Inferno-6 (Demek İlahi Komedya’yı da Okumaya Niyetlendin!)

Üçüncü dairedeydim, sonu olmayan, iri taneli, lanetli soğuk bir yağmur yağıyordu; bu yağmur oldum olası böyle yağıyordu. Evet en son şehvet çemberinde bayılmıştı kahramanımız hatırlarsınız. Şimdi ise Jabba the Hut’ın, 8’inci Henry’nin, Alfred Hitchcock’un ve ülkemizde son dönemde görmeye alıştığımız bolca insanın olduğu bölüm geldik, oburlar cehennemi. Açık konuşmak gerekirse – önceki iki kattaki “celebrity”leri… Continue reading Inferno-6 (Demek İlahi Komedya’yı da Okumaya Niyetlendin!)

Inferno-5 (Demek İlahi Komedya’yı da Okumaya Niyetlendin!)

O dedi ki: “Mutlu günleri anmak acılı günlerde, inan ki acıların en büyüğü, ustan da bilir çok iyi. Merhabalar tekrar, kaç bölümdür niyetleniyoruz Cehenneme girmeye hatta geçen bölümde adım atmıştık ilk çembere, ama Limbo bizim bildiğimiz (tahmin ettiğimiz diyelim daha doğrusu:) cehennemden epeyce farklıydı.  Bu kez tutturduk galiba ikinci çemberde, zaten buraya girişte bir resepsiyonist… Continue reading Inferno-5 (Demek İlahi Komedya’yı da Okumaya Niyetlendin!)

Inferno-4 (Demek İlahi Komedya’yı da Okumaya Niyetlendin!)

Bu yüzden yitiğiz biz, başka bir suçtan değil, tek cezamız umutsuz bir özlemle birlikte yaşamamız. Merhabalar, geçen kantoda Cehennemin kapısından girmiş, tarafsızları görmüş, Acheron’dan karşıya geçerken de bayılmıştık hatırlarsınız.  Böyle birinci tekil (çoğul) şahıs anlatıcı olunca kendimizi Dante’nin yerine koyabiliyorum ben de rahatça. Ve bu kantoda giriyoruz nihayet cehenneme, herkesin beklediği dehşet, işkence,  ateş, kan,… Continue reading Inferno-4 (Demek İlahi Komedya’yı da Okumaya Niyetlendin!)

Inferno-3 (Demek İlahi Komedya’yı da Okumaya Niyetlendin!)

Benden önce her şey sonsuzdu; sonsuza dek süreceğim ben de. İçeri girenler, dışarıda bırakın her umudu Merhabalar, İtalyancadan Türkçeye geçebildim nihayet epigraflarda. Böyle kantoların  temalarına uygun üçlüklerle devam etmek daha iyi olacak sanki. Nihayet gelebildik cehenneme. Kapıda yazanlar- son kısmı-  yukarıda, hemen hepinizin bildiği “abandon ya all hopes” kısmı. Tabii, cehenneme girerken umutlarını bırakmalı insan… Continue reading Inferno-3 (Demek İlahi Komedya’yı da Okumaya Niyetlendin!)

İşte İnsan – Michael Moorcock

Michael Moorcock fantastik  edebiyatın önemli isimlerinden birisi. Hatta Neil Gaiman, Brandon Sanderson, J.G.Ballard ya da R.A.Salvatore gibi bir çok ismin ilham kaynağı kendisi. Bir kaç bilimkurgu kitabı da var, mesela 1967’de en iyi uzun öykü (Novella) dalında Nebula ödülü kazanan “İşte İnsan”. Daha bir çok ödülü var, hayatının bir döneminde müzikle de uğraşmış, çok yönlü… Continue reading İşte İnsan – Michael Moorcock

Inferno-2 (Demek İlahi Komedya’yı da Okumaya Niyetlendin!)

Lo giorno se n'andava, e l'aere bruno toglieva li animai che sono in terra da le fatiche loro; e io sol uno Merhabalar, geçen kantoda İlahi Komedyaya girmiştik hatırlarsınız dağa çıkarken, bu kantoda da özel olarak Cehenneme gireceğiz… diye düşünebilirsiniz ama hala aynı yerdeyiz. Aslında bu iki kanto birbirini tamamlıyor ve kitaba giriş bölümleri. Tabii… Continue reading Inferno-2 (Demek İlahi Komedya’yı da Okumaya Niyetlendin!)

İnandığımız Masallar  101– Yaratılışlar (2.Bölüm)

Hatırlar mısınız bilmiyorum, bu serimizin geçen bölümünde Yunan Mitolojisindeki Yaratılış kavramına başlamıştık.  Unuttuysanız (epey bir zaman geçti çünkü) buradan bakabilirsiniz. En son Titanların dönemi başlamış Kronos  kanlı bir şekilde başa geçmişti, bakmaya üşenenler için.  Tabii başa geçtikten sonra verdi sözleri tutmayarak Kyklop’ları ve Hekatonkheir’leri yeniden Tartaros’a göndermişti. Bir de bağrı yanık bir anne vardı hatırlarsınız,… Continue reading İnandığımız Masallar  101– Yaratılışlar (2.Bölüm)

Kutu

Araba toprak yolda yavaş yavaş ilerliyordu. Gözleri kapanmak üzere olmasına rağmen, bazen sinirli bir kişneme, bazen tekere çarpan bir taş bir türlü uyutmuyordu çocuğu. Kafasını tenteden dışarı çıkararak babasına baktı. Yaşlı adam, kendinde miydi anlamadı. Zaten gerek de yoktu uyanık olmasına. Önlerinde hiç bir şey yoktu atların bilmediği. Bozkır, diye düşündü çocuk elini gözlerine siper… Continue reading Kutu

(Benim Gibi ) Aptallar İçin Kolay Felsefe  – 106– Aristo(teles) (ÖA Serisi)

Evet uzun (çooook uzun) bir aradan sonra Yunan Felsefesinin üç büyüklerinin sonuncusu (ama etki olarak en büyüğü) ile karşınızdayız:  Aristo – ya da Aristoteles (Kimsenin ünlü tragedya yazarı Aristophanes ile karıştırmayacağına emin olduğumdan bundan sonra Sokrates ve Platon’un aksine Aristo diyeceğim lakayt olma pahasına) Aristo deyince aklınıza ne geliyor. Filozof? Mantık? Düşünen adam?  Bana aslında… Continue reading (Benim Gibi ) Aptallar İçin Kolay Felsefe  – 106– Aristo(teles) (ÖA Serisi)

Gecenin Sonuna Yolculuk – Celine

Yeraltı edebiyatı diye adlandırılan bir tür varsa eğer (ki yokmuş, aslen Transgresyonel Kurgu olan tür ülkemizde Ayrıntı Yayınevinin çıkardığı seriyle özdeşleşmiş selpakvari) “Gecenin Sonuna Yolculuk” anladığım kadarıyla bunun ilk örneklerinden biri.  1932’de Fransız okurunun karşısına çıktığında arada bazı bet sesler çıksa da, büyük bir kesim tarafından çığır açıcı olarak görülmüş ve aynı yıl ülkesinde Renaudot… Continue reading Gecenin Sonuna Yolculuk – Celine