Hayat – Başka Bir Bakış Açısı

Antik çağlardan beri – ilk orta yeni yakın şimdi kısaca her çağda – filozoflar hayat hakkında tartışıp durmuşlar. Nedir hayat, niye? Benim de zamanında bolca girmişliğim vardı galiba konuya. Peki şimdi ne oldu da bununla ilgili – yeniden- ahkâm kesmeye başladım (Ya da başlayacağım)? Bir şey mi değişti eski çağlardan, eski yazılarımdan beri? Bilmiyorum belki… Continue reading Hayat – Başka Bir Bakış Açısı

Gece

Gece sırdaşıdır yalnız insanın. Hayattan ne kadar çok nefret ettiğini ona haykırır bir tek. Kendine yakından bakma fırsatıdır gece. Kendine ve hayatına. Gündüzki sahte insanların, sahte ışıklara dönüştüğü bir festivaldir gece. O sahte gülücüklerin kırık geleceklere. Neyi bildiğinizin bir önemi olmadığı andır gece. Kimi nasıl sevdiğiniz ya da başlattığınız devrim bağlamaz onu. Gece belki de… Continue reading Gece

Kışı Yürümek

Yürüyorsunuz çimenlerin içinde. Ne zaman, nerede, önemli değil. Gözleriniz kapalı, benim gibi.Bİr iki damla sızıyor saçlarınızın arasından. Plansız gebeliğe benzer bir sıkıntı kaplıyor içinizi. Yalnız mıyım diye etrafınıza bakınmaya çalışıyorsunuz. Ama hala kapalı gözleriniz. Başlıyorsunuz şarkı söylemeye, bilmediğiniz bir şarkı aslında, hem de Fransızca, aradaki "Mais Je'taime"kelimelerinden anlıyorsunuz ya da anladığınızı sanıyorsuuz hepiniz ya da… Continue reading Kışı Yürümek

Kasap, Karısı, Karısının Aşığı, Kirvesi, Kulağı Kesik Komşusu, Köpek, Kelebek, bir de Azrail (ve Çelik)

Gözlerini açtı, havadaydı. Daha önce hissetmediği kadar özgür. Rüzgâr da var ama hafiften. Sürüklüyor biraz, içgüdüsel bir hareket yaptı. Sarı siyah bir şeyler gürültülü bir şekilde ileri geri hareket etti hızlıca, çırpındı. Çırptı, evet kanat çırptı, kanatları vardı – havadaydı bir şekilde, böyle bir şey olacağını düşünmeliydi. Büyüklerdi, hayatında gördüğü en büyük şeylerdi ama omzunu… Continue reading Kasap, Karısı, Karısının Aşığı, Kirvesi, Kulağı Kesik Komşusu, Köpek, Kelebek, bir de Azrail (ve Çelik)

Trenle

Ben de biliyorum bazı şeyleri dedi önde tek başına oturan adam, Güneşin neden ısıttığını diye devam etti güneş yüzlü çocuk. Kesin olanın imkansızlığı beni bunları yaşamaya zorlayan dedi şoför. Bunlar sadece bir kaç kendini bilmez, saymasını bile bilmiyorlar diye itiraz etti hemen şoförün arkasındaki. Ya gerçekten yoksa, hızlı bir trendeki şoför kadar anlamsızsa, diye sayıklıyordu… Continue reading Trenle

Telefon

Sapsarı bir sisin içinde yüzüyordu, neden burada olduğuna dair hiçbir fikri yoktu. Nerede olduğunu da bilmiyordu zaten. Sarıdan nefret ederdi, neyse ki normalde bonus olarak gelen kötü koku yoktu şu anda. Bir sisin içinde nasıl yüzülür ki diye düşünmeye başlamıştı ki onu gördü, ya da o olduğunu düşündüğü bir silueti, uzaklaşıyordu yürüyerek yavaş yavaş. Kendisi… Continue reading Telefon

Parkta

Parktasın. Hani o, dışarı her çıktığında önünden geçerken kaçamak bir bakış attığın, ama bir türlü giremediğin park. Onunla karşılaşmaktan korktuğun yer. Gelincik yaprakları uçuşuyor gözünün önünde. Yaprak denir mi bunlara, parçalanmış çiçekler mi yoksa sadece? Titriyorsun, sıcak oysa hava, oldukça sıcak. İnce bir gömlek var üstünde karşı bankta oturan çiftin aksine. Kollarını sıyırmışsın ama hissediyorsun… Continue reading Parkta

Hak Etmedin Sevmeyi

https://www.youtube.com/watch?v=vZAajrxvDs4 Sen sevmeyi hak etmedin dedi televizyondaki kadın. Daha önce de duymuştum sanki aynısını. Gözlerindeki ölümü görebiliyordum. Çocuk var dedi benim gözlerimde. Hala televizyondaydı. St.Etienne’in hemen önünde. Sadece aşk, dedi arkasından gelen müziğin verdiği cesaretle, sadece aşk kıracak seni biliyorsun, ama hak etmedin sevmeyi.  Bana söylüyordu eminim, odada başka kimse yoktu, televizyonda da. Sesini kıstım… Continue reading Hak Etmedin Sevmeyi

Temanın Ayırdıkları

https://www.youtube.com/watch?v=3rOwQYTDZP0 “Hay aksi, sırası mı şimdi bunun. Tam da… Olacak iş mi. “ “Belki de sigortalar atmıştır sadece” “Olabilir, bakmak lazım aşağıya” “Evet, bakmak lazım” “Çok zamansız oldu ama” “Başka bir zaman olsa zamansız olmayacaktı sanki” “Hoşuna gitti beni böyle görmek sanki” “Nerden çıkarıyorsun, ben de karanlıktayım” “Sen seversin karanlığı” “Sen sevmez misin ki? Daha… Continue reading Temanın Ayırdıkları

Sonunda Ölüm Olan Öykü

Aniden açıyorsun gözlerini, herhangi bir Lost bölüm başlangıcı gibi. Eskide kaldı, evet. Ama sen gayet iyi hatırlıyorsun o uykusuz geceleri, sen de eskide kaldın çünkü. İyi uyuyabildin mi bari? O kapalı burunla nasıl yapıyorsun bilmiyorum geceleri? Kaç kere ameliyat ol dediler sana, korkulacak bir şey değil ki, yarım saatte halloluyormuş. Neyse umarım almışsındır uykunu. Hazır… Continue reading Sonunda Ölüm Olan Öykü