Duvar Yazıları – 38

Hava kararmak üzereydi. Tam vaktinde diye düşündü . Mutluydu duvarcı o gün uyandığında. Sonuçta perşembeydi, kötü ne olabilirdi ki perşembeleri. Uzun zamandır yaptığı duvar da bir şeye benzemeye başlamıştı nasılsa. Kötü şeyleri görmeyecekti bugün. Her zaman olabiliyordu böyle saçmalıklar insan hayatında. Önem vermezseniz size dokunamazlar nasılsa demişti bir keresinde. Duvarına doğru yürümeye başladı. Son zamanlarda… Continue reading Duvar Yazıları – 38

Aynalı Hikayeler-6

- Ya tam tersi olsaydı - O zaman bir dakika bile katlanamazdın bana - Çok yanlış tanımışsın beni - Ben seni tanımıyorum ki öyle bir zorunluluğum yok - Aşk olsun, hiç beklemezdim bunu senden - Ne beklerdin peki - Benim kadar olmasa da sen de biraz dikkat edebilirdin bana - Niye ki, ne olacaktı sonunda… Continue reading Aynalı Hikayeler-6

O Zaman Dans

Tek çarem kaldı, sonsuza kadar dans etmek. "Dans etmeyen milletler yıkılmaya mahkumdur" diye bir söz duymuştum, çok değil kısa bir zaman önce. Önemsememiştim, saçmaydı çünkü. O zamanlar daha kimse yoktu yanımda. Panik de yoktu Kimse dans etmenin önemini fark etmemişti. Leonard Cohen'in bile gerçeği bildiğini zannetmiyorum. O zamanlar o da yaşıyordu evet. Hatta bir gece… Continue reading O Zaman Dans

Soru Soran

"Tarihin hiç bir dönemi bu kadar kötü olmamıştı" Tarihin her aşamasında duyduğumuz bu cümle, bize neyi anlatmakta? Hayatın yüzyıllar geçtikçe kötüleştiğini  mi? Yoksa insanların bitmez tatminsizliğini mi? Her şey iyiye gidiyor desek kendimizle çelişmiş oluruz değil mi? Hepimiz vahşi bir dünyada yaşadığımızın bilincindeyiz, gerçek sebep bu mu?  Elimizi versek kolumuzu kaptırırız deyimi sadece bizim gibi… Continue reading Soru Soran

52

Bir yerde okumuştum (Herkes biliyor nerede olduğunu aslında), hayatın anlamı 42'ymiş. Değil bence, jokersiz bir 52 daha çok uyuyor hayatımıza. Game Of Life dahil hayatı daha fazla yansıtan bir oyun var mıdır acaba? Şimdi ne saçmalıyor bu gereksiz diyebilirsiniz. Bana papaz mı diyorsun bre labut da diyebilirsiniz. Ama sonuçta blogun adı Saçmanın Bağladıkları ve ben… Continue reading 52

Gece ve Korku

Gece olduğunda çok korktum. Uyumaktan korktum. Ne olacaktı ki. Bilmiyorum. Kalbimin böyle attığını ilk kez hissediyordum. Her zamanki yerdi. Benim soğuk, karanlık, alışılagelen yatağım. Ama bilmiyorum, bir şey beni istemedi içine girdiğimde. Deli gibi korktum. Işığı yaktım, öyle yatayım dedim olmadı yine. Kalktım televizyonu açtım, diziyle beraber gelen uyku iyi geliyordu hep bana. Salak da… Continue reading Gece ve Korku

Katilimden Ayrılırken

Son defa katilinden ayrıldığında ne hissederse insan, öyleydim ben de. İstemiyordum gitmek. Onunlayken bambaşka oluyordu her şey. Ama gitmek zorundaymışım. Öyle demişlerdi bilenler. Daha fazla kalamazmışım ikimizin de iyiliği için. Hepsi benim iyiliğim için, ben istemesem de. Bilenler tabii onlar, ben mi bilecektim benim için daha iyi olanı? Ayrıldım, bir daha ölmemek pahasına ayrıldım oradan.… Continue reading Katilimden Ayrılırken

Geceyarısı Mavisi

https://www.youtube.com/watch?v=3p41aRfW0BE Mavi geceden başka neyin rengi olabilir ki? Sonsuza dek dinleyebilir insan geceyi onunla. Herkesin kendine has bir mavisi vardır. Ama hava kararıp insanlar mağaralarına çekilince, sadece bir ses duyulur o mavilikte. Gece yarısına özgü bir renktir o. Anlayanlar vardır o mavide. Bırakanlar ve bırakılanlar vardır. Hangisinin olduğunu bilmeseler de; o ses, mavinin en kendileri… Continue reading Geceyarısı Mavisi

Gecenin Ninnisi

https://www.youtube.com/watch?v=XaSVkb_XLt4 Uyumak için ayırdığım gecelerden biriydi. Gözlerini gözlerimin önüne koymuş, onlara bakarak kararsızlığa doğru seyrediyordum. Bir ninni bekliyordum geceden. Genç olduğum zamanlardan gelecek bir ninni belki de. Tam gözlerimiz kapanmak üzereyken piştice, gece kendine geldi ve başladı müzik. Pastoral bir şeyler umuyordum kendisinden, fazla yakıştıramasam da. Ama o kendisine ait olanı, en karanlık olanı döküyordu… Continue reading Gecenin Ninnisi

Hastalık İzni Sorunsalı

Hasta olmak varken yapılacak şey değildi ki bu. Kimin aklına gelmişti bu bilmiyorum aslında. Sadece ben vardım , bir de ortalama hayatım. Ortanın az üzerinde yaşamak için çalıştığım bir hayat. Başaramasam da hiç kötü emelleri, hep görünüşümü düzeltmeye çalışırdım. Olduğun gibi görün , göründüğün gibi ol ifadesi, kötü bir eski zaman kişisel gelişim kitabıydı benim… Continue reading Hastalık İzni Sorunsalı