Anlar Sadece

Bazı anlar oluyor, sonsuza kadar orada kalmak istiyorsun. Mesela Netflix'in o N'sinin döndüğü hatta o dönüşüm normalden biraz fazla uzadığı an. İmkansız bir huzur hali içine giriyorsun, hiç bitmesin istiyorsun o an. Bitince başlayacak o sonsuz döngüden, seçmeye ilişkin korkunç olasılıklardan kurtulmak istiyorsun bir şekilde. Ya da uykuya yenik düştüğün ama o korkunç hipnoz tam… Continue reading Anlar Sadece

İnandığımız Masallar – Giriş (ÖA Serisi)

Evet, Öğreten Adam Serisinin başka bir koluna daha hoş geldiniz. İnsan hikayeleri, büyüklere masallar ve insanların inandıkları masallar gibi başlıklardan sonra İnandığımız Masallar gibi pop bir isim tercih ettim Felsefe serisindeki hatayı tekrarlamamak için. Evet, birçoğunuzun henüz anlayamadığı gibi yine internette milyonlarca örneği bulunan ve büyük bir ihtimalle o sayfaların arasında kaybolacak bir konuya giriyorum… Continue reading İnandığımız Masallar – Giriş (ÖA Serisi)

Seçme Şiirler – Jacques Prevert

Şiir kitabı okumak, hatta böyle seçme şiirler okumak garip oluyor biraz. Kendi şiir geçmişimi anlatmıştım galiba başka bir yazıda. Ortaokul-lise türkçe/edebiyat dersleri dışında, ilk gençlikte Orhan Veli, biraz Nazım Hikmet ve tabii Cemal Süreya vardı bir parça da hayatımda. Hayat ilerledikçe başkalarını da tanıdım tabii, çoğu hitap etmedi bana ama. Çeviri şiir olayına ise hiç… Continue reading Seçme Şiirler – Jacques Prevert

Hermann Broch- Vergillius’un Ölümü (Bir Yol Hikayesi)

Sıcaktı, bu kadar değil ama, henüz ateşler sarmamıştı dört bir yanı. Sadece ismi korkutucu başka bir kitaba başlıyorduk, başka bir klasiğe. Fazla bilinmeyen ama yine de modern edebiyatın en büyük klasiklerinden biri olduğu söylenen, her incelemede geçen üç cümlenin ikisinin kitabın zorluğu olduğu ve Ahmet Cemal’in 40 yılda çevirdiği, Dante’den sonra Vergillus’un en iyi erkek… Continue reading Hermann Broch- Vergillius’un Ölümü (Bir Yol Hikayesi)

Aşkın Hayali, Hayalin Aşkı

Bir kere düşmüşsen gecenin kanallarına Kapılmışsan o delici gözlerin derinliğine Zamanın gerisinde kalmaya razı olmuşsun demektir Gözlerini ayıramamak bir türlü salak gibi Aşık olmak tatlı kıvrımlara karşında duran Buna rağmen soğuk bir kasım rüzgarının nefesiyle Üflemek tepkisizce kuzeyden o sıcak tene Kuşlar eşliğinde yapılan tüm resitallerden Ya da her gün başka bir güne uyananan manyaklardan… Continue reading Aşkın Hayali, Hayalin Aşkı

Tekne

Vergillius'u daha yeni uğurlamıştık değil mi o küçük teknesinde, deniz süt liman, karıncalar su içiyordu kenarından. Biraz gidince, yakınlaşınca Plotia'sına, o tanıdık dalgalar batırmak için tekneyi vurmaya başladılar ardı ardına. Ama ben vardım her zamanki gibi teknenin içinde. Denizle savaşmayı bilen, gereğktiğinde volkanın içine atlayacak insan, tek başıma bakıyordum tepemi aşan dalgalara şaşkınca. Bir gariplik… Continue reading Tekne

Şarkı 1 – Ayrılış

Terk edeceksen eğer gerçekten yaşadığın yeri O zaman iyi seçmen gerekiyor rüzgarını Bırakmaman lazım en ufak bir parçayı bile geri Yağmur ile başlayacak ilk adımın dışarı Anlamını kaybedecek kelimeler sen uzaklaştıkça Dikkatsiz bir göz yaşı ama başa sarar olayı Vaktiyle selamlayanlar arkadan atıp tutunca Fazla sıkma canını, elbet gökyüzü bir gün düşer Ne bekliyordun, kimsenin… Continue reading Şarkı 1 – Ayrılış

Çizginin Üstündeyken

Yürüyorsun camdan bir çizginin üstünde Aşağıdan yılların şekilsiz çığlıkları Annesini terk etmiş bir bohem özentisi Hiç bir zaman istediğin olmadı değil mi? Bıçak yağmurunda korkmadan tek başına Hızlı fakat gelişigüzel adınlarla Aklın tabii ki en son bıraktığın yerde Gözlerinin arkasında sessiz bir gemi Kimbilir hangi yüzyıldan, kimbilir adı ne Tek yapmaya çalıştığın dengeyi korumak Gece… Continue reading Çizginin Üstündeyken

Derin Sular

Derinleşen nehirler gitgide. Hangisi gerçek olan bilmiyorum Yasak gülümseyişi temmuzda ölenlerin Kimse anlatmadı hem suyun içinde olabilecekleri Hala neden nefes almaya çalışıyorum ki Gün geçtikçe azalıyorum biliyorum Gün geçtikçe eksiliyorum ömründen Korkmamam lazım ama derinlerden Ağlamayacağım boş hayaller yüzünden Durdurmaya çalışmayacağım artık dünyayı Her şey herkes böyle başladı zaten bir şekilde Sümerde ya da Danimarkada… Continue reading Derin Sular

Otomatik Şeker

Dört göz yola çıkmıştık. Konuşuyordu gözlerimiz haliyle. En sağdaki 852 bin dedi. Saman yolunu düşündüm, oraya kadar gidecek miydik? Önemli mi dedi en soldaki. Fazla uyuyan yoktu arkalarda. Biz de uyumamaya karar erdik. Ateş, su, toprak, hepsi farklı düşünüyordu hakkımızda. Asla uyanma demişti soldan üçüncü ve sağdan ikinci göz. Uyuyor numarasını yaptığını en başta anlamıştım… Continue reading Otomatik Şeker