Sembollerle dolu bunaltıcı bir kitap. Aynı zamanda tam bir sanat eseri. Vivaldi’nin Dört Mevsimi’ni dinlemek gibi belki de. Sadece üç bölüm var ama burada. İlki “Pencere”, giriş bölümü . Giriş dediysem öyle giriş gelişme sonuç gibi değil. Kitabın en uzun bölümü: 19 uzun/kısa (en kısası 3 satır) kısımdan oluşuyor. Ziyaretçileriyle beraber kalabalık bir ailenin adalardaki… Continue reading Deniz Feneri – Virginia Woolf
Yazar: Erhan
Ur-Faşizm ve İçinde Bulunabilecek 14 Öğe ya da Eco’ya Göre Faşizm
Umberto Eco’nun 1994 yılında NY Review dergisine yazdığı bir makale var Ur-Fachism diye. O bildiğimiz samimi diliyle faşizmi anlatıyor Eco, ama İtalyan Faşizmi, Nazizm ya da Stalin Totalitarizmi değil. Politik ya da ideolojik olarak farklı görüşler içerse de, faşist yönetimlerde ortak bazı şeyler olduğunu söylüyor ünlü yazar ve bunu Ur-faşizm ya da Ebedi Faşizm olarak… Continue reading Ur-Faşizm ve İçinde Bulunabilecek 14 Öğe ya da Eco’ya Göre Faşizm
Federico Zuccari’nin Cehennemi
İlahi Komedya tanıtım yazısını hatırlarsınız. Eldeki imkanlar dahilinde Botticelli'nin çizimlerini kullanmıştım esere gönderme yapan herkes gibi. Oysa eserin 15. yüzyıldan itibaren rönesansla birlikte bir çok ressam(özellikle İtalyanlar) bu ilginç temayı eserlerinde kullanmışlar. Yakın zamanda Floransa'da bulunan Ufizzi Galerisi (Müzesi?) Federico Zuccaro tarafından yapılan İlahi Komedya çizimlerini internette yayınlamış. Ressam'ın 1586-1588 yılları arasında yaptığı çizimler 1738'de… Continue reading Federico Zuccari’nin Cehennemi
Roberto Boleno’dan Öykü Yazma Tavsiyeleri
(Electric Cereal'den çeviri) Kırk dört yaşına geldiğime göre, artık öykü yazma sanatıyla ilgili tavsiyeler verebilirim. 1. Öyküleri asla teker teker yazma. Kendini son nefesini vereceğin güne dek aynı öyküyle cebelleşirken bulabilirsin. 2. En iyisi aynı anda üç ya da beş öykü yazmaktır. Eğer yeterli enerjin varsa aynı anda dokuz veya onbeş tane deneyebilirsin. 3. Dikkatli… Continue reading Roberto Boleno’dan Öykü Yazma Tavsiyeleri
Tempus Fugit
Zaman uçuyor, bazen bir martı Bazen bir kar tanesi Bazen bir çocuğun şapkası Bazense ateşten kaçan küller gibi Arkasında bıraktığı Garip bir insan müsveddesi Bir kaç da geçmiş kırıntısı Kıpırdanıyor işte biri Akşam, herhangi bir akşam Bekliyorsun, kafanda başka bir yarın Düşünüyorsun ihtimalleri Gözlüğünde tereddüt işaretleri Pencereden yansıyan çaresizliğin Siliniyor yavaş yavaş izler Uçuyor arkasına… Continue reading Tempus Fugit
Başka Bir Gecenin Hikayesi
Gecenin soğuk fısıltıları arasında Daha bir olmamış saat, beş dakika var Herhangi birinin hikayesi karşımdaki Buradaki kimse seni hak etmiyor Ben dahil diyor kadın gözlerime bakıp Gözyaşları kaçmak için fırsat kolluyor Yağmurun işi o kadar zor değil ama Bir araba farı, bir kalp çıtırtısı Dönüyoruz sanki atlıkarınca melodisi Başım ya da sadece, anlamak zor Belki… Continue reading Başka Bir Gecenin Hikayesi
Biliyorum
Bir şeyler biliyorum Mesela kaybolan saniyelerimizin akibeti Ya da kötü hislerin nerdeden geldiği Biraz daha yaklaşsan belki Küçük bir parça mavi ruh kırıntısı Oynadığımız yerlerdeki karıncalar gibi Kralın hazinesinden çalınan dört parça melodi Sanki yaşamım uğruna şarkı söylüyorum Gümüş bir yay gibi kıvrılan bedenin Başka bir yarının habercisi yaşanacak Kutsal ya da sadece çocuklar için… Continue reading Biliyorum
yakında
Yakında Uzay zaman sürekliliğinde herhangi bir anda Yabancılarla tekinsiz bir dünyada Belki tam da hikayenin döndüğü noktada Hızlıca uykuya dalıp kaçacağım. Yakında Bütün renkler seslerini kaybedince Kimse özgürlük için şarkı söylemeyince Sağırlar için yazılan tangolar tükenince Karanlıkla dans ederek uzaklaşacağım. Yakında Hayaller kurşunları geçirmeye başlayınca Aşkın ölümün diğer adı olduğu ortaya çıkınca Tutkular artık o… Continue reading yakında
Perşembelerin İnsan Hayatındaki Yeri
Dışarı atılıyorum isteksizce Yangın yeri bir dünyaya Güneş saldırıyor önce Perşembe, sonra, yapıyor dansını Tüm başlangıçlar ve bitişlerde Aşk ve diğer burjuva oluşumlarda Tüm yükselişlerde ve suçlanışlarda 3 kez ve bir kere daha kurtarılışlarda Belki de pazartesi sabahı Liverpool'da Unuttuğum -denediğim- günlerle Üstünü çizdiğim- yalan söylediğim- anlarda Gittiğim her deniz, yattığım her şehirde Zamanın dışımda… Continue reading Perşembelerin İnsan Hayatındaki Yeri
İki Günlük Hafıza
Aşk dediğin garip bir yanık lekesi Hafıza da en fazla iki gün zaten Yürüyüp duruyoruz yolarda bilmeden Yüzüyoruz nehrin kızmasına aldırmadan Köşelerde bir şey bulabiliriz diye Dövüşmek istiyoruz ölümüne Değebilecek tek şey için Kendimizin diye bilip atlıyoruz boşluğa Yalan hatırladığımız her şey oysa Yeni bir düş, yeni güneş, yeni hayat Oynar gibi yapabileceğimiz. Kumlar akmaya… Continue reading İki Günlük Hafıza









