Aynalı Hikayeler -5

- Derdin ne , niye anlatmıyorsun bana hiç bir şeyi - Bir şeyim yok, biliyorsun her şeyi zaten - Nasıl bir şeyin yok, daha yeni bırakmadın mı onu? - Bırakamadım da bıraktım gibi karışık - Nasıl karışık? - Öyle işte, zorlama - Hep karışık mı olacak hayatın senim? - Senin sanki çok normal? - Haliyle,… Continue reading Aynalı Hikayeler -5

Fiction vs Non-Fiction

Kitaplar ikiye ayrılıyormuş fiction ve non fiction olarak. Üretilmiş ve çalışılmış olarak çevirebiliriz bunları türkçeye. Ya da bunca yıldır yaşayan bunca edebiyat emekçisi (kendilerine öyle diyorlardır herhalde) bunları çevirmek için başka kelimeler bulmuştur. Önemli değil, sonuçta farklıdır iki tür de. Bir türe yemek kitapları, maket yapımı, herhangi bir üçüncü dünya ülkesindeki yolsuzluklar ya da ubuntulu… Continue reading Fiction vs Non-Fiction

Dedektif Komikleri

hiç girmek istemiyorum, şeytan bile uğraşmıyor onlarla artık. Elindekiler çoğalınca satan olmuş , özüne dönmüş o da. Kötü esprinin doğasını araştırıyormuş bir de. Neden insanlar böyle şeylere çok takılıyor diye az dolanmadı etrafımda. Ama en fazla alıcısı olan dediğim gibi altıncı his bugünlerde. Singapur'daki tanrıların oğullarına yaptıkları sünnetlerde en çok onlar takılıyormuş. Arz talep dengesi… Continue reading Dedektif Komikleri

Beyaz Geceler – 2

      Akşam oldu, gece hatta. Kararsızlığın o tatlı bilmezliğinde yuvarlanıyorum yavaşça. Tam sıkıntı baremini aşacakken aydınlanıyor hava. Niye aydınlandı diye televizyona bakıyorum, saati göstermiyor bana. Kızıyorum, survivor var oysa- survivor'a kızılmaz, o kızar insanlara. Ben de klasik yollara mecbur kılındığım için kötü kötü düşünerek telefonuma bakıyorum. Elektrikler kesilmiş galiba- çalışmıyor saati, sadece bildirimler var, 1990'larda… Continue reading Beyaz Geceler – 2

In-A-Gadda-Da-Vida

   Tek başınaydı adam kendini bildiğinden beri. İstediği her şey veriliyordu. Geçen gün sırf bunu denemek için bir su aygırı istemişti üstüne binmek için. 10 dakika sonra üstündeydi. Gözdesiydi O'nun, biliyordu. Uçan teyzeler, değişik yaratıklar vardı etrafında. Her gün istediği her şeyi yiyebiliyordu. Tatlı, sebze , meyve işte ne aklına gelirse. Hiç sönmeyen bir mangal… Continue reading In-A-Gadda-Da-Vida

Boğazda Bir Pazar Sabahı

Soğuk, sert bir rüzgar esiyor. Burnumu dolduran deniz kokusu. Klasik Çanakkale kışı. Sabahki sis dağılıyor yavaş yavaş. Saçma bir gemi geçiyor boğazdan. Durup bakıyorum. Normalde gemilere bakıp hayal kurmak yaptığım şey değil. Bakıyorum bu kez ama. Standart sabah sıkkınlığı var; iş, güç, aile, saçma şeyler. O gemide düşünüyorum kendimi, hiç bir farkımın olmayacağına eminim ama.… Continue reading Boğazda Bir Pazar Sabahı

Neyi Bilebiliriz?

Neyi bilebiliriz normalde gerçekten? Gördüklerimizi mi, duyduklarımızı, yaşadıklarımızı, bize anlatılanları? Bize gösterilenleri? Ben doğduğum günü biliyorum. Emin miyim,evet. Neden eminim bu kadar ? Bilmiyorum. Orada mıydım? Bilinç olarak sanmıyorum. 1492'de keşfedildi Amerika. Nereden biliyorum, nasıl inanıyorum 500 yıl öncesinin bana yutturulan bilgilerine?  Bugün hava çok soğuk. Nereden biliyorum? Güvenebiliyor muyum duyularıma gerçekten? Çevremdeki insanların duyularına?… Continue reading Neyi Bilebiliriz?

Son Giden

"Bundan sonra ne yapacaksın" dedi, Süleyman. "Sen beni biliyorsun kalamam buralarda" dedim. Kalamazdım gerçekten de, gitmem lazımdı buralardan. Nereye, nasıl bilmiyordum. Ama gidecektim, kaçacaktım ya da, onu biliyordum. Tek ihtiyacım olan üstümde gezecek bir mouse okuydu. Tek başıma hareket etmeyecektim herhalde. Eski model bir macera oyununda olmayı düşünmek daha çok hoşuma gidiyordu. Guybrush Threepwood gibi… Continue reading Son Giden

İki Kişilik Diyaloglar

- Malları İspanyola yolladıktan sonra Kurt Halil'i göreceksin - Aç karnına mı tok karnına mı - O söyler sana, ama sakın hız sınırını aşma, sollamak için de olsa aşma. Önemli bu - Ambulans olursa sollarım ama - Hayır ambulanslar çıkmayacak o yola zaten, hepsi ayarlandı - Aynadan okunanlar da mı - Aynadan okunanlar da -… Continue reading İki Kişilik Diyaloglar

Aynalı Hikayeler- 3

Hiç sevmiyorum onu. Geçen ay gördüm ilk kez. Hani şu yerlerde gezmeme, hapishanemden çıkmama ilk kez izin verdikleri gün. Nasıl sevinmişti koca aptal, yerde ilerliyorum ya. Kadının da ödü kopmuştu bir yere çarpıcam diye. Neyse kazasız belasız ilerlerken çıktı karşıma aptal cüce. Benim gibi yerdeydi o da. Salak salak bakıyordu bana. Tabi fazla uzağı göremiyorum,… Continue reading Aynalı Hikayeler- 3