşadıklarımızı, bize anlatılanları? Bize gösterilenleri? Ben doğduğum günü biliyorum. Emin miyim,evet. Neden eminim bu kadar ? Bilmiyorum. Orada mıydım? Bilinç olarak sanmıyorum. 1492'de keşfedildi Amerika. Nereden biliyorum, nasıl inanıyorum 500 yıl öncesinin bana yutturulan bilgilerine? Bugün hava çok soğuk. Nereden biliyorum? Güvenebiliyor muyum duyularıma gerçekten? Çevremdeki insanların duyularına?… Continue reading Neyi Bilebiliriz?









