Trenle

Ben de biliyorum bazı şeyleri dedi önde tek başına oturan adam, Güneşin neden ısıttığını diye devam etti güneş yüzlü çocuk. Kesin olanın imkansızlığı beni bunları yaşamaya zorlayan dedi şoför. Bunlar sadece bir kaç kendini bilmez, saymasını bile bilmiyorlar diye itiraz etti hemen şoförün arkasındaki. Ya gerçekten yoksa, hızlı bir trendeki şoför kadar anlamsızsa, diye sayıklıyordu… Continue reading Trenle

Biten Şeyler

Her şeyin yok olduğu anda Tepeden aşağıya bakıyorum Depremim daha yeni sona ermiş Dipten gelen tek bir darbe ile Sahip olabileceğim her şey Sevebileceğim tek insan Tüm olasılıklar bir anda bitmiş Etrafta dolaşıyorum, karanlık her yer Acı için bir şeyler arıyorum Başka bir morfin yok ama biliyorum Ölümden iyidir ama değil mi? Güvensizim bırakanlardan sonra… Continue reading Biten Şeyler

Hak Etmedin Sevmeyi

https://www.youtube.com/watch?v=vZAajrxvDs4 Sen sevmeyi hak etmedin dedi televizyondaki kadın. Daha önce de duymuştum sanki aynısını. Gözlerindeki ölümü görebiliyordum. Çocuk var dedi benim gözlerimde. Hala televizyondaydı. St.Etienne’in hemen önünde. Sadece aşk, dedi arkasından gelen müziğin verdiği cesaretle, sadece aşk kıracak seni biliyorsun, ama hak etmedin sevmeyi.  Bana söylüyordu eminim, odada başka kimse yoktu, televizyonda da. Sesini kıstım… Continue reading Hak Etmedin Sevmeyi

Paris’te Geceyarısı

Pariste geceyarısı Simsiyah Kalmak istiyorum bir parça daha Dört kere belki Doğmadan önce dört kere daha Semboller yağıyor başımdan aşağı Gecenin göz yaşları Fransızca ama hepsi Biraz daha kalmam lazım burada Kaybetmemem lazım yalanlarını gecenin Ruhumu düşürmemek için Düşünmemek için başka bir sabahı Fark etmemem için çiçeklerini Biraz daha boğulmam lazım kanımda Işık, kırmızı bir… Continue reading Paris’te Geceyarısı

Yazmam Lazım

Sait Faik gibi yazmasam delirecektim noktasındayım, ama şiir ya da hikaye değil. Sadece klavyedeki harflere basmak istiyorum boş bir şekilde, belki bir şeyler çıkar kendiliğinden, melodi olur yağmur gibi tesadüfi, yoksa bir şey yok kafamda. Çok şey var aslında ama yeri değil şu anda. Aslında artık hiç bir zaman yeri olmayacak kafamdakilerin. Yeni şeyler lazım… Continue reading Yazmam Lazım

Ay Bitene Kadar

Tabak gibi bir ay doğdu gecenin ardına Ay sanıyorduk ya da biz orada olanlar Birincisi anlatmaya başladı önce heyecanlı "1803 sene, henüz akıllar durgun, Kara bir kule, çevresi ak bir kale pamuktan Bir hayalet peyda olmuş ortasında Kale şifacısı, kimyacısı, kahramanı Hep beraber krala gitmişler, Çehresi ak bir sakalla kara kral Bilgeymiş aynı zamanda Harun… Continue reading Ay Bitene Kadar

Ölene Kadar Uzak

Dünya dursa ilk nereyi görmek isterdin dedi bana. Eskisi kadar anlayışlı. İlk günkü kadar güzel. Benim o günlerim çoktan geride kaldı dedim. İnanmıyordum oysa. Her zaman ilk görmek istediğim onun olduğu yerdi. Her zaman bulunmak istediğim oydu. Dönüyor başım ve dönüyor dünya ne yazık ki. Durdurabilseydim keşke sadece bir kez . Dünya, olan biten her… Continue reading Ölene Kadar Uzak

Farklı Bir Akşam

Farklı bir akşam, farklı insanlar Herkesi kaybetmişsin teker teker Gülümseyebilecek misin bir daha Hayatın akışına kapılacak mısın yine Başka insanlarla bu akşam Hepsi en az senin kadar yalnız Hepsi ağlıyor bazen senin gibi Hepsi kaybetmiş bir şeyleri senin gibi Sevdiğini zannediyorsun ya da Senin gibi onlar da Özlüyorlar haliyle Gülüyorlar da her şeye rağmen senin… Continue reading Farklı Bir Akşam

Şansım ve Ben

Uzun zaman oldu, yapmadıklarımdan pişman olmak yerine yazmayı yeğleyişim. Çok hatalar yaptım bu andan sonra, ama hiç pişman olmadım. Şimdi de benzer bir şekilde yazıyorum, içimden geldiği gibi değil ama - sadece parmaklarımın istediği gibi. Utanmıyorum hiç bir şeyden artık, ben değilim bu çünkü. Başka bir Erhan buradaki, evde bu klavyenin başında oturandan apayrı birisi… Continue reading Şansım ve Ben