Sen Şarkı Söylerken

Sen şarkılar söylerken öyle uzakta tek başınaBen burada dinliyorum seniBilmiyorsun beni , fark etmiyorsunBilsen utanırsın belki, söyleyemezsinBen de söylemiyorum o yüzdenSen söylüyorsun ben dinliyorumHer sevgilim dediğinde ben üstüme alınıyorumHer yaş geldiğinde gözünden ben de ağlıyorumHer kaçırdığında sözleri koşup yakalıyorumGetiriyorum sanaBaşımı okşuyorsun, seviniyorumVe her ara verdiğinde nefes almak içinÖpüyorum dudaklarınıİşte o zaman hissediyorsun beni, kıpkırmızı oluyorsunBaşka… Continue reading Sen Şarkı Söylerken

Hiç Bir Şey Gerçek Değil

Yürüyoruz seninle gece yarısı sonsuzluğaYolda bizden başka kimse yok sandığımız andaFarklı arabalar geçmeye başlıyor yanımızdanKimi uzun limuzin ya da cenaze arabası gibiKimi kaplumbağa, kimi tilkiYürüyoruz hala istifimizi bozmadanSen rakı içmişsin biraz, ben brendyİkimiz de biliyoruz hiç bir şey gerçek değilSonsuzluk da yok gece deBir tek arabalar var yanımızdan vızır vızır geçen Onlar da yüz vermiyor… Continue reading Hiç Bir Şey Gerçek Değil

Adın Ne?

Zafer, Edasıyla oturmuş bilgisayar karşısındaZafer kutusunun değişik versiyonlarını dinliyor Gözlerindeki zafer kazanmışlık onun suçu değil ki Edaları da yersiz evet, yaşına uygun amaBize isim verenler sorumlusu yaptıklarımızın belki deDüşünmüyor muydu köşedeki façalı adamın babasıBugünleri, zamanında ona Mahmut adını koyarkenYa bilmiyor muydu Dürdane'nin annesiDürdane'nin 18'ine gelmeden koca dayağını tadacağınıİsimlerimizle varız hepimiz - eksik ya da fazlaBen… Continue reading Adın Ne?

Aldatma/Aldatılma

Kendimden habersiz otururken belki  Dünya benden habersiz, ben hiç kimsedenSen biliyorsun beni amaBelki ondan aldatıyorsunBen daha gözlerini görmedenKaçıyorsun uzaklaraGözlerini de beraber götürüyorsunHer gece nefeslerini takip ediyorum eksik var mı diyeBenden gizli aldığınYa da benim rüyama sakladığınAy da yok, dünya bilmiyor ne olduğunuAldatmış o da besbelli, ama dünya sezdirmiyorBazen bir gözyaşı görüyorum hindistanın dibindeSen benimkini görmüyorsun… Continue reading Aldatma/Aldatılma

Olmamaya Özlem

Bir durup düşünelim. Kişisel gelişim kitaplarında ne çok duyarız değil mi? Onlar, yazarları daha doğrusu, gündelik hayat koşuşturmasında olan bizleri çok iyi tanıdıklarını zannederler. Herkes onların düşündüğü gibidir sonuçta. Herkes her şeyle çok meşguldür. İşlerinden başka hiçbir şeyi önemsemezler. Varsa yoksa işleri sadece. Kendini sevenleri görmezler . Ama artık her türlü problemin sonuna gelmişizdir. Parlak… Continue reading Olmamaya Özlem

İnanmak Başarmaktır

İçeri gir dedi kapıdaki koca gözlüklü adamFazla konuşmadan girdim, tek çarem buydu o andaNormalde söz dinlemem hiç, laftan anlamamBöyle gerek, ciğeri beş para etmezlerin dünyasındaSarı,geniş ve bir o kadar da zengin bir salonEmpati kurmaya çalışırım böyle durumlardaKadını o zaman gördüm ilk, her japon gibi minyonBiliyorum saygılı olmak gerekiyordu aslında o ortamdaKadın bana baktı, ben ona,… Continue reading İnanmak Başarmaktır

Bıktım Dedim Gölgeye

Bıktım dedim gölgemeYo, senden değilBöyle boş boş yaşamaktan Bezginlikten, benim olmayanHayır bezmekten bıktım, bezdirilmektenDüşünememekten bıktım senin kadarDüşünceli olamamaktan yeterinceDüşünceli insanlardan da bıktımHer şey onlarla başlamıştı çünküÇok düşünceli olduklarından hep düşündüler beni Benim kendimi düşünmediğim kadarDüşüncesiz kaldım ben de bunca düşüncenin arasındaSaçmalamaktan bıktımVurmadılar çünkü her saçmaladığımdaGörmekten bıktım her şeyiGöremeyenlerden bıktım beni ve gördüklerimiGörememeyi özleyip bir şey… Continue reading Bıktım Dedim Gölgeye

Yaşlı İnsanlar Kütüphanesi

Yaşlı insanlar kütüphanesinde yaşıyoruz bizSadece onların söz sahibi olduğu toprakları fethettikten Ve onların düşlerindeki yaşamı gömdükten sonraBu kaldı ellerinde en sonBiz de kabul ettik ama sessiz kalmayıYaşlı insanlar kütüphanesi burası sonuçtaİstediğimiz kitaplar yokAğdalı kelimeler, cahil servetlerle kavga ediyorOnlar bile ses çıkaramıyor buradaBizim elimizde telefonlar varOnların kaybettikleri ömürlerBizim kulaklarımızda eski kasetler halaThe wall ama en eskisiOnlar… Continue reading Yaşlı İnsanlar Kütüphanesi

Ceketini Unutan Adamı Yazan Kadın

Ceketini unutan adam diye bir başlık atmış daha gerisini getirememişti. Nereden gelmişti bu şey kafasına bilmiyordu. Hani bazı insanlar ilham der ye, o vardı sanki ortamda. O Muhammet demeyi tercih ediyordu gerçi. Ama diyemiyordu da , henüz o kadar cesur olmadığı zamanlardı. Namaz mı kılsam diye düşündü, bir iki rekat kendine getirebilirdi onu. Bilmiyordu ama,… Continue reading Ceketini Unutan Adamı Yazan Kadın

Duvar Yazıları – 32

Tek ihtiyacımız olan bir parça tuğla. Duvarcı bilindik şarkıları kendine göre çevirmeyi çok severdi. Şarkı dinlemeye nasıl başladığını daha önceden biliyorsunuz herhalde. Son zamanda bayağı fazla şey dinlemişti. En son sympathy diye bir şey öğrenmişti  rare earth'den. King crimson'un epitaph ı ile karıştırıyordu ama bu sempatiydi. Sadece diğer insanlar hakkında sempati duymak. Belki dünyanın diğer… Continue reading Duvar Yazıları – 32