İlk Kesen İyi Kesermiş

https://www.youtube.com/watch?v=aBccr-aLu4I Bir adam vardı bir zamanlar, bizim nesil toplama kasetiyle tanımıştı onu. Tanıdığımızda, kasetini tanımıyordu ama  kendisi. Dönemin dincileri gibi huzur islamda deyip sakal bırakmıştı. Yani vardı sakalı da uzatmıştı. İsmini Cat yapmıştı zamanında sonra Yusuf İslam yaptı daha huzurlu diye.. İşte değişmiş hepten, biz o zamanlarını biliyoruz işte. Şimdi sadece Yusuf kalmış galiba. Ama… Continue reading İlk Kesen İyi Kesermiş

Aynalı Hikayeler-2

- Bana öyle bakma - Nasıl bakıyormuşum ki? - Biliyorsun - Neyi biliyorum? - Her şeyimi biliyorsun sen. Her sabah, her akşam seninleyim - Sen de beni biliyorsun o zaman. Neden böyle baktığımı da. - Suçluyum, haklısın. Ama istemiyorum öyle bakmanı. - Sen yapıyorsun bunu kendine, ben değil. Her fırsatta sen veriyorsun cezayı kendine. -… Continue reading Aynalı Hikayeler-2

Aynalı Hikayeler-1

Farklı bir sabaha uyanmıştım o gün. Bir şeylerin farklı olduğunu seziyor, ama ne olduğunu bilmiyordum. Küçüklüğümden beri bazı şeyleri sezebilme yeteneğim olduğuna inanmak istemiştim hep. Hayatta yaptığım yanlış seçimler aksini kanıtlasa da her zaman, içimdeki bu şey hiçbir zaman bırakmadı beni. Ama ben temkinli oldum gitgide. Artık takip etmiyordum fazla o sezgiyi. Hatta bazen tam… Continue reading Aynalı Hikayeler-1

Bakkal Amca

Bedavadan biraz pahalı dedi Hamit amca. Pis bakkal mı diyeceğim adama? Hamit amca diyor tüm mahalle, biliyor hepsi ne mal olduğunu. Yeni getirdiği Çin malı ıvır zıvırları satmaya çalışıyor herkese. Kazıklanmaya en uygun model de benim ona göre. Küçüklükten beri hastayım böyle şeylere ya, kırk yaşında adam, her geçişte takılıyorum buraya. Fıstık alacaktım sadece, Avni… Continue reading Bakkal Amca

Over

https://www.youtube.com/watch?v=CtkvvWOZyWg Bazı şeyler vardır, ta en başından düzensizliğini fark edersiniz. İçinde sizi rahatsız eden bir şeyler vardır. Bu ne dersiniz, ben buna mı kaldım - gitmeliyim buradan. Bakmamalı- dinlememeli- sevmemeliyim bunu. Kaçmak istersiniz ondan, bu bazen bir film olur - Tinto Brass filmleri gibi belki. Bazen bir şarkı olur, bazen bir kitap, bazen de bir… Continue reading Over

Bağlı Değilsiniz?

Ekrandaki yazıyı gördüm. Bağlı değilsiniz yazıyordu. Ne zaman gelmiştim buraya? Baktım tekrar bilgisayara. Bağlanmayı sevmiyorum yazdım. Doğruydu, herkesin herkese deli gibi bağlı olduğu bu dünyada böyle kalabilmek istiyordum.  Niye buradaydım ben. Ekrandaki yazı değişti. Bağlanıyor... Olacak mıydı bu kadar seneden sonra? Bağlanabilir miydim gerçekten? Kim getirmişti ki hem beni buraya? Hemen karar vermem gerekiyordu. Dönüşü… Continue reading Bağlı Değilsiniz?

Dilek Tut, Denize At

Bir dilek yazdım kağıda geçen gün. Sonra da bir şişeye koyup denize attım. Kızmayın hemen plastik değil, eski filmlerdeki gibi yeşil cam bir şişe. Baktım uzaktan yavaşça yüzüşüne. Nereye kadar giderdi acaba? Neden bilmiyorum, orada olmak istedim. Şişenin içinde onun gittiği yere kadar gidip, denizin sonunda aşağı düşmek belki öküzün boynuzundan. Ama nasıl emin olacaktım… Continue reading Dilek Tut, Denize At

Sinekkuşu ya da Rüzgar Olmak

Sıkıntıyla kıpırdanıyordu olduğu yerde adam. İlk defa böyle bir yere gelmişti. Çok izlemişti dizilerde, filmlerde. Ama nasıl olacağını bilmiyordu gerçekten bu işin Türkiye'de. Her şeyimizle özenti bir ülkeyiz diye düşündü, psikologlarımız neden farklı olacak ki. Irvin Yalom kitaplarını hatırladı. Yo Divan'ı değil, o son dönemde yazdığı genellikle yaşlılıklarla ilgili olan psikozları anlattığını. Neydi adı. Hatırlayamadı.… Continue reading Sinekkuşu ya da Rüzgar Olmak

Neden Saçma?

Bazen soruyorlar okurlarım, neden gerçekleri yazmıyorsunuz diye? Yok, ben yalan söylüyorum hep. Bana soru soran yok, benim bir okurum da yok zaten. Sadece o gazetelerde, dergilerde, kitaplarda, işte başka yerlerdeki yazarlara özeniyorum ben. Yazar olsam kesin okurum olurdu diyorum. Onlar da zeki olurlardı, beni okuduklarına göre ve böyle sorular da sorabilirlerdi elbette. Neden saçma? Gerçek… Continue reading Neden Saçma?

Duvar Yazıları – 33

Duvarcı kaldığı yerden çıktı, duvarının yanına gitti. İşine başlamadan önce kulaklığını taktı, dinleyecek bir şeyler açtı. Elektronik değil, ama klavye ile kemanın uyumunu seviyordu. Yok elektroniği de sevdiği zamanlar vardı. O eski güzel zamanlar. Duvarına henüz başladığı yıllar. O  günlerde kemancıların damda, müzik de henüz dünya üzerindeydi. Her önüne gelen bir şeyler çıkarmaya çalışmazdı. Çoğu… Continue reading Duvar Yazıları – 33