Yazmam Lazım

Sait Faik gibi yazmasam delirecektim noktasındayım, ama şiir ya da hikaye değil. Sadece klavyedeki harflere basmak istiyorum boş bir şekilde, belki bir şeyler çıkar kendiliğinden, melodi olur yağmur gibi tesadüfi, yoksa bir şey yok kafamda. Çok şey var aslında ama yeri değil şu anda. Aslında artık hiç bir zaman yeri olmayacak kafamdakilerin. Yeni şeyler lazım… Continue reading Yazmam Lazım

Ay Bitene Kadar

Tabak gibi bir ay doğdu gecenin ardına Ay sanıyorduk ya da biz orada olanlar Birincisi anlatmaya başladı önce heyecanlı "1803 sene, henüz akıllar durgun, Kara bir kule, çevresi ak bir kale pamuktan Bir hayalet peyda olmuş ortasında Kale şifacısı, kimyacısı, kahramanı Hep beraber krala gitmişler, Çehresi ak bir sakalla kara kral Bilgeymiş aynı zamanda Harun… Continue reading Ay Bitene Kadar

Ölene Kadar Uzak

Dünya dursa ilk nereyi görmek isterdin dedi bana. Eskisi kadar anlayışlı. İlk günkü kadar güzel. Benim o günlerim çoktan geride kaldı dedim. İnanmıyordum oysa. Her zaman ilk görmek istediğim onun olduğu yerdi. Her zaman bulunmak istediğim oydu. Dönüyor başım ve dönüyor dünya ne yazık ki. Durdurabilseydim keşke sadece bir kez . Dünya, olan biten her… Continue reading Ölene Kadar Uzak

Farklı Bir Akşam

Farklı bir akşam, farklı insanlar Herkesi kaybetmişsin teker teker Gülümseyebilecek misin bir daha Hayatın akışına kapılacak mısın yine Başka insanlarla bu akşam Hepsi en az senin kadar yalnız Hepsi ağlıyor bazen senin gibi Hepsi kaybetmiş bir şeyleri senin gibi Sevdiğini zannediyorsun ya da Senin gibi onlar da Özlüyorlar haliyle Gülüyorlar da her şeye rağmen senin… Continue reading Farklı Bir Akşam

Şansım ve Ben

Uzun zaman oldu, yapmadıklarımdan pişman olmak yerine yazmayı yeğleyişim. Çok hatalar yaptım bu andan sonra, ama hiç pişman olmadım. Şimdi de benzer bir şekilde yazıyorum, içimden geldiği gibi değil ama - sadece parmaklarımın istediği gibi. Utanmıyorum hiç bir şeyden artık, ben değilim bu çünkü. Başka bir Erhan buradaki, evde bu klavyenin başında oturandan apayrı birisi… Continue reading Şansım ve Ben

Kaç Kişi Gerek Ölümü Yenmek İçin

Ölüm vardı başlangıçta Katışıksız ve en sessiz olan Çıkışı arayan beceriksiz fareler gibi Yok oluşun sınırlarında yürüyorduk anlamadan Kapı sandığımız her gölge Ayaklarımıza yeni prangalar takıyor Gözlerimizi farklı hislere alıştırıyordu Tek bilinen umutsuzluk Ulaşılmak istenense boşluktu Kimsenin hayal edemeyeceği kadar derin Ama bir o kadar da anlamsız bir boşluk Ben aralarında en zayıf olanı Nasıl… Continue reading Kaç Kişi Gerek Ölümü Yenmek İçin

Orta Yaşta Uzun Cümleler Kurmamalı İnsan ya da Boş Hayat

https://www.youtube.com/watch?v=a5uQMwRMHcs Uzun cümleler kurmak istemiyorum artık Baş aşağı durmak da tehlikeli benim için Kalbim kaldırmıyor cumartesi gecelerini fazla Erken yatmam gerekiyormuş galiba fazla yaşamak için Yasak ilişki diyorlar senin için bana Unut diyorlar, o sadece başka bir zevk kaynağı Kahraman olmak neyimeymiş benim Çok yaşamazlarmış zaten onlar Akşamdan sabaha belki sadece mutluluk Bu yaşlarda yapılanlar… Continue reading Orta Yaşta Uzun Cümleler Kurmamalı İnsan ya da Boş Hayat

Bir Gün Anladığını Sanırsın

Anlamaz insan aslında Anladığını sanır sadece Olan biten, geçen gideni Sevip terkeden, sevmeden yaşayan Can yakan, anlamsızca çevrende dolaşan Olmasını istediğin halde farklı nefes alan Sessiz haykırışlarını Ya da sadece neden yalnız kaldığını Anladığını sanırsın sadece Etrafındaki duvarları örenleri tanıdığını Gözyaşlarını duyanların bağışladığını sanırsın Etrafına boş gözlerle bakarken bşir gün Ümit Yaşar okur ve Her… Continue reading Bir Gün Anladığını Sanırsın

Güneşle Giden

Döşemelik kumaşların daha yeni başladığı zamanlardı Her adımını özenle ve deliksiz başlıklarla saydığım İsa geldi ve ol dedi arkamdaki binlerce anahtara Şarkı söylemeye başladık onca itiraza rağmen hepimiz Paris savaştan yeni çıkmış üzgün ve bekar Asgaard nereden bulaştıysa baştan kokuyor en azından Gözlerimizin önünde eriyen gençliğinden eser yok Hiç biri, kimse gibi birisinin etkisinde kalmamış… Continue reading Güneşle Giden