Inferno-1 (Demek İlahi Komedya’yı da Okumaya Niyetlendin!)

Nel mezzo del cammin di nostra vitami ritrovai per una selva oscura,ché la diritta via era smarrita. Yaşam yolumuzun ortasında karanlık bir ormanda buldum kendimi, çünkü doğru yol yitmişti Böyle çevirmiş Cehennem’in (Inferno) ilk kantosunun ilk üçlüğünü Rekin Teksoy. Evet, başlıyoruz İlahi Komedyaya. Inferno –Cehennem. Tom Hanks’in oynadığı  Yerebatan sarnıcının da olduğu sıkıcı filmi seyrettiyseniz… Continue reading Inferno-1 (Demek İlahi Komedya’yı da Okumaya Niyetlendin!)

Işıkları Söndürürken

Işıkları söndürüyorum yavaş yavaş Serbest kalıyor benim dışımda herkes İsteyen öldürüyor beni İsteyen küfrediyor Rusya'ya Kaplanlar koşuyor miller boyunca Kızıl Ordu bırakmış şarkıları Sanki pazar değil bugün Tek bir şey var görebildiğim Boğulmak yeşil bir cehennemde Seçmek mi daha tehlikeli, boş vermek mi? Yalvarmak mı dönmemesi için dünyaya? Çok mu geç kaldım? Silinmeyecek mi artık… Continue reading Işıkları Söndürürken

İnandığımız Masallar  101– Yaratılışlar (2.Bölüm)

Hatırlar mısınız bilmiyorum, bu serimizin geçen bölümünde Yunan Mitolojisindeki Yaratılış kavramına başlamıştık.  Unuttuysanız (epey bir zaman geçti çünkü) buradan bakabilirsiniz. En son Titanların dönemi başlamış Kronos  kanlı bir şekilde başa geçmişti, bakmaya üşenenler için.  Tabii başa geçtikten sonra verdi sözleri tutmayarak Kyklop’ları ve Hekatonkheir’leri yeniden Tartaros’a göndermişti. Bir de bağrı yanık bir anne vardı hatırlarsınız,… Continue reading İnandığımız Masallar  101– Yaratılışlar (2.Bölüm)

Başka Bir Şey İçin

Sabahın kadife rengi Kalbinin gri ışığı gökteki Tek bir yağmur damlası Yetmiyor getirmeye baharı Söyle o zaman Yağmur altında yürümem için Geceleri rüya görmem için Herkes ve senin gibi Normal bir şiir yazabilmem için Tekrar radyo dinleyebilmem için Herkesin radyo dinlemesi için Belki de 90'lardaki gibi Ölmeden önce okuyabilmem için İlk defa mutlu olabilmek Bilmem… Continue reading Başka Bir Şey İçin

Demek İlahi Komedya’yı da Okumaya Niyetlendin!- Giriş

Bir zamanlar (yaklaşık dört yıl önce ) İlahi Komedya ile ilgili şöyle bir tanıtım yazısı paylaşmışım burada .  O yazıya “Çok bilinen ama okunmayan kitaplar bölümünde bu gün Dante'nin ölümsüz eserini irdelemeye çalışacağız.” diye başlamışım.  Güzel de başlamışım, kitabı (hatta içeriğini) hemen herkes biliyor ama okuyan sayısı halen çok az. Bu yazı ama –başlıkta da… Continue reading Demek İlahi Komedya’yı da Okumaya Niyetlendin!- Giriş

Kutu

Araba toprak yolda yavaş yavaş ilerliyordu. Gözleri kapanmak üzere olmasına rağmen, bazen sinirli bir kişneme, bazen tekere çarpan bir taş bir türlü uyutmuyordu çocuğu. Kafasını tenteden dışarı çıkararak babasına baktı. Yaşlı adam, kendinde miydi anlamadı. Zaten gerek de yoktu uyanık olmasına. Önlerinde hiç bir şey yoktu atların bilmediği. Bozkır, diye düşündü çocuk elini gözlerine siper… Continue reading Kutu

(Benim Gibi ) Aptallar İçin Kolay Felsefe  – 106– Aristo(teles) (ÖA Serisi)

Evet uzun (çooook uzun) bir aradan sonra Yunan Felsefesinin üç büyüklerinin sonuncusu (ama etki olarak en büyüğü) ile karşınızdayız:  Aristo – ya da Aristoteles (Kimsenin ünlü tragedya yazarı Aristophanes ile karıştırmayacağına emin olduğumdan bundan sonra Sokrates ve Platon’un aksine Aristo diyeceğim lakayt olma pahasına) Aristo deyince aklınıza ne geliyor. Filozof? Mantık? Düşünen adam?  Bana aslında… Continue reading (Benim Gibi ) Aptallar İçin Kolay Felsefe  – 106– Aristo(teles) (ÖA Serisi)

Belki

Adım adım uzaklaşıyorum yaşamdan Dünden kalan bir beklenti gibi İnandığım şeyler var elbet benim de Ölüm mesela ya da gereksizliği şiirlerin Ben on dokuz yaşındaken hatırlıyorum, Saçma biriydim bayağı Dağınık saçlara heveslenirdim mesela Dağınık bir hayatım olmasına rağmen Kimseyi kurban etmemiştim aşk için Sevmek göreceliydi hep (hala öyle) Günler hareketli Rüzgar farklı esiyordu galiba o… Continue reading Belki

Dünya

Her yerde saçma bir yağmur Değişmeye çalışıyor dünya belki Harcanmış ömürler cebinde Göz yaşları düşüyor dört bir yandan Canlıların, binaların, tanrıların Ağlıyor her şey durduk yere Hatıralar belki de yerde biriken Onları da atıyor cebine Zor iş tabii bu değişim Emek gerek, heves gerek bir de kurban Olmuyor öyle kollarını dolayıp Ben bıktım sevgilim demekle… Continue reading Dünya

Gecenin Sonuna Yolculuk – Celine

Yeraltı edebiyatı diye adlandırılan bir tür varsa eğer (ki yokmuş, aslen Transgresyonel Kurgu olan tür ülkemizde Ayrıntı Yayınevinin çıkardığı seriyle özdeşleşmiş selpakvari) “Gecenin Sonuna Yolculuk” anladığım kadarıyla bunun ilk örneklerinden biri.  1932’de Fransız okurunun karşısına çıktığında arada bazı bet sesler çıksa da, büyük bir kesim tarafından çığır açıcı olarak görülmüş ve aynı yıl ülkesinde Renaudot… Continue reading Gecenin Sonuna Yolculuk – Celine