İnandığımız Masallar  101– Yaratılışlar (2.Bölüm)

Hatırlar mısınız bilmiyorum, bu serimizin geçen bölümünde Yunan Mitolojisindeki Yaratılış kavramına başlamıştık.  Unuttuysanız (epey bir zaman geçti çünkü) buradan bakabilirsiniz. En son Titanların dönemi başlamış Kronos  kanlı bir şekilde başa geçmişti, bakmaya üşenenler için.  Tabii başa geçtikten sonra verdi sözleri tutmayarak Kyklop’ları ve Hekatonkheir’leri yeniden Tartaros’a göndermişti. Bir de bağrı yanık bir anne vardı hatırlarsınız,… Continue reading İnandığımız Masallar  101– Yaratılışlar (2.Bölüm)

Kutu

Araba toprak yolda yavaş yavaş ilerliyordu. Gözleri kapanmak üzere olmasına rağmen, bazen sinirli bir kişneme, bazen tekere çarpan bir taş bir türlü uyutmuyordu çocuğu. Kafasını tenteden dışarı çıkararak babasına baktı. Yaşlı adam, kendinde miydi anlamadı. Zaten gerek de yoktu uyanık olmasına. Önlerinde hiç bir şey yoktu atların bilmediği. Bozkır, diye düşündü çocuk elini gözlerine siper… Continue reading Kutu

(Benim Gibi ) Aptallar İçin Kolay Felsefe  – 106– Aristo(teles) (ÖA Serisi)

Evet uzun (çooook uzun) bir aradan sonra Yunan Felsefesinin üç büyüklerinin sonuncusu (ama etki olarak en büyüğü) ile karşınızdayız:  Aristo – ya da Aristoteles (Kimsenin ünlü tragedya yazarı Aristophanes ile karıştırmayacağına emin olduğumdan bundan sonra Sokrates ve Platon’un aksine Aristo diyeceğim lakayt olma pahasına) Aristo deyince aklınıza ne geliyor. Filozof? Mantık? Düşünen adam?  Bana aslında… Continue reading (Benim Gibi ) Aptallar İçin Kolay Felsefe  – 106– Aristo(teles) (ÖA Serisi)

Gecenin Sonuna Yolculuk – Celine

Yeraltı edebiyatı diye adlandırılan bir tür varsa eğer (ki yokmuş, aslen Transgresyonel Kurgu olan tür ülkemizde Ayrıntı Yayınevinin çıkardığı seriyle özdeşleşmiş selpakvari) “Gecenin Sonuna Yolculuk” anladığım kadarıyla bunun ilk örneklerinden biri.  1932’de Fransız okurunun karşısına çıktığında arada bazı bet sesler çıksa da, büyük bir kesim tarafından çığır açıcı olarak görülmüş ve aynı yıl ülkesinde Renaudot… Continue reading Gecenin Sonuna Yolculuk – Celine

Paraya Sıkışmak

Oturuyorum, bir şeyler yazmaya çabalıyorum. Önce bir resim çizmem lazım,  ama her zamanki gibi kafamda. Başka türlü yazamıyorum bu aralar, yazar tıkanması denilen şey herhalde – ya da yazmaya çalışırken bataklığa saplanmak, bilemiyorum. Neyse bomboş bir kağıt var karşımda. Önce bir yol çizelim, her şey yollarla var çünkü, hayat da bir yol değil mi hem,… Continue reading Paraya Sıkışmak

Gizli Kusur – Thomas Pynchon

Thomas Pynchon’un Türkçeye çevrilen ikinci kitabı 2009 yılında yazdığı Gizli Kusur (Inherent Vice) oldu. 46 Numaralı Parçanın Nidası‘nda olduğu gibi yine Feride Evren Sezer’in çevirisiyle İthaki yayınlarından çıkan kitabın 2014 yılında Paul Thomas Anderson imzasıyla filmi de yapılmıştı. Yazarın şu ana kadar filme çekilen ilk kitabı bu. Ülkemizde ne yazık ki Thomas Pynchon ismini bilen… Continue reading Gizli Kusur – Thomas Pynchon

Şiirin Peşinde

Tarifsiz bir şekilde maviye doğru kayıyordu her şey. Kaç veziri daha feda etmem gerek dedim. Kraliçe biliyorsun, diye düzeltti beni. Ne alakası vardı? Ne alakası var dedim, kimi öldürmemi istiyorsun? Uyumak istiyorum sadece dedi. Hepimiz istiyorduk uyumayı, ama önce başka bir şey vardı. Yerçekimi için bir aşk şarkısı yazmalıydım ben sabaha kadar, başlamamıştım ama henüz.… Continue reading Şiirin Peşinde

Cumhuriyet’e

Günaydın Cumhuriyet. Gerçi sana dede demem lazım galiba ya da nine demem (İki yıl sonra dalya diyeceksin en amiyane tabirle). Aslında puantiyeli elbisesiyle "Liberte, Egalite, Frantelite" diye Fransız bayrağını neşeyle sallayan Republique'nin yanında seni hep bıyıklı bir erkek olarak düşündüm ben. Bıyığının şekli dönemden döneme değişse de o kızgın bakışların sadece doğum günlerinde yumuşuyordu sanki.… Continue reading Cumhuriyet’e

Yarılan Kafa ve Akıp Giden Bilinç (A Rh+)

Farklı insanlar için farklı hızlarla döner dünya. Uzak mesafelerde çember çizmek daha kolaydır belki de. Frene basan da olmadığı için hiç bir şey gerçek değilmiş gibi gelir insana.Hiçbir şey sizi kurtaramazsa ne kadar çok şey bildiğinizin ya da ne okuduğunuzun ne önemi kalır, ya da kaç defa ne yazdığınızın bir metin içinde. En baştan başlayalım… Continue reading Yarılan Kafa ve Akıp Giden Bilinç (A Rh+)

İnandığımız Masallar 101 – Yaratılışlar (1. Bölüm) (Ö.A. Serisi)

Başlangıçlar önemlidir. Yaratılışlar da öyle. Tüm uygarlıklar öncelikle bir yaratılış hikayesi bulmuş kendilerine. Galiba herkes düşünmeye başladığında, ilk önce nereden geldik diye soruyor kendilerine. Semavi dinlerinkini biliyorsunuz zaten. Altı günde yaratmış Tanrı/Allah her şeyi, yedinci gün dinlenmiş. Çok daha uzuyor tabi, şekilleniyor dinine göre. Şeytan bazen bir isyankar melek oluyor ademe direnen, Liliith çıkıyor bazen… Continue reading İnandığımız Masallar 101 – Yaratılışlar (1. Bölüm) (Ö.A. Serisi)