Değişen şekillerde nefes almaya karar verdiğim akşamlardan birisi. Çok sarsak hissetsem de kendimibir ışık gibi süzülmek, farklı öyküler arasında görünmeden, şanslı hissettiriyord beni. Hiç sokak lambaları arasında japon balığı tutmaya çalıştınız mı sis. Işıkla balık avlamak, ava giderken avlanmak,pastel tonlarında kalbiniz tarafından çizilen bir balık resmi, ya da eninde sonunda kafesleyebildiğiniz başka bir balık, bu… Continue reading Yazılmış ama Tamamlanmamış Bir Öyküye
Kategori: Öykü
En Yakın ve En Uzak Mesafe
“Günah yoktur” dedi kız. Ağlıyordu arkasına bakmadan. Ölü çiçekleri fırlattı ve devam etti yalanına. “Günah yoktur, hepimizin kanatları kırıldı bir kere” Ölüyordu yavaş yavaş, ölüyorduk hepimiz kırılmış çiçekler gibi. Her kitabı, her şarkıyı – özelikle kırılmış şarkıları- her hapishane hücresini okuduktan sonra bile benden daha fazla biliyordu hayatı ve güllerin kokusunu. “Bir şey vardı, evet.… Continue reading En Yakın ve En Uzak Mesafe
Hayatı Kullanma Kılavuzu 289160014477
Tebrikler, yeni bir can kazandın. Aşağıdaki direktifleri eksiksiz bir şekilde uygularsan hepimiz bu süreci kazasız belasız atlatırız. Şimdiden, iyi yaşamlar. Öncelikle 42 (Bunu her kılavuzun başına yazmamızı istiyorlar ama daha hatırlayan çıkmadı.) Bundan sonra bu gün hayatında önemli bir yer tutacak. İstemesen de seni bununla birlikte değerlendirecek çok kişi olacak. Önündeki ell.. ehh ne… Continue reading Hayatı Kullanma Kılavuzu 289160014477
Kötü
Döndürülebilirliğin başlangıcındasın yine.Değiştiğini sanıyorsun her şeyin. Öyle mi gerçekten? Değişebilir mi insan onca gerçeğe rağmen? Evet dönüyoruz yine, başlıyoruz ve ben her zaman yanında olacağım, her karar anında. ** “People talking without speaking People hearing without listening People writing songs that voices never share” Bir kere daha sapladı bıçağı, normalde farklı bir ses bekliyordu ama… Continue reading Kötü
Harita
Önümde bitmek bilmeyen kareler. Telefon üç adım sonra sağa dönmeniz lazım diyor. O bile farkında değil tek başıma olduğumun. İspanya diyorum, orada olsaydım belki. Ya da Brezilya, aşığım Foucault Sarkacından beri. Sadece kareler var oysa. Bir de piyano sesi öteki odadan gelen. Yorganı çekiyorum yüzüme doğru. Önüme bakıyorum, bir adım daha ileri. Yüzüme dokunuyorsun, düşlüyorum… Continue reading Harita
Kaybolan Şiir
Bir dosyam var benim, “Yeni metin belgesi” gibi (adı farklı sadece) . Biliyorum birçok kişinin vardır böyle takıntıları. Sonuçta daktiloyu bıraktı herkes, bilgisayara evrildik bir şekilde Belki de sadece ben, yazım kötü olduğu, çok kötü olduğu için belki de. Evrimle teselli ediyorum belki kendimi. Yazdığım şiirin silinmesini aptallığıma değil de evrime bağlamak daha çok tatmin… Continue reading Kaybolan Şiir
Aynı Her Şey, Herkes
Biri oturur bir kitap yazar, biri onu beğenir film yapar, biri o filmden etkilenip bir şarkı yapar, biri o şarkıyı alır bir şiire gömer, biri o şiiri beğenir âşık olur, aşk büyür, yağmur olur, orman olur, ayrılık olur, mezar taşı olur. O mezar taşından kocaman bir hikaye çıkar, kitap olur, hayat böyle dönüp durur. 46… Continue reading Aynı Her Şey, Herkes
Bekliyorum
Bir ağacın dibine oturduğum geceyi hatırlıyorum, bir öyküdeki yara izini farkettiğim gece. Siyaha doğru düştüğüm başka bir gece sadece ısrarla yeşilin tonlarını gözüme sokmak isteyenler var oysa Bu sadece başka bir hikaye, basit aşka dair, yüce şeyleri içermeyen ya da olabildiğince yüce olan Ceviz incir ağaçlar unutur. Rüzgar oysa, oradan buraya aktarır sevdalıların şarkılarını. İngilizce,… Continue reading Bekliyorum
Yazıyorum
Çevremde dönen kelimeler, yakalamaya çalışıyorum aralarından bir şeyleri. Yazmak böyle bir şey olsa gerek. Anlamadan, düşünmeden yazmak, yazdığını görmemek dinlemek, önemsememek okuyacakları, önemsemek dinleyecekleri, sadece senin duydukların önemli, o müzik, o tempo gittikçe artan, o sevinç, o haz yukarı doğru yükselen, o heyecan yavaş yavaş sona sürükleyen, o … bilmiyorum. İlk yazmaya başladığımda böyle değildim… Continue reading Yazıyorum
Kutu
Araba toprak yolda yavaş yavaş ilerliyordu. Gözleri kapanmak üzere olmasına rağmen, bazen sinirli bir kişneme, bazen tekere çarpan bir taş bir türlü uyutmuyordu çocuğu. Kafasını tenteden dışarı çıkararak babasına baktı. Yaşlı adam, kendinde miydi anlamadı. Zaten gerek de yoktu uyanık olmasına. Önlerinde hiç bir şey yoktu atların bilmediği. Bozkır, diye düşündü çocuk elini gözlerine siper… Continue reading Kutu









